Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2021/14430 E. 2022/1102 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2021/14430 |
| Karar No | 2022/1102 |
| Karar Tarihi | 08.03.2022 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Öğretmenlik mesleği ahlaki ve evrensel değerler gerektirir.
- Mesleki liyakat eksikliği sınıf değişikliği sebebidir.
- Öğrenciyle mesleki sınırların aşılması liyakati zedeler.
- Disipline aykırı eylemler öğretmenin yetersizliğini gösterir.
Bu karar, öğretmenlik mesleğinin yalnızca akademik bilgi aktarımından ibaret olmadığını, aynı zamanda öğrencilere ahlaki ve sosyal yönden rol model olma yükümlülüğünü de zorunlu kıldığını hukuken tescil etmektedir. Yüksek Mahkeme, mesleki liyakatin sadece teknik yeterlilikle sınırlı kalmadığını, evrensel değerlere sahip olma ve bu değerleri sınıf içi ile okul ortamındaki davranışlara yansıtma zorunluluğunu barındırdığını çok net bir şekilde vurgulamıştır. Öğretmen ile öğrenci arasındaki profesyonel ve saygın mesafenin ortadan kalkması, ayrıca eğitim ciddiyetiyle hiçbir surette bağdaşmayan eylemlerin varlığı, kamu görevlisinin hizmet sınıfının değiştirilmesi için hukuken geçerli ve yeterli bir sebep olarak kabul edilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, idarenin eğitim hizmetlerinin niteliğini ve ciddiyetini korumak adına sahip olduğu takdir yetkisinin kapsamını göstermektedir. Özellikle öğrencilerin gelişim çağında maruz kalacakları pedagojik ve ahlaki zararların önlenmesi maksadıyla idarece tesis edilen sınıf ve unvan değişikliği gibi ağır idari işlemlerin, somut delillere dayanması halinde yargı organlarınca hukuka uygun bulunacağını ortaya koymaktadır. Uygulamada, liyakat eksikliği gösteren ve meslek onurunu zedeleyici tutumlar sergileyen eğitimciler hakkında idarenin uygulayacağı tedbirlerin meşruiyet zeminini güçlendiren temel bir referans kararı niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Konya'nın Selçuklu ilçesinde bulunan bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacı, okul içindeki hal ve hareketleri nedeniyle hakkında tesis edilen idari işlemin iptali talebiyle Milli Eğitim Bakanlığına karşı dava açmıştır. Olayın temelinde, davacı öğretmenin öğrencileriyle aşırı derecede laubali bir ilişki kurması, onlara argo ifadelerle seslenmesi, ders işlememesi ve öğrencilerin ders sırasında uygunsuz davranışlarına göz yumması yatmaktadır. Ayrıca öğretmenin öğrencilerle birlikte sigara içtiği, onlara sigara aldırdığı, sınava katılmayanlara not verdiği ve okulda görevli diğer kadın öğretmenlere rahatsız edici söylemlerde bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu yoğun şikayetler üzerine idarece başlatılan soruşturma sonucunda, öğretmenin mesleki yetersizliği bulunduğu ve öğretmenlik mesleğinin saygınlığına zarar verdiği kanaatine varılarak; hizmet sınıfı ile kadro unvanı değiştirilmiş ve Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine "memur" olarak atanmıştır. Davacı öğretmen ise okul müdürünün kendisine baskı (mobbing) uyguladığını, iddiaların asılsız olduğunu ve haksız yere geri hizmete düşürüldüğünü iddia ederek, söz konusu atama işleminin iptalini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, devlet memurlarının hizmet sınıflarının değiştirilmesi, idarenin atama konusundaki yetkileri, liyakat ilkesi ve öğretmenlik mesleğinin taşıması gereken özel niteliklere dair hukuki kuralların birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. İdare hukukunda kamu görevlilerinin atanması, görev yerlerinin ve unvanlarının değiştirilmesi hususunda idareye belirli bir takdir yetkisi tanınmış olmakla birlikte, yerleşik içtihat prensipleri gereğince bu yetki mutlak ve sınırsız değildir; daima kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı kullanılmalıdır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 71 ve memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesini düzenleyen kurallar uyarınca, memurların durumlarına, performanslarına ve liyakatlerine uygun başka kadrolara, hatta farklı hizmet sınıflarına atanmaları hukuken mümkündür. İdareler, bu atama yetkisini kamu hizmetinin verimli, etkili ve düzenli bir şekilde yürütülmesi maksadıyla kullanırlar.
Öğretmenlik mesleği, yalnızca belirli bir müfredattaki teknik veya akademik bilgilerin sınıfta anlatılmasından ibaret değildir. Öğretmenler, öğrencileri akademik olarak yetiştirmenin yanı sıra, ahlaki tutumları, evrensel değerlere olan bağlılıkları ve örnek hal ve hareketleriyle öğrencilerin gelişimine katkı sağlamakla yükümlüdürler. Bu nitelikler, eğitim hizmetinde mesleki liyakatin temelini oluşturur. Bir öğretmenin, öğretme ve öğrenme sürecinde uygun strateji, yöntem ve teknikleri kullanmaması, öğrencilerine argo hitaplarda bulunması veya ahlaki gelişimlerine zarar verecek tavırları hoş görmesi, onun bu meslek için aranan temel yeterlilikleri kaybettiğini gösterir. Bu şartlar altında idarenin, öğrencilerin ve eğitim kalitesinin zarar görmemesi adına ilgili personeli farklı bir hizmet sınıfına geçirmesi, idari hizmetin gereklerinin zorunlu bir yansımasıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dosyaya yansıyan bilgi, belge ve yürütülen kapsamlı disiplin soruşturması raporlarının incelenmesi neticesinde, davacı öğretmenin görev yaptığı okulda eğitim-öğretim ciddiyetiyle hiçbir şekilde bağdaşmayan bir dizi uygunsuz eylemde bulunduğu açıkça sabit görülmüştür. Davacının, öğrencileriyle öğretmen-öğrenci sınırını tamamen aşan bir samimiyet kurduğu, öğrencilerin kendisine yönelik lakayıt el hareketleri yapmasına zemin hazırladığı ve onlara okul bahçesinde ya da kantinde argo ifadelerle hitap ettiği tespit edilmiştir.
Sınıf içi eğitim faaliyetleri ve ölçme-değerlendirme süreçlerine bakıldığında; davacının ders saatlerinde ders işlemediği, öğrencilerin arka sıralarda çay içip çekirdek çitlemelerine ve ders düzenini bozan sohbetler etmelerine kayıtsız kaldığı anlaşılmıştır. Çok daha vahim bir şekilde, bir eğitimci olarak öğrencileriyle birlikte sigara içtiği ve hatta onlara sigara aldırdığı hususları soruşturma tutanaklarıyla ortaya konmuştur. Sınav süreçlerinde de büyük ihmalleri ve ciddiyetsizlikleri bulunan davacının, sınava girmeyen veya cevap kağıdına sadece müstehcen yazılar yazıp şekiller çizen öğrencilere dahi puan girişi yaptığı saptanmıştır. Dahası, yapacağı sınavlar için öğrencilerine "siz sorunun aynısını cevap olarak yazın ben kabul ederim" şeklinde talimatlar vererek, öğrencilerin mesleki becerilerini ölçme işlevini bütünüyle terk ettiği görülmüştür. Ayrıca, okuldaki diğer kadın öğretmenlere "çıktığın var mı, bekar mısın, naber fıstık" şeklinde meslek adabına yakışmayan sözler sarf ettiği de dosyaya yansıyan deliller arasındadır.
Danıştay, fizik gibi önemli bir branşın öğretiminde bu denli teknik zafiyet gösteren, sınav sistemini dejenere eden ve öğrencilerin hem akademik hem de ahlaki gelişimine açıkça zarar veren davacının iddialarını mesnetsiz bulmuştur. Davacı her ne kadar liyakatsizliğini gösteren bir somut veri olmadığını ve okul müdürünün kendisine baskı (mobbing) uyguladığını ileri sürmüşse de, hakkındaki tüm bu tespitlerin objektif ve hukuki delillere dayanması nedeniyle iddialarına itibar edilmemiştir. Öğretmenliğin, bilgi aktarımının ötesinde topluma ahlaki yönden de örnek bireyler yetiştirme misyonu taşıdığı vurgulanarak, idarenin işlemi haklı görülmüştür.
Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, davacının mesleki liyakat ve yeterlilik bakımından öğretmenlik mesleğini icra etmeye uygun olmadığına ve hizmet sınıfı değiştirilerek memur olarak atanması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde karar vermiştir.