Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2024/7905 E. 2024/13238 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2024/7905 |
| Karar No | 2024/13238 |
| Karar Tarihi | 09.10.2024 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Nakledilen işçi eski sözleşme haklarından yararlanır.
- Eski sözleşme etkisi yeni sözleşme yapılana kadardır.
- Sözleşme hakları için sendika üyeliği şart değildir.
- Yeni sözleşmeden ancak imza tarihinden itibaren yararlanılır.
Bu karar, idari tasarruflarla kamu kurumları arasında veya bağlı kuruluşlara devredilen işçilerin mali ve sosyal haklarının korunması bakımından son derece büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yargıtay, işyeri devri veya işçi nakli durumunda işçinin eski işyerindeki toplu iş sözleşmesi hükümlerinden ne zamana kadar ve nasıl yararlanmaya devam edeceğini net bir hukuki zemine oturtmuştur. İşçilerin kendi iradeleri dışında gerçekleşen devir ve nakil işlemlerinde geçmişe dönük kazanılmış haklarında yaşanabilecek kayıpların önüne geçilmesi hukuken güçlü bir güvence altına alınmıştır. Karar, kanun kapsamındaki devirlerde eski sözleşmenin "art etkisinin" ne şekilde devam edeceğini ayrıntılı bir biçimde vurgulamaktadır.
Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu içtihat, yeni bir toplu iş sözleşmesi fiilen imzalanıncaya kadar işçinin nakilden önceki sözleşme hükümlerinden aynen faydalanacağını kesinleştirmektedir. Ayrıca, eski sözleşmeden yararlanmaya devam etmek için mevcut sendika üyeliğinin kesintisiz sürmesi veya yeni işyerindeki yetkili sendikaya derhal üye olunması gibi şekli şartların aranmayacağı belirtilerek işçi lehine genişletici bir yorum benimsenmiştir. İşverenlerin devir sonrasında işçilerin toplu iş sözleşmesinden doğan alacaklarını hesaplarken yeni sözleşmenin imza tarihini milat olarak almaları gerektiği, yürürlük tarihinin geçmişe dönük olmasının doğrudan işçinin eski haklarını ortadan kaldırmayacağı hususu emsal niteliğinde karara bağlanmıştır. Bu durum, yerel mahkemeler ve kurumlar için net bir hesaplama formülü sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu davada uyuşmazlık, bir kamu genel müdürlüğü bünyesinde şoför olarak çalışırken kanuni bir düzenleme kapsamında büyükşehir belediyesine devredilen bir işçinin, devir öncesi tabi olduğu toplu iş sözleşmesi haklarını alamaması üzerine kuruma karşı açtığı alacak davasından kaynaklanmaktadır. İşçi, eski çalıştığı kurumda uygulanan toplu iş sözleşmesinden doğan ücret zammı, kıdem zammı ve taban ücret gibi maddi haklarının nakledildiği yeni kurumda da uygulanması gerektiğini iddia etmiştir. Bu hakların eksik ödenmesi nedeniyle ücret farkı, ilave tediye ve akdi ikramiye farkı gibi işçilik alacaklarının tespit edilerek faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Davalı kurum ise davacının nakil işlemi ile kendilerine geçtiğini, devir işleminden önceki döneme ilişkin hiçbir sorumluluklarının bulunmadığını ve işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanma koşullarını başlangıçtan itibaren taşımadığını savunarak husumet ve zamanaşımı itirazlarıyla davanın reddedilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözerken ağırlıklı olarak işyerinin devri, kamu kurumları arası nakil işlemleri ve toplu iş sözleşmelerinin uygulama alanına ilişkin emredici mevzuat hükümlerine dayanmıştır. Özellikle 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1 inci maddesinin onuncu fıkrası bu kararın temel dayanağını oluşturmaktadır. Bu emredici kanun hükmüne göre; devredilen veya nakledilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal hakları, yeni işyerinde toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar, devir veya nakil işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmek zorundadır.
Ayrıca uyuşmazlıkta 6552 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na eklenen geçici 16 ncı madde ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 36 ncı ve 39 uncu maddeleri de geniş çapta uygulama alanı bulmuştur. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihat prensiplerine göre, devredilen işçinin eski toplu iş sözleşmesinden faydalanmaya devam etmesi kanunun doğrudan bir sonucudur. Bu koruyucu hukuki düzenlemenin asıl gayesi, işçilerin yapısal geçiş süreçlerinde bir anda toplu iş sözleşmesi mali güvencesinden mahrum kalarak mağduriyet yaşamalarını bütünüyle engellemektir. Doktrinde "art etki" veya sözleşmenin "geçici etkisi" olarak adlandırılan bu kuram uyarınca, işçinin yeni çalıştığı yerde yeni bir sözleşme bağıtlanıncaya kadar herhangi bir maddi kayıp yaşamaması asıldır ve bu hukuki korumadan faydalanmak için önceki sendika üyeliğinin devam etmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, somut olayın özelliklerini detaylıca incelediğinde davacı işçinin 06.01.2015 tarihinde davalı kuruma nakledildiğini ve devir tarihinden önce çalıştığı genel müdürlükte yürürlükte olan, bitiş tarihi 14.02.2016 olan bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğunu tespit etmiştir. Davacının nakledildiği davalı belediyede imzalanan ilk geçerli toplu iş sözleşmesinin imza tarihi ise 24.06.2016'dır. Yargıtay, kanunun amir hükmü gereğince davacının, yeni işyerindeki sözleşmenin imza tarihi olan 24.06.2016'ya kadar, devirle geldiği eski kurumdaki toplu iş sözleşmesinden faydalanmaya devam etmesi gerektiğini net bir şekilde saptamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alan geçiş dönemi hesaplama kriterleri ve art etki yorumu Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, işçinin devirle geldiği kurumdaki sözleşmeden yararlanmaya devam edebilmesi için sendika üyeliğinin sürmesinin veya yeni kurumdaki taraf sendikaya derhal üye olmasının kesinlikle gerekli olmadığını açıkça belirtmiştir. Ayrıca nakil olunan işyerinde yapılan yeni sözleşmenin yürürlük tarihi geriye dönük olarak 15.02.2016 şeklinde belirlenmiş olsa dahi, işçinin bu yeni sözleşmeden yürürlük tarihinden itibaren değil, sözleşmenin taraflarca fiilen imzalandığı tarih olan 24.06.2016'dan itibaren faydalanabileceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla davacının hak ettiği fark ücret, ilave tediye ve ikramiye alacaklarının bu kesinleşmiş tarihler, art etki kuralları ve usuli kazanılmış hak sınırları dikkate alınarak sıfırdan yeniden hesaplanması gerektiği ifade edilmiştir. Mevcut bilirkişi raporlarının bu hukuki ilkeleri tam olarak karşılamadığı tespit edilerek kurulan hüküm hatalı bulunmuştur. Tespit talebinin ayrı bir dava gibi değerlendirilerek ayrıca hüküm kurulması da usule aykırı görülmüştür.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hatalı hesaplama yapıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak kararı bozmuştur.