Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2022/38674 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/38674 BN.

Anayasa Mahkemesi | Ramazan Şafak ve Rüstem Şafak | 2022/38674 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/38674
Karar Tarihi 15.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargılama sırasında yapılan kanun değişikliği hakkı zedeleyemez.
  • Alacağın tahsilini imkânsız kılan yasal düzenlemeler ölçüsüzdür.
  • İptal edilen yasa nedeniyle esasa girilmemesi ihlaldir.
  • Etkili başvuru hakkı mülkiyet hakkının ayrılmaz parçasıdır.

Bu karar, devam eden bir yargılama sırasında yasama organı tarafından yapılan yasal düzenlemelerin, kişilerin mülkiyet hakkı ve mahkemeye erişim süreçleri üzerindeki etkilerini göstermesi bakımından son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla usulüne uygun şekilde başlattıkları hukuki süreçlerin, sonradan yürürlüğe giren ve tahsil imkânını tamamen ortadan kaldıran kanun değişiklikleriyle boşa çıkarılmasını anayasal güvencelere aykırı bulmuştur. Bireylerin hukuki mekanizmaları işletme hakkının fiilen elinden alınması, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Kararın emsal etkisi, özellikle yatırım veya ticari ilişkiler kapsamında açılan alacak davalarında, kanun koyucunun geriye dönük hak kayıplarına yol açan müdahalelerinin anayasal sınırlarını kesin çizgilerle belirlemesinden ileri gelmektedir. İptal edilen yasal düzenlemeler nedeniyle ilk derece mahkemelerinin esasa girmeden verdikleri ret veya düşme kararlarının, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında mutlak surette yeniden yargılama sebebi sayılacağı netleşmiştir. Bu yönüyle karar, vatandaşların hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine olan inancını pekiştirmekte, idari ve yasal tasarruflara karşı ticari şirket ortakları ile yatırımcılar için yargısal koruma kalkanını güçlü bir şekilde tesis etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, bir şirkete yatırdıkları paranın iadesini talep ederek asliye ticaret mahkemelerinde alacak davası açmışlardır. Yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme yapılmış ve bu düzenleme neticesinde başvurucuların alacaklarını tahsil etme imkânı hukuken ortadan kalkmıştır. İlk derece mahkemeleri, sonradan yürürlüğe giren bu yasal düzenlemeye dayanarak başvurucuların iddialarının esasını incelememiş ve davaları neticelendirmiştir. Başvurucular, uygun hukuki yollara başvurmalarına rağmen yargılama aşamasında çıkarılan kanun sebebiyle alacaklarına kavuşamadıklarını, hukuki yolların işletilemez hâle geldiğini belirterek mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40'ta düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde ele almıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahip oldukları ekonomik değerler üzerinde dilediği gibi tasarruf etme, kullanma ve yararlanma yetkisi verirken, etkili başvuru hakkı bu değerlere yapılan müdahalelerin bağımsız ve tarafsız yargı mercileri önünde incelenebilmesini teminat altına alır.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına, özellikle karara da dayanak teşkil eden Turgay Kılıç ilkesine göre, bireylerin mülkiyet hakkına ilişkin iddialarını yetkili makamlar önüne taşıyabilmesi ve bu iddiaların esastan incelenerek makul bir çözüme kavuşturulması anayasal bir zorunluluktur. Devam eden bir dava sırasında yürürlüğe giren ve davacının alacağına kavuşmasını bütünüyle imkânsız kılan yasal düzenlemeler, teorik düzeyde var olan hukuki dava yolunun pratikteki başarı şansını ve etkililiğini tamamen ortadan kaldırır. Bu durum hak arama hürriyetini ihlal eder.

Eğer mülkiyet hakkının özünü zedeleyen bu tür bir yasal düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından norm denetimi yoluyla sonradan iptal edilmişse, ilk derece mahkemelerinin iptal kararı öncesindeki yasal duruma dayanarak iddiaların esasını incelemeden verdikleri kararlar hukuki dayanaktan yoksun hâle gelir. Bu gibi durumlarda, ihlalin sonuçlarının bütünüyle giderilebilmesi için ilgili derece mahkemelerinin iptal kararı ışığında uyuşmazlığın esasına girerek somut deliller üzerinden yeniden bir değerlendirme yapmaları usul hukuku ve anayasal hakların korunması bakımından zorunludur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların şirkete yatırdıkları paranın iadesi için hukuki mekanizmaları usulüne uygun şekilde işlettiklerini ve asliye ticaret mahkemelerinde hak arayışına girerek dava açtıklarını tespit etmiştir. Ancak yargılama olağan seyrinde devam ederken yapılan kanuni bir değişiklik, bu davanın başarıya ulaşma ihtimalini ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemeleri yürürlüğe giren bu yeni yasaya dayanarak uyuşmazlığın esasına girmeden, alacağın tahsiline yönelik talepleri incelemeden davaları neticelendirmişlerdir.

Bununla birlikte, yargılamanın seyrini değiştiren ve davacıları mağdur eden söz konusu kanuni düzenleme daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından anayasaya aykırılık sebebiyle iptal edilmiştir. İptal kararıyla birlikte, başvurucuların iddialarının esastan incelenmesinin önündeki yasal engel hukuken kalkmıştır. Yüksek Mahkeme, başvurucuların alacaklarını tahsil etmek için en uygun hukuki yollara başvurmalarına rağmen, kendi kusurları olmaksızın gerçekleşen bir kanun değişikliği sebebiyle bu yolların fiilen etkisiz bırakılmasını ve hak arama mekanizmalarını işletme imkânından mahrum bırakılmalarını, mülkiyet hakkının korunması bakımından devlete düşen pozitif ve negatif yükümlülüklerin açık bir ihlali olarak değerlendirmiştir.

Tespit edilen bu ihlalin kaynağı doğrudan ilk derece mahkemelerinin ilk kararları olmasa da, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yoluyla verdiği iptal kararı sonrasında eski hâle getirme ilkesi gereğince uyuşmazlığın esastan çözülmesi anayasal bir gerekliliktir. Başvurucuların iddialarının esasının değerlendirilmesinin ancak yeniden yargılama yapılmasıyla mümkün olduğu net bir şekilde belirtilmiştir. Bu nedenle somut olayda tazminat talepleri reddedilerek, ihlalin ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın ilgili ticaret mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: