Anasayfa Karar Bülteni AİHM | KOOMEN | BN. 298/15

Karar Bülteni

AİHM KOOMEN BN. 298/15

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 4. Bölüm
Başvuru No 298/15
Karar Tarihi 20.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • Ölümcül güç kullanımı mutlak zorunluluk taşımalıdır.
  • Meşru müdafaa anındaki algı dikkate alınır.
  • Kolluk eylemleri bağımsız mercilerce soruşturulmalıdır.
  • Soruşturmada kurumsal bağımsızlık esastır.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi kapsamında güvence altına alınan yaşam hakkının hem maddi hem de usul boyutlarına ilişkin son derece önemli değerlendirmeler içermektedir. Karar, bir kolluk görevlisinin görevini ifa ederken maruz kaldığı ağır ve ani bir saldırı karşısında, kendi hayatını korumak amacıyla başvurduğu ölümcül güç kullanımının "mutlak zorunluluk" kriterini karşılayıp karşılamadığını irdelemektedir. Mahkeme, olayın meydana geliş şeklini ve polis memurunun o anki kişisel algısını dikkate alarak, arbede sırasında uyarı ateşi açılmasının meşru müdafaa kapsamında kaldığına ve dolayısıyla maddi yönden bir ihlal bulunmadığına hükmetmiştir. Ölümcül gücün hangi şartlar altında orantılı kabul edilebileceği konusunda önemli bir referanstır.

Öte yandan karar, yaşam hakkının usul boyutu açısından kolluk kuvvetlerinin karıştığı ölümlü olaylarda yürütülmesi gereken soruşturmaların niteliğine dair emsal teşkil eden ilkeler ortaya koymaktadır. Karar, soruşturmayı yürüten birimlerin olaya karışan polis biriminden hiyerarşik ve kurumsal olarak tamamen bağımsız olması gerektiğinin altını çizmektedir. Olayın farklı ve özerk birimler tarafından, kamera kayıtları ve olay yeri canlandırması gibi objektif delillere dayanılarak soruşturulması, bağımsızlık ve etkililik kriterlerinin sağlandığına işaret etmiştir. Bu yönüyle karar, benzer davalarda polis şiddeti ve meşru müdafaa iddialarının nasıl incelenmesi gerektiği konusunda hem ulusal hem de uluslararası yargı mercileri için temel ve yön gösterici bir belge niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, 14 Mayıs 2011 tarihinde Hollanda'nın Amsterdam şehrinde meydana gelen bir arbede sırasında polis memuru B.'nin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Michael Koomen'in anne ve babasıdır. Olay günü, amatör bir futbol takımının şampiyonluk kutlamaları sırasında polis memuru B., gruptaki iki kişiyi kamuya açık alanda sarhoşluk gerekçesiyle gözaltına almak istemiştir. Bu sırada gruptaki diğer kişilerin polise saldırmasıyla ciddi bir arbede çıkmıştır. Polis memuru, aracının içine doğru itilmiş, boğazı sıkılmış ve tekmelenmiştir. Hayati tehlike altında olduğunu hisseden polis memuru, saldırıyı durdurmak için uyarı ateşi açmak istemiş, ancak silahından çıkan kurşun o sırada ortamı sakinleştirmeye çalışan Michael Koomen'e isabet ederek ölümüne yol açmıştır. Başvurucular, çocuklarının ölümüne neden olan güç kullanımının orantısız ve gereksiz olduğunu, ayrıca olayla ilgili yürütülen soruşturmanın taraflı ve yetersiz olduğunu ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkını güvence altına alan 2. maddesini merkeze almıştır. Bu madde uyarınca, bir kişinin hayatına son verilmesi ancak "bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı korunması" amacıyla ve "mutlaka gerekli olanı aşmayan bir güç kullanımı" sonucunda meydana gelmişse Sözleşme'ye aykırı sayılmamaktadır. Mahkeme'nin yerleşik içtihatlarına göre, bu tür durumlarda kolluk görevlilerinin eylemleri sadece geriye dönük bir bakış açısıyla değil, olayın gerçekleştiği andaki koşullar, maruz kalınan stres ve görevlinin o anki haklı inancı çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Olayın meydana geldiği Hollanda'nın iç hukuku bağlamında ise, Hollanda Ceza Kanunu m.41 kapsamında düzenlenen meşru müdafaa (noodweer) hükümleri dikkate alınmıştır. Söz konusu maddeye göre, kişinin kendisinin veya başkasının fiziksel bütünlüğüne yönelik derhal gerçekleşen hukuka aykırı bir saldırıyı defetmek için zorunlu olan eylemler cezalandırılamaz. Ayrıca, kasten insan öldürme suçunu düzenleyen Hollanda Ceza Kanunu m.287 ve tasarlayarak öldürmeyi düzenleyen Hollanda Ceza Kanunu m.289 hükümleri de olayla ilgili yürütülen ceza soruşturmalarının yasal dayanağını oluşturmuştur.

Soruşturmanın usuli boyutu açısından ise, polis memurlarının güç kullanımını soruşturma usullerini belirleyen ulusal nitelikteki Polis Güç Kullanımının Soruşturulmasına İlişkin Talimatname kuralları uygulanmıştır. Bu talimatname, polisin karıştığı ölümlü olayların, olaya karışan polis biriminden tamamen bağımsız olan Ulusal Kriminal Soruşturma Dairesi (NCID) tarafından yürütülmesini emretmektedir. Ayrıca adli tıp incelemelerinin olayın gerçekleştiği bölge dışındaki tarafsız bir polis birimi tarafından yapılmasını şart koşmaktadır. Soruşturma sonuçlarına ve takipsizlik kararlarına itiraz süreçleri ise Ceza Muhakemesi Kanunu m.12 çerçevesinde yürütülmüş ve yargısal denetim bu madde uyarınca sağlanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yaşam hakkının maddi boyutuna ilişkin olarak, polis memuru B.'nin olay anında kendi yaşamına yönelik ciddi bir tehdit algıladığına ikna olmuştur. Kamera kayıtları ve olay yeri canlandırmalarından elde edilen deliller, polis memurunun saldırganlar tarafından aracın dar alanına sıkıştırıldığını, bir kişinin boynunu sıktığını ve diğerinin aralıksız tekmelediğini açıkça göstermektedir. Memur B., önce itme, cop kullanma gibi giderek artan şiddette yöntemlere başvurmuş, ancak saldırıyı defedememiştir. Biber gazı veya polis köpeği kullanımının o dar alanda kendisi ve diğerleri için daha büyük riskler yaratacağını değerlendirmiştir. Uyarı ateşi açmak dışında bir seçeneğinin kalmadığı o anki koşullar altında makul bulunmuştur. Olayı yatıştırmaya çalışan Michael Koomen'in kaza kurşunuyla hayatını kaybetmesi son derece trajik olmakla birlikte, Mahkeme, polis memurunun hukuka aykırı bir şiddete karşı kendisini savunurken kullandığı gücün "mutlak zorunluluk" taşıdığını ve Sözleşme'nin 2. maddesinin maddi boyutunun ihlal edilmediğini tespit etmiştir.

Yaşam hakkının usul boyutu açısından ise Mahkeme, yürütülen soruşturmanın etkililiğini ve bağımsızlığını incelemiştir. Soruşturma, olayın hemen ardından Ulusal Kriminal Soruşturma Dairesi (NCID) tarafından derhal başlatılmıştır. Adli tıp incelemeleri, tarafsızlığı sağlamak amacıyla Amsterdam polis gücü yerine olay bölgesi dışındaki Utrecht polis gücü tarafından yapılmıştır. Başvurucuların iddialarının aksine, Amsterdam yerel polisinin sadece olaya karışan sivillerin suçlarını soruşturduğu, bu durumun NCID'nin bağımsızlığını zedelemediği görülmüştür. Ayrıca, Temyiz Mahkemesi'nin kararını sadece polis memurunun beyanlarına değil, büyük ölçüde objektif kamera kayıtlarına ve olay yeri canlandırmasına dayandırdığı anlaşılmıştır. Başvurucular, soruşturmanın her aşamasında özel olarak görevlendirilen bir irtibat görevlisi vasıtasıyla bilgilendirilmişlerdir. Savcı L.'nin bağımsızlığına yönelik itirazlar da yerinde görülmemiş, söz konusu savcının olaya karışan polis birimiyle herhangi bir hiyerarşik veya fiili bağı bulunmadığı saptanmıştır. Soruşturmanın tüm aşamaları, olayların aydınlatılması ve sorumluluğun tespiti için gerekli tarafsızlık ve derinlikte yürütülmüştür.

Sonuç olarak AİHM 4. Bölümü, başvuruya konu olayda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2. maddesi kapsamında güvence altına alınan yaşam hakkının maddi ve usul yönlerinden ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: