Anasayfa/ Karar Bülteni/ AİHM | 32283/23 BN.

Karar Bülteni

AİHM 32283/23 BN.

AİHM | MANJANI - ARNAVUTLUK | 32283/23 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 3. Bölüm
Başvuru No 32283/23
Karar Tarihi 10.03.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Mesleğe girişte uygulanan kalıcı yasaklar özel hayata müdahaledir.
  • Çocukluktaki suçlar yetişkinlikte orantısız kısıtlamalara yol açamaz.
  • Mesleğe kabulde her zaman bireyselleştirilmiş değerlendirme yapılmalıdır.
  • Rehabilitasyon göz ardı edilerek otomatik mesleki yasak uygulanamaz.

Bu karar, çocuk yaşta işlenen ve sonrasında yasal olarak adli sicilden silinen bir suçun, kişinin yetişkinlikteki mesleki kariyeri üzerinde kalıcı ve mutlak bir engel oluşturmasının hukuka aykırılığını ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özel hayatın gizliliği hakkının mesleki hayatı da kapsadığını açıkça vurgulayarak, bir kişinin katı kurallarla mesleğe kabul edilmemesinin onun sosyal kimliğini ve dış dünyayla ilişkilerini kurma biçimini doğrudan etkilediğini belirtmektedir. Karar, devletlerin kamu görevlerine girişte katı dürüstlük ve ahlak kuralları belirleme hakkı olmakla birlikte, bu kuralların her somut olayın şartlarına göre bireyselleştirilmiş ve adil bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini hukuken kesin olarak tescil etmektedir.

Benzer davalar açısından bu önemli karar, özellikle hakim ve savcı adaylığı gibi yüksek dürüstlük standartları aranan mesleklere girişlerde idarelerin ve ulusal mahkemelerin uyguladığı otomatik ret mekanizmalarına karşı çok güçlü bir emsal teşkil etmektedir. AİHM, suçun işlendiği yaşın, suçun şiddet içermemesinin, üzerinden geçen uzun sürenin ve kişinin sonrasındaki yasalara saygılı yaşamının idarece mutlaka dikkate alınması gerektiğini hükme bağlamıştır. Uygulamadaki önemi, çocuk ceza adaletinin temel felsefesi olan topluma yeniden kazandırma ve rehabilite etme ilkesinin, yetişkinlikteki orantısız mesleki kısıtlamalara karşı güçlü bir kalkan olarak kullanılması gerektiğinin altını çizmesinde yatmaktadır. Bu yaklaşım, hukukun üstünlüğü ilkesini daha da pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, 2020 yılında kariyerine savcı olarak devam etmek amacıyla Arnavutluk Sulh Hakimleri Okuluna resmi başvuruda bulunmuştur. Ancak, henüz 15 yaşındayken işlemiş olduğu ve sonrasında yasal olarak rehabilite edilerek adli sicilinden tamamen silinen bir hırsızlık suçu gerekçe gösterilerek başvurusu Yüksek Savcılar Kurulu tarafından reddedilmiştir. Başvurucu, çocuk yaşta işlenen ve yasal olarak ortadan kalkan bu eski mahkumiyetin, mesleğe kabulde kendisine ömür boyu sürecek otomatik bir yasak olarak uygulanmasının son derece haksız olduğunu iddia ederek idareye ve yerel mahkemelere karşı dava açmıştır. Yerel mahkemeler, yargının dürüstlüğü ve kamu güveni ilkelerini ön planda tutarak başvurucunun davasını reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, meslek seçme özgürlüğünün ve özel hayatının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının başında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 (Özel ve aile hayatına saygı hakkı) gelmektedir. AİHM'nin yerleşik içtihatlarına göre, mesleki hayat, özel hayatın ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. İşten çıkarma, rütbe indirme veya mesleğe kabul edilmeme gibi mesleki hayata yönelik ağır kısıtlamalar, kişinin sosyal kimliğini inşa etme, geliştirme ve başkalarıyla ilişki kurma biçimi üzerinde ciddi sonuçlar doğuruyorsa, bu durum doğrudan Sözleşme m.8 kapsamında değerlendirilir.

Kamu görevlerine, özellikle yargı ve savcılık gibi adaletin tesisiyle görevli hassas kurumlara girişte devletlerin yüksek ahlaki ve etik standartlar arama konusunda oldukça geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir. Mahkemenin yerleşik prensiplerine göre, bir kişinin mesleğe kabul edilmemesine yönelik idari veya yasal engellerin mutlaka demokratik bir toplumda gerekli bir ihtiyacı karşılaması ve orantılılık ilkesine harfiyen uygun davranılması şarttır.

Bunun yanı sıra, çocuk ceza adaletine ilişkin uluslararası standartlar ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi prensipleri de kararın hukuki zeminini oluşturmaktadır. Çocukken işlenen suçların değerlendirilmesinde, suçun niteliği, üzerinden geçen uzun zaman, çocuğun o dönemki idrak kapasitesi ve sonrasında topluma yeniden entegre olma süreci titizlikle dikkate alınmalıdır. İlgili yasal kurallara göre, reşit olmayan yaşta işlenen bir suçun yetişkinlik döneminde kişiyi kalıcı ve mutlak bir mesleki yasakla karşı karşıya bırakması, ancak çok istisnai ve detaylı bir risk analizine dayandığı takdirde hukuka uygun kabul edilebilir. Otomatik uygulanan kısıtlamalar ihlal doğurur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucunun Sulh Hakimleri Okuluna kabul edilmemesinin onun özel hayatına açık ve ciddi bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir. Bu müdahale, başvurucunun savcı olma hedefini kalıcı olarak engellemiş ve aynı zamanda hukuk asistanlığı veya danışmanlığı gibi bu eğitimle ulaşılabilecek diğer pek çok kariyer yolunu da tamamen kapatmıştır.

Ulusal makamların kararları incelendiğinde, başvurucunun özel durumuna ilişkin bireyselleştirilmiş bir risk değerlendirmesi yapılmadığı görülmüştür. Yerel mahkemeler, başvurucunun suç işlediği tarihte henüz 15 yaşında bir çocuk olduğunu, olayın hiçbir şekilde şiddet içermediğini ve ani bir dürtüyle gerçekleştiğini göz ardı etmiştir. Suçun üzerinden yaklaşık 14 yıl gibi çok uzun bir süre geçmiş olması ve başvurucunun bu süre zarfında hukuka uygun, saygın bir hayat sürerek adli polis memuru olarak dahi görev yapabilmiş olması, ulusal yargı mercileri tarafından yeterince dikkate alınmamıştır.

Ayrıca, idarenin ve mahkemelerin mutlak yasaklayıcı yaklaşımı, Arnavutluk kanunlarındaki rehabilitasyon ve adli sicilin silinmesi kuralları ile çocuk adalet sisteminin topluma kazandırma amaçlarını tamamen işlevsiz hale getirmiştir. AİHM, kişinin çocukken işlediği ve telafi ettiği bir suçtan dolayı hayatı boyunca damgalanmasının ve yetişkinlikteki kariyer hedeflerinden ömür boyu mahrum bırakılmasının son derece orantısız bir yaptırım olduğunu vurgulamıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, idarenin ve yerel mahkemelerin uyguladığı orantısız kısıtlamaların Sözleşme'ye aykırı olduğu yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: