Anasayfa/ Karar Bülteni/ AİHM | MAMMADOVA VE MAMMADOV | BN. 31618/18

Karar Bülteni

AİHM MAMMADOVA VE MAMMADOV BN. 31618/18

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 3. Bölüm
Başvuru No 31618/18
Karar Tarihi 24.03.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Mülkiyet hakkına müdahale kanuni bir dayanağa sahip olmalıdır.
  • Mülkiyetten rıza dışı yoksun bırakma işlemleri keyfi olamaz.
  • Yıkım kararları açık ve öngörülebilir yasal prosedürlere dayanmalıdır.
  • Yargı kararı olmaksızın mülkün yıkılması hak ihlali teşkil eder.

Bu karar, mülkiyet hakkına yönelik devlet müdahalelerinin, özellikle de idari kararlarla gerçekleştirilen kentsel dönüşüm ve yıkım işlemlerinin, mutlaka öngörülebilir, açık ve erişilebilir bir kanuni dayanağa sahip olması gerektiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özel mülkiyete konu bir taşınmazın idari makamların riskli yapı raporlarına veya bakanlar kurulu kararlarına dayanılarak, açık bir mahkeme kararı veya kanuni prosedür izlenmeksizin yıkılmasını mülkiyet hakkının ağır bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Karar, iç hukukta mülkiyetin devri veya yıkımı için öngörülen yargısal süreçlerin, idari ve genel işlemlerle by-pass edilemeyeceğini hukuken tescil etmektedir.

Benzer davalar ve uygulamadaki önemi açısından bu karar, kentsel dönüşüm veya riskli yapıların tahliyesi süreçlerinde idarelerin yetkilerini kullanırken ne denli hassas davranmaları gerektiğine dair güçlü bir emsal oluşturmaktadır. Mahkeme, idari kararların mülkiyet hakkını sınırlandırmada tek başına yeterli olamayacağını, ulusal mahkemelerin de idarenin işlemlerini denetlerken mülkiyet hakkını koruyan temel kanun hükümlerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla bu içtihat, idarelerin kentsel dönüşüm ve yıkım uygulamalarında keyfiliği önleyici yasal teminatları ve yargı kararı şartını titizlikle uygulamalarını zorunlu kılmakta, aksi takdirde mülkiyet hakkı ihlallerinin doğacağını göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de sahibi oldukları ve ikamet ettikleri dairenin bağlı bulunduğu binanın idare tarafından acil yıkılacak riskli yapı statüsüne alınması üzerine devlete karşı dava açan bir anne ve oğludur. Olayların merkezinde, Azerbaycan Bakanlar Kurulu'nun kentsel dönüşüm, güzelleştirme ve yenileme amacıyla aldığı genel bir karar ile Sabail İlçe İcra Hakimiyeti'nin bu karar doğrultusunda verdiği yıkım emri yer almaktadır. Başvurucular özel bir sebeple yurtdışındayken, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, binaları özel bir konut yapı kooperatifi tarafından tahliye edilerek tümüyle yıkılmıştır. Başvurucular, yıkım işleminin tamamen hukuka aykırı olduğunu, iç hukuka göre acil yıkım gerektiren durumların tespiti ve mülke müdahale için kesinleşmiş bir mahkeme kararı gerektiğini iddia ederek idari işlemin iptalini ve uğradıkları maddi zararların ödenmesini talep etmişlerdir. Yerel mahkemeler ise yıkım işleminin idari kararlara uygun olduğunu belirterek taleplerini tümüyle reddetmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi (mülkiyetin korunması) çerçevesinde inceleme yapmıştır. Bu madde uyarınca, her gerçek veya tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Mülkiyetin barışçıl kullanımına saygı gösterilmesi esastır ve mülkiyetten rıza dışı yoksun bırakma işlemleri ancak kamu yararı gereği ve kanunda öngörülen koşullara katı bir biçimde uygun olarak yapılabilir.

AİHM'nin yerleşik içtihatlarına göre, mülkiyet hakkına yapılan herhangi bir müdahalenin ilk ve en önemli şartı "kanunilik" ilkesine uygun olmasıdır. Kanunilik ilkesi, kamu makamlarının müdahalesinin iç hukukta somut bir dayanağının bulunmasını gerektirmenin yanı sıra, söz konusu kanunun vatandaşlar için erişilebilir, etkileri bakımından açık ve öngörülebilir olmasını zorunlu kılar. İdarelerin kamu gücünü kullanarak mülkiyet hakkına müdahale etmesi, keyfiliğe karşı yeterli ve etkili usuli güvencelerin sağlanmasını gerektirir.

Somut olaydaki uyuşmazlıkta, Azerbaycan Konut Kanunu'nun 28. maddesi ile Şehircilik ve İnşaat Kanunu hükümleri kritik bir öneme sahiptir. Konut Kanunu, acil onarım gerektiren veya onarılamayacak durumdaki binaların tespitinin ve yıkımının ancak ilgili kişilerin veya devlet kurumlarının açacağı bir dava sonucunda verilecek mahkeme kararı ile yapılabileceğini açıkça düzenlemektedir. Eğer mülk sahibi mahkemenin verdiği süre içinde rızasıyla yıkım veya onarım işlemini gerçekleştirmezse, mülk ancak o zaman yasal yollarla elden çıkarılabilir. AİHM, idarenin özel mülkiyete müdahale ederken kendi yasal prosedürlerine harfiyen uymak zorunda olduğunu, genel düzenleyici idari işlemlerin rıza dışı yıkım için tek başına açık ve öngörülebilir bir kanuni dayanak oluşturamayacağını genel bir kural olarak benimsemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

AİHM, somut olayı incelerken başvuruculara ait dairenin yıkılmasının, mülkiyetten yoksun bırakma anlamına geldiğini ve bu durumun Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Taraflar arasında mülkiyete müdahale edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, temel hukuki mesele bu müdahalenin kanuni dayanağının olup olmadığı noktasında toplanmıştır.

Başvurucular, dairelerinin kendileri yurtdışındayken ve herhangi bir yargı kararı olmaksızın yıkıldığını güçlü bir şekilde vurgulamışlardır. İdare ise yıkım işleminin Bakanlar Kurulu kararına ve idari makamların teknik uzman raporlarına dayandığını savunmuştur. Ancak AİHM, yerel mahkemelerin verdikleri ret kararlarında, mülkiyetin zorla yıkılmasına veya devrine izin veren somut, açık ve uygulanabilir bir kanun hükmüne atıfta bulunmadıklarını gözlemlemiştir. Yerel mahkemelerin atıf yaptığı Şehircilik ve İnşaat Kanunu ile Medeni Kanun hükümleri, asgari sosyal standartların sağlanması veya konut kullanımı gibi genel nitelikli düzenlemeler olup, özel mülkiyete konu ve acil yıkım gerektiren bir binanın rıza dışı yıkım usulünü belirleyen kurallar içermemektedir.

Dahası, olayda Konut Kanunu uyarınca rıza dışı yıkım veya mülkiyetin devri için açık bir mahkeme kararının bulunması gerektiği ortadayken, ne idare ne de yerel mahkemeler bu usule uymuştur. AİHM, idareyi bu denli ağır bir müdahaleye yetkili kılan yasal çerçevenin gösterilemediğini ve sunulan idari kararların kanunilik şartını hiçbir şekilde karşılamadığını vurgulamıştır. Müdahalenin yasal bir dayanağı olmadığı sonucuna varıldığından, meşru bir amacın varlığı veya müdahalenin orantılılığı hususlarında Mahkeme tarafından ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek dahi görülmemiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukuki bir dayanağı olmaması nedeniyle Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: