Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Selahattin Bedir Kararı 2020/19403 B.

Anayasa Mahkemesi Selahattin Bedir Kararı 2020/19403 B.

Bu karar, kamu görevlileri arasında salt geldikleri kurum kökeni nedeniyle mali haklar bağlamında yaratılan farklılıkların hukuka aykırılığını anayasal düzeyde ortaya koyması bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle askerî yükseköğretim kurumlarının kapatılması ve personelinin sivil üniversitelere devredilmesi sürecinde, aynı akademik unvana sahip kişilere sırf geçmiş statüleri gerekçe gösterilerek daha düşük ek gösterge rakamlarının uygulanması, mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantılı bir ayrımcılık sorunu olarak değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kararında mülkiyet hakkı ekseninde eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerini güçlü bir şekilde vurgulamıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Selahattin Bedir Kararı 2020/19403 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/19403
Karar Tarihi 15.05.2024
Taraf Selahattin Bedir
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Mülkiyet hakkı temel anayasal güvencedir.
Aynı statüdekilere farklı ek gösterge uygulanamaz.
Ayrımcı muamele haklı bir nedene dayanmalıdır.
Eşitlik ilkesi kamu personelini de kapsar.

Bu karar, kamu görevlileri arasında salt geldikleri kurum kökeni nedeniyle mali haklar bağlamında yaratılan farklılıkların hukuka aykırılığını anayasal düzeyde ortaya koyması bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle askerî yükseköğretim kurumlarının kapatılması ve personelinin sivil üniversitelere devredilmesi sürecinde, aynı akademik unvana sahip kişilere sırf geçmiş statüleri gerekçe gösterilerek daha düşük ek gösterge rakamlarının uygulanması, mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantılı bir ayrımcılık sorunu olarak değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kararında mülkiyet hakkı ekseninde eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerini güçlü bir şekilde vurgulamıştır.

Kararın emsal etkisi, kamu idarelerinde kurumların birleştirilmesi, devredilmesi veya yeniden yapılandırılması süreçlerinde personelin mali haklarının nasıl korunması gerektiği noktasında idarelere ve derece mahkemelerine net bir perspektif çizmesinde yatmaktadır. Derece mahkemelerinin yalnızca mevzuatın dar yorumuna saplanarak farklı muamelenin doğurduğu orantısız külfeti göz ardı edemeyeceği, Anayasa'nın eşitlik prensibini titizlikle uygulaması gerektiği içtihat hâline getirilmiştir. Bu bağlamda, idari yargıda görülecek benzer devir ve intibak uyuşmazlıklarında, personelin kazanılmış akademik haklarının ve mali haklarının sivil personelle eşit düzeyde korunması gerektiği kesinleşmiş olup, idarenin keyfî ayrımlar yapmasının önüne geçilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Selahattin Bedir, daha önce askerî yükseköğretim kurumlarında görev yaparken kurumların devredilmesi süreciyle birlikte Sağlık Bilimleri Üniversitesinde profesör kadrosunda çalışmaya başlayan bir akademisyendir. Üniversitede görev yapan diğer sivil kökenli profesörler, maaş ve emeklilik haklarını belirleyen 6400 ek gösterge rakamı üzerinden maaş alıp haklardan yararlanırken, başvurucu sırf asker kökenli olması gerekçe gösterilerek 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulmuştur. Başvurucu, aynı üniversitede aynı unvanla ve aynı sorumluluklarla görev yapmasına rağmen sivil ve asker kökeni ayrımı yapılarak kendisine daha düşük ek gösterge uygulanmasının eşitsizlik yarattığını, bu durumun mülkiyet ve mali haklarını zedelediğini belirterek idareye karşı iptal davası açmıştır. İdare mahkemesindeki davanın reddedilmesi üzerine de mülkiyet hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan kanun önünde eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı kurallarını temel almıştır. Kamu görevlilerinin maaş, ikramiye ve emeklilik gibi haklarını doğrudan belirleyen ek gösterge rakamları, mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken meşru ve ekonomik bir değer olarak kabul edilmektedir. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağı, objektif ve makul bir neden olmaksızın, aynı durumda ve aynı statüde bulunan kişilere farklı muamele edilmesini kesin olarak yasaklamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken temel kanun olan 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve ekli cetvelleri, profesör kadrosunda görev yapan öğretim üyelerinin yararlanacağı ek gösterge rakamlarını açıkça ve sınırlarını çizerek düzenlemektedir. Bu kanun kapsamında profesörlerin faydalanacağı ek gösterge rakamı kural olarak 6400 olarak belirlenmiştir. Mahkeme, normatif düzenlemeleri incelerken askerî yükseköğretim kurumlarından Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredilen personelin 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümlerinden faydalanmasını ve bu kanun kapsamındaki 6400 ek gösterge rakamına tabi olmasını engelleyen, açık ve yasaklayıcı herhangi bir kanuni düzenlemenin bulunmadığını vurgulamıştır.

Derece mahkemelerinin uyuşmazlıkları çözerken sadece şeklî kanun lafzına bakması yeterli görülmemektedir; aynı zamanda Anayasa'nın eşitlik ilkesi çerçevesinde, yapılan farklı muamelenin başvurucu üzerinde orantısız bir mali külfet yaratıp yaratmadığını da denetlemesi gerekmektedir. Kamu görevlilerinin devir işlemlerinde akademik unvanlarının gerektirdiği mali hakların eksiksiz olarak verilmesi, hukuk devletinin bir gereği olarak hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin de doğal ve kaçınılmaz bir sonucudur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumunu incelerken aynı hukuki ve fiilî statüde bulunan kişiler arasında haklı bir neden olmaksızın yaratılan farklılığın ayrımcılık teşkil ettiğini tespit etmiştir. Somut olayda, başvurucu Sağlık Bilimleri Üniversitesinde profesör olarak görev yapmaktadır ve yürüttüğü akademik faaliyetler bakımından sivil kökenli profesörlerden hiçbir farkı bulunmamaktadır. Buna rağmen, salt geçmişte askerî üniversite kurumlarında görev yapmış olması nedeniyle başvurucuya 6400 ek gösterge yerine 5800 ek gösterge uygulanmıştır.

Yüksek Mahkeme, daha önce benzer iddialarla önüne gelen Mehmet Fatih Bulucu kararında belirlediği anayasal ilkeleri bu dosyada da aynen uygulamıştır. Mahkeme, Sağlık Bilimleri Üniversitesinde görev yapan ve askerî üniversite kurumlarından devredilen profesörlerle diğer profesörler arasında uygulanacak ek gösterge rakamı yönünden yaratılan bu farklı muamelenin, başvurucuya yüklediği mali külfetin orantılı olduğunun derece mahkemelerince geçerli ve yeterli gerekçelerle ortaya konulamadığını belirtmiştir. İdare mahkemesinin ret kararı verirken Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına uygun bir anayasal inceleme yapmadığı, sadece idarenin hatalı intibak işlemini onadığı ifade edilmiştir.

Ayrıca, başvurucunun 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu kapsamında öngörülen ek gösterge rakamına tabi olmasını engelleyen hukuki ve yasal hiçbir meşru nedenin bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır. Asker kökenli olmayan öğretim üyelerinden farklı olarak başvurucunun daha düşük bir ek gösterge rakamına tabi tutulması, elde edeceği aylık gelir ve ilerideki emeklilik hakları yönünden ciddi bir kayba neden olmakta, bu durum ise mülkiyet hakkına yönelik haksız bir müdahale anlamı taşımaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun asker kökenli olmayan profesörlerden farklı olarak 6400 yerine 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Askeri kökenli profesörüm, ek göstergem neden sivil hocalarla aynı değil? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararına göre, aynı akademik unvana (profesör) sahip ve aynı fiilî statüde görev yapan öğretim üyeleri arasında sırf askerî veya sivil kökenli olmaları nedeniyle ek gösterge farkı yaratılması hukuka aykırıdır. Mahkeme, sivil profesörlere uygulanan 6400 ek göstergenin, devredilen asker kökenli profesörlere uygulanmamasını mülkiyet hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlali olarak kabul etmiştir.
Aynı işi yapmama rağmen düşük ek gösterge verilmesi hangi hakkımı ihlal eder? expand_more
Bu durum, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının ihlalini oluşturur. Kamu görevlilerinin maaş ve emeklilik haklarını belirleyen ek göstergeler mülkiyet hakkı kapsamında korunur; objektif ve makul bir neden olmaksızın aynı durumdaki kişilere farklı mali muamele yapılması anayasal hakların zedelenmesi anlamına gelir.
Askeri kökenli hocalara 6400 ek gösterge verilmesini engelleyen yasa var mı? expand_more
Hayır, bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin incelemesine göre, askerî yükseköğretim kurumlarından devredilen personelin 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu'ndaki hükümlerden ve 6400 ek gösterge rakamından faydalanmasını engelleyen açık ve yasaklayıcı hiçbir kanuni düzenleme yoktur. Dolayısıyla, idarenin daha düşük bir ek gösterge uygulayarak yarattığı bu farklı muamele hukuki ve yasal bir meşru nedene dayanmamaktadır.
Ek gösterge eşitsizliği yüzünden idareye dava açarsam mahkeme ne karar verir? expand_more
Anayasa Mahkemesinin emsal içtihadı doğrultusunda, idari yargıda görülecek benzer intibak uyuşmazlıklarında idarenin keyfî ayrımlar yapamayacağı ve personelin mali haklarının sivil personelle eşit korunması gerektiği kesinleşmiştir. Yüksek Mahkeme, bu tür bir eşitsizliğin ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine hükmederek yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. Derece mahkemeleri sadece kanun lafzına bakmakla yetinemez, orantısız mali külfeti gözeterek eşitlik ilkesini titizlikle uygulamak zorundadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir