Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Selim Bozdoğan ve Diğerleri | BN. 2022/81608

Karar Bülteni

AYM Selim Bozdoğan ve Diğerleri BN. 2022/81608

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/81608
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mutat bankacılık işlemleri tek başına suç delili olamaz.
  • Esaslı iddiaların gerekçeli kararda karşılanması zorunludur.
  • Belirleyici delillerin mahkûmiyet gerekçesinde tartışılması şarttır.
  • Kastı ortaya koyan yeterli delillerin bulunması zorunludur.

Bu karar, silahlı terör örgütüne üye olma ve bilerek, isteyerek yardım etme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinde, salt Bank Asya'daki mutat hesap hareketlerinin belirleyici delil olarak kullanılmasının hukuki sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanıkların hesap hareketlerinin olağan bankacılık işlemleri mi yoksa örgüt liderinin talimatıyla gerçekleştirilen örgütsel faaliyetler mi olduğunun detaylıca irdelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yargılama makamlarının, sanıkların kastını somut delillerle ortaya koymadan ve sanıkların lehe olan iddia ve savunmalarını makul bir gerekçeyle karşılamadan verdikleri mahkûmiyet kararlarının gerekçeli karar hakkını ihlal edeceği açıkça ifade edilmiştir.

Benzer davalar açısından bu karar, derece mahkemelerinin FETÖ/PDY yargılamalarında özellikle Bank Asya verilerini değerlendirirken Yargıtay içtihatlarında belirlenen kriterlere uygun hareket etmeleri gerektiğine işaret etmektedir. Sanıkların ticaret, kredi ödemesi, faizsiz bankacılık tercihi gibi mutat işlemlerine yönelik savunmalarının görmezden gelinemeyeceği, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bu tür esaslı iddiaların mutlaka tartışılması gerektiği yerleşik bir ilke olarak pekiştirilmiştir. Karar, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan mahkeme kararlarının gerekçelendirilmesi yükümlülüğünün şeklî bir unsur olmaktan öteye geçtiğini göstermesi bakımından emsal niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma ve örgüte bilerek, isteyerek yardım etme suçlamalarıyla yargılanmış ve cezalandırılmışlardır. Haklarında açılan kamu davalarında, mahkûmiyetlerine dayanak olarak temel delil şeklinde Bank Asya'daki hesap hareketleri gösterilmiştir. Başvurucular, bankadaki işlemlerinin kredi kartı kullanımı, kredi taksit ödemesi, ticari faaliyetler, bireysel emeklilik ve okul taksidi gibi tamamen günlük yaşamın gereği olan rutin bankacılık işlemlerinden ibaret olduğunu savunmuştur. Buna rağmen, alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmadan ve ileri sürdükleri bu esaslı savunmalar mahkeme kararlarında tartışılmadan hapis cezasına çarptırılmışlardır. Verilen cezaların istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmesi üzerine başvurucular, lehe olan iddia ve delillerinin kararlarda karşılanmadığını, salt mutat hesap hareketleri nedeniyle cezalandırıldıklarını belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan gerekçeli karar hakkı üzerinde durmuştur. Nitekim Anayasa m. 141 uyarınca, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Ancak muhakeme sırasında açık ve somut biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialara makul bir gerekçeyle yanıt verilmesi şarttır.

Yüksek Mahkeme, değerlendirmesinde Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına da geniş bir şekilde atıf yapmıştır. Yargıtay kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, Bank Asya'da gerçekleştirilen mutat hesap hareketleri kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemez. Örgüte yardım suçlarında sanıkların bilerek ve isteyerek bu eylemi gerçekleştirmeleri gerekir. Yargıtay, rutin hesap hareketlerinin suç delili sayılamayacağını, örgüt liderinin talimatı üzerine örgüte yardım kastıyla hareket edildiğini gösteren somut delillerin bulunması gerektiğini belirtmektedir. Bunun yanı sıra, örgütün profesyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinir hâle geldiği süreçten önce evlerde kalmak, sohbetlere katılmak veya müzahir kurumlarda sigortalı olarak çalışmak ile dernek ve sendikalara üye olmak gibi eylemler de tek başına sempati boyutunu aşan örgütsel faaliyet olarak nitelendirilemez.

Gerekçeli karar hakkı, tarafların davadaki konumlarının ciddiye alındığını gösteren en önemli araçtır. Kararın sonucuna etkili olabilecek bir iddianın cevapsız bırakılması, adil yargılanma hakkının ihlaline yol açar. Bu bağlamda, mahkûmiyet hükmü kurulan kararlarda, sanıkların örgütsel bir motivasyonla hareket ettiklerini açıkça ortaya koyan bulguların ve bu yöndeki değerlendirmelerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde gerekçelendirilmesi temel bir anayasal zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkında verilen mahkûmiyet kararlarını incelediğinde, Bank Asya hesap hareketlerinin cezalandırmada tek ya da belirleyici delil olarak kullanıldığını tespit etmiştir. Derece mahkemelerinin kararlarında, başvurucuların hesap açma, para yatırma, altın ve döviz alım satımı gibi işlemlerinin, FETÖ/PDY lideri ve yöneticilerinin talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilmiş ancak bu hususta yeterli bir nedensellik bağı kurulamamıştır.

Başvurucular, yargılama aşamasındaki savunmalarında hesap hareketlerinin düğün takılarının yatırılması, konut kredisi kullanımı, okul taksitleri, bireysel emeklilik ödemeleri, araç alımı ve ticari faaliyetlerden kaynaklanan rutin bankacılık işlemleri olduğunu detaylı biçimde ileri sürmüşlerdir. Bankanın faizsiz bankacılık yapması, indirim ve taksit imkânları sunması gibi nedenlerle tercih edildiği, ihraç bedellerinin bu hesaba geldiği, hatta uzun süre işlem yapılmayan hesaplar bulunduğu yönündeki iddialar, davanın esasına etki edecek kadar önemli niteliktedir. Başvurucular ayrıca, banka hakkında basına yansıyan haberlerin ardından kamuoyunda oluşan algı üzerine yatırımlarını çekip hesaplarını kapattıklarını da ifade etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin bu savunmaları ve sunulan delilleri dikkate almadan, salt banka verilerine dayanarak mahkûmiyet kararı vermesini adil yargılanma hakkı kapsamında eksik bir değerlendirme olarak kabul etmiştir.

Yargıtay içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, örgüt liderinin talimatı üzerine örgüte yardım kastıyla işlem yapıldığını ispatlayan somut deliller olmadan, sadece mutat işlemlerin suçun sübutuna gerekçe yapılması hukuka aykırıdır. Derece mahkemeleri, başvurucuların kastını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunda Yargıtay'ın benimsediği ilkelere uygun bir tartışma yürütmemiş, başvurucuların makul ve mantıklı açıklamalarını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle çürütmemiştir. Mahkemelerin, hükme esas aldıkları delillerin ağırlığını ve niteliğini yeterince tartışmaması, başvurucuların iddialarının ciddiye alınmadığını ve kararların gerekçesiz bırakıldığını göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının derece mahkemelerince karşılanmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: