Karar Bülteni
AYM Mehmet Fatih Bulut vd. BN. 2021/48895
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/48895 |
| Karar Tarihi | 27.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- OHAL işlemleri yargısal denetime tabi tutulmalıdır.
- Davaların komisyona gönderilmemesi hak ihlali oluşturur.
- Mahkemeye erişim hakkı keyfiliğe karşı korunmalıdır.
- Usulden ret kararları adalete erişimi engellememelidir.
Bu karar, olağanüstü hâl (OHAL) döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) doğrudan tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetimi açısından kritik bir anlam taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemelerinin idarenin takdir yetkisi olmadığı ve işlemin doğrudan KHK'dan kaynaklandığı gerekçesiyle açılan davaları esastan incelemeksizin reddetmesini hukuka aykırı bulmuştur. Karar, bu tür doğrudan işlemlerin yargısal denetime tabi tutulabilmesi için dava dosyalarının idari yargı yerlerince Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) gönderilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İlgili komisyona gönderilmeyerek davanın doğrudan reddedilmesi, bireylerin idari işlemlere karşı yargı yoluna başvurma ve idari keyfiliğe karşı korunma imkânını tamamen ellerinden aldığından, adil yargılanma hakkının en temel bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkının doğrudan ihlali olarak kabul edilmiştir.
Emsal etkisi açısından bu karar, eğitimlerini tamamlamış olmalarına rağmen nasıpları yapılmayan askerî öğrencilerin ve benzer durumda bulunan diğer kamu görevlisi adaylarının hukuki statülerini netleştirmektedir. Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığın çözümü için mahkemelerin 7075 sayılı Kanun uyarınca işlem yapması gerektiğini ve OHAL Komisyonunun görev süresi dolsa dahi ilgili kurumlara yönlendirme yapılarak yargısal denetim yolunun açık tutulmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu tescil etmiştir. Uygulamada, idare mahkemelerinin KHK ile tesis edilen işlemleri "ortada idari davaya konu olabilecek bir idari işlem yoktur" diyerek reddetme pratiğinin önüne geçilmiş, bu tür davalarda idare mahkemelerinin dosyaları ret kararıyla kapatmak yerine yargısal incelemeye imkân tanıyacak mercilere sevk etmesi gerektiği kesin bir içtihat hâline getirilmiştir. Bu durum, KHK süreçlerinden etkilenen bireylerin adalete erişimi noktasında önemli bir anayasal güvence oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Olay tarihinde askerî eğitimlerini tamamlamış ve 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla astsubay veya subay olarak nasbedilmeyi bekleyen askerî öğrenciler, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan 669 sayılı Olağanüstü Hâl Kanun Hükmünde Kararnamesi gereğince mesleğe kabul edilmemişlerdir. Başvurucular, eğitimlerini başarıyla bitirmelerine rağmen nasıplarının yapılmaması işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek idare mahkemelerinde iptal davaları açmışlardır. İdare mahkemeleri ise bu durumun doğrudan kanun hükmünde kararname hükmünden kaynaklandığını, idarenin bir takdir yetkisi veya hukuka uygunluk değerlendirmesi yapabileceği idari bir işlemi bulunmadığını ifade ederek davaları incelenmeksizin reddetmiştir. Başvurucular, açtıkları davaların esastan görüşülmemesi ve dosyalarının hukuki denetim imkânı sağlayacak olan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna gönderilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, hak arama hürriyetlerinin engellendiğinin tespiti ve ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasıdır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı ilkelerini temel almıştır. Ayrıca olağanüstü yönetim usullerinin geçerli olduğu dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 15 hükümleri de incelemenin ana odak noktasını oluşturmuştur.
Uyuşmazlığın kanuni dayanağını oluşturan 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m. 104 ve m. 105 ile askerî okulların kapatıldığı ve askerî öğrencilerin nasıplarının yapılmayacağı kesin bir kurala bağlanmıştır. Diğer taraftan, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, KHK'larla doğrudan tesis edilen işlemlere karşı inceleme yapma yetkisi münhasıran OHAL Komisyonuna verilmiştir.
Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, mahkemeye erişim hakkı, kişilerin hukuki uyuşmazlıklarını bir yargı merci önüne taşıyabilme ve davanın esastan incelenmesini talep edebilme hürriyetini ifade eder. Anayasa Mahkemesinin Ayhan Orhanlı ve Ömer Faruk Bayar emsal kararlarında da vurgulandığı üzere, doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlere karşı açılan davaların, idare mahkemeleri tarafından 7075 sayılı Kanun uyarınca görevli Komisyona gönderilmesi şarttır. İdare mahkemelerinin, KHK hükümlerini gerekçe göstererek davaları esasa girmeden veya yetkili komisyona yönlendirmeden usulden reddetmesi, kişileri idarenin keyfiliğine karşı korumasız bırakmaktadır. OHAL Komisyonunun görev süresinin dolmuş olması hâlinde dahi, 7075 sayılı Kanun geçici m. 5 çerçevesinde bu tür başvuruların ilgili mevzuat uyarınca görevlendirilen kurum ve kuruluşlarca incelenerek yargısal denetim yolunun muhakkak surette açık tutulması temel bir anayasal zorunluluk olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucuların hukuki statüsünü, OHAL döneminde alınan idari tedbirleri ve mahkemeye erişim hakkının sınırlandırılması koşullarını bir bütün olarak değerlendirmiştir. Başvurucular, askerî eğitimlerini başarıyla tamamlayarak 30 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla astsubay veya subay statüsünde atanmayı bekleyen öğrencilerdir. Ancak 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası çıkarılan OHAL KHK'sı gereğince nasıpları yapılmamış ve askerî kariyerleri sonlandırılmıştır.
Yüksek Mahkeme, idare mahkemelerinin başvurucular tarafından açılan idari iptal davalarını incelerken izlediği yargısal usulü mercek altına almıştır. İdare mahkemelerinin, dava konusu işlemin doğrudan KHK kuralı uyarınca tesis edildiği ve idarenin bu konuda herhangi bir takdir yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davaları esasa girmeden usulden reddetmesi temel bir hukuk sorunu olarak tespit edilmiştir. Kararda, doğrudan kanun hükmünde kararname ile tesis edilen işlemlere karşı açılan davalarda, yargı yerlerinin uyuşmazlık dosyasını yargısal denetime kapı aralayan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna göndermek yerine doğrudan incelenmeksizin ret kararı vermesinin, başvurucuları idari keyfiliğe karşı koruyacak usule ilişkin güvencelerden mahrum bıraktığı belirlenmiştir.
Mahkeme, yargısal denetime imkân sağlamak amacıyla uyuşmazlığın yetkili kurullara sevk edilmemesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik ölçüsüz ve ağır bir müdahale olduğunu vurgulamıştır. OHAL döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi çerçevesinde yapılan incelemede, söz konusu yargısal tutumun durumun gerektirdiği ölçüde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkemeye erişim hakkı, kişilerin uyuşmazlıklarını esastan çözüme kavuşturacak adli yolların açık tutulmasını mecburi kıldığından, usulden verilen ret kararları ile bu yolun tamamen kapatılması anayasal ilkelere açıkça aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.