Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2021/1001 E. | 2024/446 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2021/1001 E. 2024/446 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2021/1001
Karar No 2024/446
Karar Tarihi 18.01.2024
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Disiplin soruşturmalarında yetki kurallarına kesinlikle uyulmalıdır.
  • Yetkisiz kurulun verdiği disiplin cezası hukuka aykırıdır.
  • Yetki sakatlığı olan işlem esastan incelenmemelidir.

Bu karar, kamu görevlilerine yönelik yürütülen disiplin cezası süreçlerinde yetki unsurunun ne denli katı ve vazgeçilmez bir güvence olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Karar uyarınca, hakkında tahkikat yürütülen memurun unvanı ve kadro derecesi itibarıyla hangi disiplin kurulunun yetki sahasında olduğu dikkatle belirlenmeli ve kanuni sınırların dışına çıkılmamalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu, kural olarak yalnızca kendi yetki düzeyine giren üst rütbedeki personeli cezalandırabilir; üst rütbeli bir personelle aynı eyleme iştirak hali söz konusu olmadıkça daha alt rütbedeki personelin disiplin dosyası doğrudan bu kurul tarafından karara bağlanamaz.

Uygulamadaki emsal etkisi ve hukuki önemi açısından bu karar, idari yargılamada sadece yetki unsuru sakatlığının işlemin iptali için başlı başına yeterli bir zemin oluşturduğunu güçlü bir biçimde vurgulamaktadır. İdari mahkemelerin yetki yönünden açıkça sakat buldukları idari işlemleri, bununla yetinmeyerek bir de esastan (fiilin sübut bulup bulmadığı yönünden) incelemeye girişmeleri ve eylemin içeriğine dair hüküm kurmaları hukuken hatalı bir yöntem olarak kabul edilmiştir. Benzer davalarda idareler, ceza tayini süreçlerinde personelin rütbesine uygun kurulları işletmek zorundadır. Aksi takdirde, iddia edilen eylem sübuta ermiş olsa bile usul ve yetki ihlalleri sebebiyle işlemin iptal edileceği kesinleşmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı hakkında; resmi kıyafetle umuma açık yerlerde içki içtiği, resmi giysiyle gizlenemeyecek derecede sarhoş göründüğü ve meskun mahallerde hiçbir sebep yokken silah ateşlediği iddialarıyla geniş kapsamlı bir disiplin soruşturması başlatılmıştır. Bu soruşturma dosyasının incelenmesi sonucunda, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu tarafından davacıya isnat edilen iki ayrı fiilden dolayı "meslekten çıkarma" cezası verilmiştir.

Davacı, disiplin kurulunun yönelttiği eylemlerin asılsız olduğunu, usulsüz inceleme yapıldığını ve cezanın haksız olduğunu savunarak, uygulanan meslekten çıkarma cezasının tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilmesi talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Uyuşmazlığın özünü, polis memuru rütbesindeki bir kamu görevlisine en üst disiplin kurulunun doğrudan ceza verip veremeyeceği (yetki tartışması) ve soruşturmaya konu edilen fiillerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı meselesi oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde, idari işlemlerin en asli unsurlarından biri olan yetki unsuru ve disiplin kurullarının kanunla çizilmiş görev sınırları belirleyici rol oynamaktadır. Kamu personel hukukunda, idari işlemlerin yetkili makamlarca tesis edilmesi temel bir Anayasal zorunluluk olup, yetkisiz makam veya kurullarca tesis edilen işlemler doğrudan yetki yönünden hukuka aykırı kabul edilmektedir. İdare hukukunda yetki, kanunun idareye verdiği bir görev olmakla birlikte aynı zamanda sınırları kesin hatlarla çizilmiş devredilmez bir yükümlülüktür.

Disiplin cezalarına ve disiplin kurullarının teşekkülüne ilişkin kurallar, temel olarak 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu ile yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü çerçevesinde şekillenmektedir. Tüzüğün 8. maddesinde emniyet mensupları için meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller tek tek sayılmış olup, bu kapsamda "umuma açık yerlerde içki içmek veya resmi giysiyle gizlenemeyecek derecede sarhoş olarak görünmek" ile "meskun yerlerde hiçbir neden yokken silah atmak" fiilleri doğrudan bu ağır yaptırıma bağlanmıştır. Ancak hukuken bu cezaların verilebilmesi için soruşturulan personelin statüsü, rütbesi ve derecesine uygun disiplin kurulunun toplanması ve yetki tecavüzü olmaksızın karar alması şarttır.

Emniyet Teşkilatı Disiplin Kurullarının Çalışma Esas ve Yöntemlerine İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca, emniyet teşkilatındaki disiplin kurulları personelin rütbesine göre özenle kademelendirilmiştir. Bu bağlamda, polis memuru düzeyindeki bir kamu görevlisi hakkında meslekten çıkarma cezasını tayin ve tesis etme yetkisi kural olarak İl Polis Disiplin Kuruluna bırakılmıştır. Daha üst rütbeli amirlerle birlikte aynı fiile "iştirak" (birlikte işleme) durumu hukuken ve fiilen söz konusu olmadıkça, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun alt rütbedeki bir polis memuru hakkında doğrudan disiplin cezası verme yetkisi bulunmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin ayrıntılı incelenmesinden, davacı polis memuru ile aynı disiplin soruşturması dosyası içinde yer alan bir emniyet amiri ve başkomiser hakkında öncelikle psikolojik baskı ve mobbing uygulandığı iddiasıyla tahkikat yürütüldüğü, soruşturmacı tarafından bu üst rütbeli kişiler için söz konusu fiillerin sübuta ermediği gerekçesiyle ceza tayinine mahal olmadığı yönünde bir teklif getirildiği görülmüştür. Ancak davacı polis memurunun doğrudan meslekten çıkarılmasına temel teşkil eden eylemlerinin (resmi kıyafetle sarhoşluk ve meskun mahalde sebepsiz yere silah ateşleme), üst rütbeli diğer personelle birlikte işlenen bir iştirak eylemi olmadığı dosya içeriğiyle sabittir.

Hukukun genel ilkeleri ve emniyet teşkilat mevzuatı gereği, aynı disiplin fiiline hukuki veya fiili olarak bir iştirak durumu söz konusu olmadıkça, idari soruşturmaları teknik olarak birlikte yürütülmüş olsa dahi, alt rütbedeki bir memur hakkındaki disiplin cezasının en üst merci olan Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunca doğrudan karara bağlanması açıkça yetki kurallarına aykırıdır. Davacı, eylem tarihinde polis memuru statüsünde görev yaptığından, hakkında ilgili tüzük gereği meslekten çıkarma cezasını verme yetkisi kanunen yalnızca İl Polis Disiplin Kuruluna aittir. Bu nedenle, disiplin cezası tesis etme konusunda kendi rütbe alanı sınırlarının dışına çıkan ve yetkisi bulunmayan Yüksek Disiplin Kurulunun işlemi, yetki unsuru yönünden ağır biçimde hukuka aykırıdır.

İlk Derece Mahkemesi, söz konusu işlemi doğrudan yetki yönünden iptal etmekle sonuç itibarıyla hukuka uygun ve doğru bir karar vermiş olsa da, kararın ilerleyen bölümlerinde idari işlemin esasına girerek yöneltilen fiillerin saptanma biçimi ve sarhoş görünmek suçlamasının şüpheye yer bırakmayacak biçimde sübut bulup bulmadığı gibi hususlarda maddi içerik değerlendirmesi yapmış ve bu durumu iptal hükmüne ek gerekçe haline getirmiştir. Danıştay, şekil ve yetki yönünden zaten hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi gereken bir idari işlemin, yetkisiz kurulca tesis edilmesi sebebiyle artık esastan (konu yönünden) incelenmesine hukuki olanak bulunmadığını belirtmiştir. Bu sebeple idare mahkemesinin esasa girerek oluşturduğu tali iptal gerekçesinde hukuki isabet görülmemekle beraber, ulaşılan yetkisizlik tespiti işlemin iptali için tek başına yeterli kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, dava konusu işlemin yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğuna ve iptalinin gerektiğine hükmederek davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ilk derece mahkemesinin iptal kararının onanması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: