Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Adem Şimşek ve Diğerleri Kararı 2023/108404 B.

Anayasa Mahkemesi Adem Şimşek ve Diğerleri Kararı 2023/108404 B.

Bu karar hukuken, kamulaştırma süreçlerinde vatandaşlara ödenmesi gereken bedellerin gecikmesi ve enflasyonist ortamda ciddi değer kaybına uğramasının mülkiyet hakkına doğrudan bir müdahale olduğunu bir kez daha kesin bir dille teyit etmektedir. Mahkeme, kamulaştırma mekanizmalarını işleten idare tarafından makul sürede ve gerçek değer üzerinden ödeme yapılmamasının, mülk sahibine şahsi ve orantısız bir külfet yüklediğini açıkça ortaya koymuştur. Kararın bir diğer önemli hukuki boyutu ise usul hukukuna ilişkindir; bireysel başvuru hakkının kullanımında dürüstlük kuralına mutlak surette uyulmasının zorunlu olduğu, başvuru tarihinden önce vefat etmiş bir kişi adına yasal temsilcisi tarafından başvuru yapılmasının hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğu vurgulanarak çok net bir sınır çizilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/108404
Karar Tarihi 06.01.2026
Taraf Adem Şimşek ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal / Başvurunun Reddi / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Ölen kişi adına bireysel başvuru yapılamaz.
  • gavel Ölü kişi adına başvuru hakkın kötüye kullanımıdır.
  • gavel Kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erimesi mülkiyeti ihlal eder.
  • gavel Bedel tespitinde gerçek değerin ödenmesi anayasal güvencedir.

Bu karar hukuken, kamulaştırma süreçlerinde vatandaşlara ödenmesi gereken bedellerin gecikmesi ve enflasyonist ortamda ciddi değer kaybına uğramasının mülkiyet hakkına doğrudan bir müdahale olduğunu bir kez daha kesin bir dille teyit etmektedir. Mahkeme, kamulaştırma mekanizmalarını işleten idare tarafından makul sürede ve gerçek değer üzerinden ödeme yapılmamasının, mülk sahibine şahsi ve orantısız bir külfet yüklediğini açıkça ortaya koymuştur. Kararın bir diğer önemli hukuki boyutu ise usul hukukuna ilişkindir; bireysel başvuru hakkının kullanımında dürüstlük kuralına mutlak surette uyulmasının zorunlu olduğu, başvuru tarihinden önce vefat etmiş bir kişi adına yasal temsilcisi tarafından başvuru yapılmasının hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğu vurgulanarak çok net bir sınır çizilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, özellikle acele kamulaştırma ve el atma davalarında hükmedilen bedellerin güncel ekonomik koşullar altında yetersiz kalması ve değer kaybına uğraması iddialarında mülk sahipleri lehine son derece güçlü bir dayanak oluşturacaktır. Vatandaşların geç ödemeler nedeniyle yüksek enflasyon karşısında ezdirilmemesi gerektiği yönündeki yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihadı iyice pekiştirilmiştir. Öte yandan, yargılamayı takip eden avukatların başvuru öncesi müvekkillerinin sağ olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğüne dikkat çekilmiş olması, uygulayıcılar açısından kritik bir mesleki özen standardı belirlemektedir. Bu kuralı ihlal eden vekillere disiplin para cezası uygulanması ve durumun bağlı bulunulan Baroya bildirilmesi, uygulamada idari mercileri ve mahkemeleri yanıltıcı eylemlere karşı ciddi bir caydırıcılık sağlayacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, Samsun ilinin İlkadım ilçesinde hissedarı oldukları taşınmazın, sanayi gelişim alanı projesi kapsamında Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından acele kamulaştırılması işleminin ardından tespit edilen kamulaştırma bedelinin bölgedeki emsallerine göre oldukça düşük belirlendiğini iddia ederek itiraz sürecini başlatmışlardır. Taraflar arasında kamulaştırma bedeli konusunda uzlaşma sağlanamaması üzerine TOKİ tarafından bedel tespiti ve tescil davası açılmıştır. Yerel mahkemece yapılan yargılamada tespit edilen kamulaştırma bedeline uygulanan faizin başlangıç tarihinin ve oranının düşük olması sebebiyle, ödenen nihai bedelin enflasyon karşısında önemli ölçüde eridiği öne sürülmüştür. Ayrıca başvurucular, tüm bu hukuki süreçlerin ve yargılamanın gereğinden fazla uzun sürdüğünü iddia etmişlerdir. Özetle başvurucular; kamulaştırma bedelinin yetersizliği, enflasyon karşısındaki değer kaybı ve makul süreyi aşan yargılama sebepleriyle anayasal mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle usul yönünden 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.51 ve İçtüzük hükümlerine dayanarak bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması yasağını detaylıca ele almıştır. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edildiği iddia edilen kişinin başvuru öncesinde ölmesi durumunda, ölen kişi adına vekili veya başkası tarafından bireysel başvuru yapılmasının hukuken mümkün olmadığı ilkesi hatırlatılmıştır. Bu yasağa uyulmaması ve mahkemenin yanıltılması hâlinde avukata disiplin para cezası uygulanabileceği kuralı işletilmiştir.

Mülkiyet hakkı ekseninde yapılan esasa yönelik incelemede ise Anayasa m.35 (mülkiyet hakkı) ve Anayasa m.46 (kamulaştırma) hükümleri temel alınmıştır. Kamulaştırma işlemlerinde taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesinin mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvence olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, taşınmaz bedel tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirdiğine işaret etmiş ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamındaki bedel belirleme süreçlerinde Anayasa Mahkemesinin rolünün yalnızca gerçek değerin ödenmesini temin edecek usullerin işletilip işletilmediğini denetlemekle sınırlı olduğunu vurgulamıştır.

Ayrıca, kamulaştırma bedellerinin gecikme ve faiz politikaları nedeniyle enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması meselesinde, bu değer kaybının malik üzerinde şahsi ve olağan dışı bir külfet oluşturamayacağı prensibi uygulanmıştır. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde ise, 7499 sayılı Kanun ile değişik 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun Geçici m.3 ve Ek m.5/A gereğince, Anayasa Mahkemesinde derdest olan bu tür başvurularda öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesinin zorunlu olduğu, bu yol tüketilmeden bireysel başvuru yapılamayacağı kuralı belirtilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvuruculardan Hava Kızkaya'nın bireysel başvuru yapılmadan çok daha önce vefat ettiğini UYAP sistemi üzerinden tespit etmiştir. Vefat eden müvekkil adına avukatı tarafından Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması ve bu ölüm olayının gizlenmesi, mahkemeyi yanıltıcı davranış ve bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılması olarak nitelendirilmiştir. Bu nedenle başvuru bu kişi yönünden reddedilmiş, ilgili avukat hakkında 2.000 TL disiplin para cezası verilmesine ve durumun bağlı bulunduğu baroya bildirilmesine hükmedilmiştir.

Diğer başvurucular yönünden yapılan esasa ilişkin incelemede, taşınmazın kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiği iddiası değerlendirilmiştir. Yerel mahkemenin, bilirkişi raporları eşliğinde yeterli emsal karşılaştırması yaparak ilgili ve yeterli gerekçeyle gerçek değeri tespit ettiği anlaşıldığından, Anayasa Mahkemesi bu yöndeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez ilan etmiştir. Ancak, yargılama neticesinde hükmedilen kamulaştırma fark bedelinin ödenmesinde yaşanan gecikmeler ve mevzuatta öngörülen yasal faiz oranı dikkate alınarak yapılan hesaplamada, ödenen bedelin enflasyon karşısında yaklaşık %32,90 oranında ciddi bir değer kaybına uğradığı saptanmıştır. Mahkeme, bu yüksek orandaki erimenin, kamulaştırma mağduru mülk sahiplerine olağan dışı ve aşırı bir ekonomik külfet yüklediğini, kamunun yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin bozulduğunu tespit etmiştir. Makul sürede yargılanma şikâyeti ise yeni kanuni düzenlemeler ışığında öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiğinden başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Kamulaştırma param geç yattı, enflasyonda eridi. Ne yapabilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesinin emsal içtihatlarına göre, kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi ve uygulanan yasal faizin enflasyon oranının altında kalması nedeniyle alacağınızın değer kaybetmesi mülkiyet hakkının ihlalidir. Mahkeme, enflasyon kaynaklı erimenin (örneğin somut olayda tespit edilen %32,90 oranındaki değer kaybının) malik üzerinde olağan dışı ve aşırı bir ekonomik külfet yüklediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu tarz gecikmelerin mülkiyet hakkınız ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi bozduğu gerekçesiyle bireysel başvuru yoluyla hakkınızı aramanız ve ihlal kararı almanız mümkündür.
Vefat eden babam adına Anayasa Mahkemesine başvuru yapabilir miyim? expand_more
Hayır, bireysel başvuru yapılmadan önce vefat etmiş bir kişi adına, yasal temsilcisi veya avukatı aracılığıyla başvuru yapılması hukuken mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi, bu durumu hakkın açıkça kötüye kullanılması ve mahkemeyi yanıltıcı davranış olarak değerlendirmektedir. Vefatın gizlenerek bu yola başvurulması halinde başvuru derhal reddedilir, ayrıca dosyayı takip eden avukata disiplin para cezası uygulanır ve durum bağlı bulunduğu baroya bildirilir. Hak arama süreci sağ olan yasal mirasçılar üzerinden kendi adlarına yürütülmelidir.
Davam çok uzun sürdü, tazminat için direkt AYM'ye mi gitmeliyim? expand_more
Hayır, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine başvuru yapamazsınız. Mevzuatta yapılan yeni yasal düzenlemelere göre, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle doğan tazminat talepleriniz için öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna müracaat etmeniz kanuni bir zorunluluktur. Bu idari başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle usulden kabul edilemez bulunmaktadır.
Devlet arazime az değer biçti, AYM bu kararı bozar mı? expand_more
Anayasa Mahkemesinin görevi kamulaştırma bedelini yeniden hesaplamak veya teknik bir bilirkişi gibi gayrimenkulünüze doğrudan değer biçmek değildir. Yerel mahkeme yargılama sırasında bilirkişi raporları eşliğinde yeterli emsal karşılaştırması yapmış ve kararını ilgili, yeterli gerekçelere dayandırmışsa, bedelin düşüklüğüne ilişkin iddialar Anayasa Mahkemesi tarafından açıkça dayanaktan yoksun bulunarak reddedilmektedir. Mahkemenin temel rolü, bedel belirleme süreçlerinde tarafınıza gerçek değerin ödenmesini temin edecek adil usullerin işletilip işletilmediğini denetlemekle sınırlıdır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir