Anasayfa Karar Bülteni AYM | Murat Akbulut | BN. 2020/26164

Karar Bülteni

AYM Murat Akbulut BN. 2020/26164

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/26164
Karar Tarihi 20.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mülkiyete yönelik tedbirler ölçülü ve geçici olmalıdır.
  • Uzun süreli banka blokesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Bireylere şahsi ve orantısız bir külfet yüklenemez.

Bu karar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) veya benzeri kamu otoriteleri tarafından bankalardaki mevduat ve katılım fonu hesaplarına uygulanan uzun süreli blokelerin, mülkiyet hakkı bağlamında değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, hukuki bir süreç veya idari bir denetim kapsamında tedbir amacı taşıyan blokelerin makul süreyi aşarak yıllarca devam etmesinin, kişi üzerinde mülkiyet hakkını fiilen kullanılamaz hâle getiren aşırı bir külfet oluşturduğuna açıkça hükmetmiştir. Devletin geçici hukuki koruma tedbirlerini uygulama yetkisi bulunmakla birlikte, bu tedbirlerin süresiz veya belirsiz bir zaman dilimine yayılması, modern hukuk sisteminin temel taşı olan hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, idari makamların ve yargı mercilerinin uyguladıkları tedbirlerin süresi konusunda çok daha titiz davranmaları gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. İlgili karar, idarenin uyguladığı hesap blokelerinin mülkiyet hakkının özüne dokunmadan ve en kısa sürede sonuçlandırılması zorunluluğunu pekiştirmektedir. Uygulamada, tedbirin salt bir güvenlik veya hesap inceleme amacı taşıdığı gerekçesine sığınılarak dört buçuk yıl gibi devasa sürelerle sürdürülmesi idarenin ağır hizmet kusurunu ve ihlal tespitlerini beraberinde getirecektir. Bu nedenle, idari veya adli blokelerin periyodik olarak gözden geçirilmesi ve haklı bir nedene dayanmadığı, geçicilik vasfını yitirdiği anlaşıldığında derhâl kaldırılması yönünde mahkemelere ve idareye yönelik güçlü bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Murat Akbulut, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmesine karar verilen bir bankada bulunan katılım fonu hesabına idari kararla bloke konulması nedeniyle mağduriyet yaşamıştır. Başvurucunun hesabında bulunan fon tutarı üzerindeki ihtiyati bloke tedbiri kesintisiz olarak yaklaşık dört buçuk yıl boyunca devam etmiştir. Olayın temelinde, TMSF kontrolüne geçen bankadaki hesap sahiplerinin fonlarına erişiminin inceleme süreçleri gerekçe gösterilerek uzunca bir süre engellenmesi yatmaktadır. Başvurucu, uzun süren bu kısıtlama sebebiyle kendi birikimine hukuka aykırı şekilde ulaşamadığını ve bu durumun mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Yaşanan mağduriyetin giderilmesi adına bloke işleminin aşırı uzun sürmesinin kendisine ağır bir şahsi külfet yüklediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki dayanak, bireylerin ekonomik varlıklarını güvence altına alan mülkiyet hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 uyarınca herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının sınırlandırılmasında kamu otoritelerince mutlak surette gözetilmesi gereken en temel ilke ise Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesidir.

Geçici hukuki koruma tedbirleri kapsamında idari veya adli mercilerce uygulanan ihtiyati tedbir, haciz, ihtiyati haciz veya banka hesaplarına bloke konulması gibi işlemler, hukuk sisteminde doğası gereği her zaman "geçici" bir nitelik taşımalıdır. Bu tür koruma tedbirlerinin yegâne amacı, yürütülen bir soruşturma, idari inceleme veya yargılama sürecinin selameti için malvarlığı değerlerinin güvence altına alınması ve olası kamu zararlarının önlenmesidir. Ancak bu geçicilik vasfının yitirilerek tedbirin makul olmayan, sonu öngörülemeyen bir süre boyunca devam ettirilmesi, uygulanan tedbiri adeta kalıcı bir el koyma veya müsadere işlemine dönüştürür.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik mülkiyet hakkı içtihatlarına göre, kamu makamlarının bireylerin malvarlığına yönelik müdahalelerinde, toplumun genel menfaati ile bireyin temel hakkı arasında mutlaka adil bir denge kurulmalıdır. Bir banka hesabı üzerine bloke konulması şeklindeki tedbir, işlemin tesis edildiği tarihte hukuka uygun ve meşru bir amaca hizmet etse dahi, aradan geçen sürenin uzunluğu birey üzerinde orantısız ve haksız bir yüke neden olabilmektedir. İdarenin tedbiri sürdürmedeki genel menfaati ile bireyin mülküne erişim ve ondan tasarruf etme hakkı tartılmalı; kişinin kendi varlığından yıllarca mahrum kalmasının aşırı bir külfet oluşturup oluşturmadığı titizlikle incelenmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucu Murat Akbulut'un Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ilgili bankadaki katılım fonu hesabına konulan idari blokenin süresini ve bu kısıtlamanın başvurucunun hukuki durumuna olan etkilerini detaylıca incelemiştir. Mahkeme, değerlendirmesini yaparken daha önce benzer uyuşmazlıklar için vermiş olduğu emsal kararlara, bilhassa Ayşe Sabahat Gencer kararına açıkça atıfta bulunarak temel anayasal ilkeleri somut olaya uygulamıştır.

Dosya kapsamındaki veriler incelendiğinde, başvurucunun banka hesabı üzerindeki erişim engelinin kesintisiz olarak yaklaşık dört buçuk yıl sürdüğü tespit edilmiştir. Kamu makamları tarafından tesis edilen hesap üzerindeki bloke işlemi, başlangıçta bankanın mali yapısının araştırılması, mevduatların güvence altına alınması veya yasal incelemelerin tamamlanması gibi meşru temellere dayanmış olabilir. Ne var ki tedbirin makul süreyi çok aşarak yıllarca devam ettirilmesi hukuki ölçülülük sınırlarını ihlal etmiştir. Dört buçuk yıllık bir bloke süresi, geçici bir koruma önlemi olma vasfını tamamen kaybetmiş; başvurucunun mülkünü kullanma, mülkü üzerinde tasarruf etme ve değerlendirme yetkilerini özünden zedeleyecek bir boyuta ulaşmıştır.

Anayasa Mahkemesi, bu kadar uzun bir süre boyunca bireyin temel finansal varlıklarına erişiminin dondurulmasının, demokratik bir toplumda hedeflenen kamu yararı ile bireyin hakları arasındaki adil dengeyi başvurucu aleyhine telafisi zor şekilde bozduğunu vurgulamıştır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından uygulanan tedbirin makul süreyi aşması, başvurucuya şahsi olarak katlanılamaz ve aşırı bir külfet yüklemiştir. Diğer taraftan, bireysel başvuru incelemesi devam ederken başvuru konusu olaydaki bloke kararının halihazırda kaldırılmış olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması maksadıyla yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı belirlenmiş; ayrıca başvurucu tarafından herhangi bir tazminat talebinde bulunulmadığı için tazminata da hükmedilmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, banka hesabı üzerindeki blokenin makul olmayan bir süre devam etmesinin başvurucuya aşırı külfet yüklediği gerekçesiyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: