Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi İbrahim Emir Çolak ve Diğerleri Kararı 2021/5654 B.

Anayasa Mahkemesi İbrahim Emir Çolak ve Diğerleri Kararı 2021/5654 B.

Bu karar, idarenin hizmet kusurunun olay anında bilinemediği durumlarda, tam yargı davası açma süresinin olayın gerçekleştiği tarihten itibaren katı bir şekilde başlatılamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, terör saldırıları gibi son derece karmaşık olaylarda idarenin muhtemel ihmalinin (örneğin istihbarat zafiyeti) ancak yıllar sonra açılan ceza davalarıyla gün yüzüne çıkabileceğini kabul etmiştir. Bu nedenle hak sahiplerinin dava açma hakkının, kusuru idrak ettikleri ve öğrendikleri tarihte başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, yaşam hakkı ihlallerine ilişkin açılan tazminat davalarında derece mahkemelerinin ceza soruşturmalarındaki çok açık bulguları ve idari teftiş raporlarını göz ardı ederek yüzeysel ret kararları vermesinin yaşam hakkının usul boyutunu zedelediği kuvvetle vurgulanmıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/5654
Karar Tarihi 14.10.2025
Taraf İbrahim Emir Çolak ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hizmet kusuru sonradan öğrenilirse dava süresi uzar.
  • gavel Yaşam hakkı ihlallerinde özenli adli inceleme şarttır.
  • gavel İdarenin ihmali yargılamada titizlikle değerlendirilmek zorundadır.
  • gavel Katı usul yorumları mahkemeye erişim hakkını zedeler.

Bu karar, idarenin hizmet kusurunun olay anında bilinemediği durumlarda, tam yargı davası açma süresinin olayın gerçekleştiği tarihten itibaren katı bir şekilde başlatılamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, terör saldırıları gibi son derece karmaşık olaylarda idarenin muhtemel ihmalinin (örneğin istihbarat zafiyeti) ancak yıllar sonra açılan ceza davalarıyla gün yüzüne çıkabileceğini kabul etmiştir. Bu nedenle hak sahiplerinin dava açma hakkının, kusuru idrak ettikleri ve öğrendikleri tarihte başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, yaşam hakkı ihlallerine ilişkin açılan tazminat davalarında derece mahkemelerinin ceza soruşturmalarındaki çok açık bulguları ve idari teftiş raporlarını göz ardı ederek yüzeysel ret kararları vermesinin yaşam hakkının usul boyutunu zedelediği kuvvetle vurgulanmıştır.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, idari yargıda tam yargı davaları için öngörülen sürelerin hesaplanmasında aşırı şekilciliğin ve katı uygulamaların önüne geçmektedir. Vatandaşların, devletin hizmet kusurunu henüz bilmedikleri ve bilemeyecekleri bir evrede dava açmaya zorlanması veya süre aşımı gerekçesiyle mahkeme kapılarının yüzlerine kapatılması hak ihlali sayılacaktır. Özellikle büyük terör olayları sonrasında idareyle imzalanan matbu sulhnamelerin, sonradan mahkeme kararlarıyla ortaya çıkan ağır hizmet kusurlarına dayalı ek tazminat taleplerini engellemeyeceği ilkesi sağlamlaştırılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde meydana gelen ve elli bir kişinin hayatını kaybettiği bombalı terör saldırısında, başvurucuların eşi ve babası olan kişi de yaşamını yitirmiştir. Olayın hemen ardından başvurucular, idare ile bir sulhname imzalayarak terör zararları kapsamında kanuni maddi tazminatlarını almışlardır. Ancak aradan geçen zaman zarfında, saldırıdan önce istihbarat bilgisinin emniyet birimlerine açıkça ulaştığı ve yetkililerin gerekli önlemleri almadığı ortaya çıkmış, ilgili kamu görevlileri hakkında ceza davası açılmıştır. İdarenin ağır hizmet kusurunu bu vesileyle öğrenen başvurucular, İçişleri Bakanlığı ile Hatay Valiliğine karşı yeniden maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. İdare mahkemesi maddi tazminat davasını süre aşımı ile sulhname imzalandığı gerekçesiyle reddetmiş, manevi tazminatı ise yalnızca kısmen kabul etmiştir. Başvurucular, idarenin kusurunun olaydan çok sonra ortaya çıkmasına rağmen davanın süre yönünden reddedilmesinin ve davanın yıllarca sürmesinin hak ihlali olduğunu iddia ederek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 hükmünde düzenlenen yaşam hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 hükmünde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı kurallarını temel almıştır.

İdare hukukunda, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle açılan tam yargı davalarının süresi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13 hükmünde düzenlenmiştir. Kural olarak ilgililerin, idari eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmaları gerekmektedir. Ancak yerleşik içtihat prensiplerine göre, idari eylemin ya da illiyet bağının olaydan çok sonra anlaşıldığı veya adli soruşturmalarla ancak sonradan ortaya konulabildiği durumlarda, dava açma süresinin hak sahibinin durumu henüz bilmediği bir dönemde işlemeye başlaması ölçülülük ilkesini zedeler. Bu tür istisnai durumlarda dava açma süresi, hizmet kusurunun kesin olarak öğrenildiği tarihten itibaren başlatılmalıdır.

Bununla beraber, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında idareyle sulhname imzalanması, idarenin kusursuz sorumluluğu (sosyal risk) kapsamında yapılan bir ödemedir. Olayda idarenin ağır hizmet kusurunun bulunması hâlinde, kusur sorumluluğuna dayalı olarak genel hükümler çerçevesinde dava açılmasına engel teşkil etmez. Yaşam hakkının usul boyutu gereği, idari yargı makamlarının ceza davalarındaki bu kusur tespitlerini kararlarında tartışmaları zorunludur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle yaşam hakkının usul boyutunu değerlendirmiştir. Reyhanlı saldırısına ilişkin mülkiye müfettişi raporlarında ve ilgili emniyet personeli hakkında açılan, ardından mahkûmiyetle sonuçlanan ceza davasında; eylemden önce istihbarat teşkilatı tarafından bombalı araçların plaka ve özelliklerinin emniyete bildirildiği tespit edilmiştir. İlgili kolluk görevlilerinin bu hayati istihbari bilgiye yeterli önemi vermediği ve eyleme karşı gerekli tedbirleri almadığı açıkça saptanmıştır. Buna rağmen idare mahkemesinin ve sonrasında Danıştayın, ceza soruşturmasındaki somut delilleri ve resmi müfettiş raporunu irdelemeden, sırf olayın terör eylemi olmasından yola çıkarak idarenin hizmet kusuru bulunmadığı şeklinde gerekçesiz bir karara varması anayasal ihlal sayılmıştır. Bu yaklaşımın, yaşam hakkının korunması bakımından mahkemelerden beklenen derinlik ve özen şartını sağlamadığı belirlenmiştir.

Mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılan incelemede ise idari yargı mercilerinin dava açma süresini saldırının gerçekleştiği veya sulhnamenin imzalandığı 2013 yılından başlatması aşırı şekilci bir uygulama olarak değerlendirilmiştir. Başvurucuların, ölüme sebebiyet veren terör olayındaki istihbarat zafiyetini ve idarenin eylemsizliğini olay anında bilmesi hayatın olağan akışında mümkün değildir. İdarenin ağır hizmet kusuru ancak 2015 yılında açılan ceza davasıyla kamuoyuna yansımış ve mağdurlar tarafından öğrenilmiştir. Bu yalın gerçeğe rağmen, başvuru süresinin olayın gerçekleştiği en baştaki tarihten başlatılarak davanın süre aşımından reddedilmesi, başvuruculara orantısız bir yük getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının usul boyutunun ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Devletin ihmalini yıllar sonra öğrendim, dava açma sürem geçmiş mi sayılır? expand_more
İdarenin hizmet kusurunun olay anında bilinemediği durumlarda, tazminat davası açma süresi olayın gerçekleştiği tarihten itibaren başlatılamaz. Anayasa Mahkemesi kararına göre, vatandaşların devletin kusurunu henüz bilemeyecekleri bir aşamada dava açmaya zorlanması veya sürenin kaçırıldığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi mahkemeye erişim hakkının ihlalidir. İdarenin eylemsizliği veya ihmali sonradan açılan bir adli soruşturmayla ortaya çıkmışsa, dava açma süreniz bu kusuru kesin olarak öğrendiğiniz tarihten itibaren işlemeye başlar.
Terör tazminatı alıp devlete imza verdim, sonradan dava açabilir miyim? expand_more
Evet, şartları oluştuğunda açabilirsiniz. Terör olayları sonrasında 5233 sayılı Kanun kapsamında idareyle imzaladığınız matbu sulhnameler, idarenin kusursuz sorumluluğu kapsamında yapılan ödemelerdir. Şayet olayın gerçekleşmesinde idarenin istihbarat zafiyeti gibi ağır bir hizmet kusuru olduğu sonradan mahkeme kararlarıyla ortaya çıkarsa, daha önce sulhname imzalamış olmanız, idarenin kusuruna dayalı ek tazminat davası açmanıza engel teşkil etmez.
Mahkeme, memurun ceza aldığı belgeleri görmezden gelip davamı reddedebilir mi? expand_more
Hayır, reddedemez. Anayasa Mahkemesi, idari yargı mercilerinin ceza soruşturmalarındaki açık bulguları, resmi müfettiş raporlarını ve memurların mahkûmiyet kararlarını göz ardı ederek yüzeysel ret kararları vermesini yaşam hakkının usul boyutunun ihlali olarak değerlendirmektedir. İdari mahkemeler, sırf olayın bir terör eylemi olmasından yola çıkarak idarenin sorumluluktan kurtulduğuna karar veremez; ceza davalarındaki kusur tespitlerini kararlarında derinlemesine ve titizlikle tartışmak zorundadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir