Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nesibe Coşğun Kararı 2020/20885 B.

Anayasa Mahkemesi Nesibe Coşğun Kararı 2020/20885 B.

Bu karar hukuken, bireylerin mülkiyet haklarını aramak üzere yargı mercilerine başvurdukları sırada, yasama organı tarafından sonradan yapılan kanuni bir düzenlemeyle bu hakkın tahsilini imkânsız hâle getirmenin anayasal güvencelere aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kişilerin hukuki yolları işletme imkânından mahrum bırakılması, yalnızca mülkiyet hakkını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda mahkemeye erişim ve etkili başvuru haklarını da tümüyle anlamsızlaştırır. Anayasa Mahkemesi, somut olayda yasal düzenlemenin pratikteki etkisine odaklanarak, teorik olarak var olan bir dava yolunun yasama müdahalesiyle işlevsiz kılınmasını temel hakların özüne dokunan ağır bir ihlal olarak değerlendirmiş ve bütünüyle hukuka aykırı bulmuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/20885
Karar Tarihi 20.11.2024
Taraf Nesibe Coşğun
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanunla alacak hakkının tahsilinin engellenmesi mülkiyeti ihlal eder.
  • gavel Devletin mülkiyeti koruyan etkili yargısal mekanizmalar sunması zorunludur.
  • gavel Devam eden davalara aleyhe kanun uygulanması hak arama hürriyetini kısıtlar.
  • gavel İptal edilen kanun hükmünün yarattığı mağduriyet yeniden yargılamayla giderilir.

Bu karar hukuken, bireylerin mülkiyet haklarını aramak üzere yargı mercilerine başvurdukları sırada, yasama organı tarafından sonradan yapılan kanuni bir düzenlemeyle bu hakkın tahsilini imkânsız hâle getirmenin anayasal güvencelere aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kişilerin hukuki yolları işletme imkânından mahrum bırakılması, yalnızca mülkiyet hakkını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda mahkemeye erişim ve etkili başvuru haklarını da tümüyle anlamsızlaştırır. Anayasa Mahkemesi, somut olayda yasal düzenlemenin pratikteki etkisine odaklanarak, teorik olarak var olan bir dava yolunun yasama müdahalesiyle işlevsiz kılınmasını temel hakların özüne dokunan ağır bir ihlal olarak değerlendirmiş ve bütünüyle hukuka aykırı bulmuştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Özellikle idare veya şirketler aleyhine açılan alacak ve tazminat davalarında, yargılama sürerken davacının alacağına kavuşmasını engelleyen veya geriye dönük etki yaratan yasal düzenlemelerin, mülkiyet ve etkili başvuru hakları bağlamında kesin bir ihlal nedeni sayılacağı bu içtihatla netleşmiştir. İlgili yasa değişikliğinin daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından genel kurul nezdinde norm denetimi yoluyla iptal edilmiş olması da göz önüne alındığında, benzer şekilde mağdur olan binlerce vatandaş için bu karar, yeniden yargılama yolunu açan güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, daha önceden bir şirkete yatırmış olduğu paranın tarafına iade edilmesi talebiyle mahkemede alacak davası açmıştır. Ancak bu hukuki yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yepyeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Çıkarılan bu yeni yasa nedeniyle, başvurucunun yatırdığı parayı tahsil edebilme imkânı hukuken bütünüyle ortadan kaldırılmış ve mahkeme, işin esasına girip alacağın haklılığını inceleyemeden davayı sonuçlandırmak zorunda kalmıştır. Başvurucu, haklı alacağını tahsil etmek için kanuni yollara başvurmasına rağmen devam eden yargılama sırasında çıkarılan yasa yüzünden alacağına kavuşamadığını ve yürüttüğü hukuki mücadelenin anlamsız hâle geldiğini belirterek mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının açıkça ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel kurallar, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkının birbiriyle ayrılmaz bir bağlantı içinde yorumlanmasına dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 uyarınca herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 uyarınca, anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Mülkiyet hakkı bağlamında, bireylerin alacak haklarını tahsil edebilmeleri için devletin etkili yargısal mekanizmalar kurma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bireylerin alacaklarının tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen yargılama sırasında yapılan kanuni bir düzenleme nedeniyle bu mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılması, anılan hakların özüne dokunan bir müdahale niteliği taşır. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, teorik düzeyde etkili olan bir dava yolunun, yapılan kanuni düzenleme nedeniyle pratikte başarı sunma kapasitesini yitirmesi hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz.

Özellikle devam eden davalara geriye yürür şekilde etki edecek biçimde yasama işlemi yapılarak kişilerin alacak hakkını tahsil etmesinin fiilen engellenmesi, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının açık ihlali anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi, bu bağlamda daha önce verilmiş olan yerleşik içtihadına atıf yaparak, uyuşmazlığın çözümünde bu genel ilkelerin ve anayasal güvencelerin kati surette uygulanması gerektiğini, iptal edilen yasa hükümlerinin yarattığı ağır mağduriyetlerin ancak uyuşmazlığın esasının incelenmesiyle giderilebileceğini temel bir kural olarak benimsemiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Başvurucunun şirkete yatırdığı paranın iadesi istemiyle açtığı davada, hukuki süreç devam ederken yürürlüğe giren yasal düzenleme sebebiyle davanın esası hakkında hiçbir inceleme yapılamamıştır. Anayasa Mahkemesi somut olayda, başvurucunun alacağını tahsil etmek amacıyla hukuka uygun olan tüm yargısal yolları eksiksiz biçimde işlettiğini tespit etmiştir. Ancak gerçekleşen yasama müdahalesi sonucunda, mahkemenin önündeki uyuşmazlığı çözme kapasitesi ortadan kalkmış, başvurucunun mülkiyetine kavuşması tamamen imkânsız hâle getirilmiştir.

Kararda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, başvurucunun iddialarının esasına girilmesini engelleyen söz konusu kanuni düzenleme, daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından norm denetimi yoluyla Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İlgili kanun değişikliğinin sonradan iptal edilmiş olması, başvurucunun mülkiyet ve etkili başvuru haklarına yapılan yasal müdahalenin haksızlığını ve ölçüsüzlüğünü şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça ortaya koymuştur. Yasal düzenleme sebebiyle başvurucunun teorik olarak var olan dava açma hakkı, pratikte hiçbir başarı sunma ihtimali taşımayan, bütünüyle etkisiz bir yola dönüşmüştür.

Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yerel mahkemede açtığı davasının usul veya esastan haklı olup olmadığına doğrudan karar vermek yerine, yapılan kanuni düzenleme nedeniyle oluşan derin hukuksuzluğun ve mağduriyetin giderilmesinin ancak uyuşmazlığın esasının yerel mahkemece incelenmesiyle mümkün olabileceğini değerlendirmiştir. Başvurucunun iddialarının ve yatırılan paranın iadesi talebinin esastan incelenebilmesi için hukuken yeniden yargılama yapılması zorunlu görülmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilerek başvuruyu kabul etmiştir.

Dava açtım paramı almak için ama sonradan yasa çıktı davam düştü, bu yasal mı? expand_more
Hayır, bu hukuken kabul edilemez bir durumdur ve anayasal haklarınızın ihlali anlamına gelir. Bireylerin mülkiyet haklarını aramak üzere yargı mercilerine başvurdukları sırada, yasama organı tarafından sonradan yapılan bir kanuni düzenlemeyle bu hakkın tahsilinin imkânsız hâle getirilmesi anayasal güvencelere aykırıdır. Devletin, bireylerin alacak haklarını tahsil edebilmeleri için etkili yargısal mekanizmalar kurma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devam eden bir davanın yasama müdahalesiyle işlevsiz kılınması, sadece mülkiyet hakkınızı değil, aynı zamanda mahkemeye erişim ve etkili başvuru haklarınızı da tümüyle anlamsızlaştırır.
Benim devam eden davamı engelleyecek şekilde geriye dönük yasa çıkarılabilir mi? expand_more
Hukuk devleti ilkesi gereğince, devam eden davalara aleyhte ve geriye yürür şekilde etki edecek yasama işlemleri yapılarak alacak hakkının tahsilinin fiilen engellenmesi hukuka aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını, 40. maddesi ise hakları ihlal edilenlerin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânını güvence altına alır. Bireylerin yargısal yolları eksiksiz biçimde işletmesine rağmen, sonradan çıkarılan yasa nedeniyle uyuşmazlığı çözme kapasitesinin ortadan kalkması ve teorik düzeydeki bir dava yolunun pratikte etkisizleşmesi, anılan hakların özüne dokunan ağır bir müdahale niteliği taşır.
Davamı düşüren yasa sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirse ne olur? expand_more
Davanızın esasına girilmesini engelleyen ve hakkınızı aramanızı sonuçsuz bırakan kanun hükmünün sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi, mülkiyet ve etkili başvuru haklarınıza yapılan yasal müdahalenin haksızlığını ve ölçüsüzlüğünü şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya koyar. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, iptal edilen yasa hükümlerinin yarattığı bu tür ağır mağduriyetlerin giderilmesi ancak ilgili uyuşmazlığın yerel mahkemece esasının incelenmesi ile mümkündür.
Yasa değişikliği yüzünden mağdur oldum, AYM kararıyla davam yeniden görülür mü? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi bu tür durumlarda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için davanın yeniden görülmesine hükmetmektedir. Mahkeme, doğrudan davanızın haklı olup olmadığına karar vermek yerine, yasal düzenlemenin neden olduğu derin hukuksuzluğun ve mağduriyetin giderilmesi amacıyla uyuşmazlığın esastan incelenebilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili derece mahkemesine gönderilmesini zorunlu görmektedir. Bu emsal karar, benzer şekilde idare veya şirketler aleyhine alacak davası açıp kanun değişikliği yüzünden mağdur olan binlerce vatandaş için de yeniden yargılama yolunu açan çok güçlü bir hukuki dayanak oluşturmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir