Anasayfa Karar Bülteni AYM | Orhan Öngöz | BN. 2020/27380

Karar Bülteni

AYM Orhan Öngöz BN. 2020/27380

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / 1. Bölüm
Başvuru No 2020/27380
Karar Tarihi 03.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mülkiyet hakkı özel hukuk alacaklarını kapsar.
  • Örgüt iltisakı meşru alacak hakkını düşürmez.
  • Alacağın ödenmemesi mülkiyet hakkının ölçüsüz ihlalidir.

Bu karar, hukuken olağanüstü hâl (OHAL) tedbirleri kapsamında kapatılan kurumlardan doğan meşru özel hukuk alacaklarının tahsili konusunda çok kritik ve emsal niteliğinde bir anayasal güvence sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, özel hukuk ilişkilerinden doğan ve muvazaalı olmayan okul kayıt ücreti gibi meşru alacakların, salt alacaklının terör örgütleriyle aidiyeti, irtibatı veya iltisakı olduğu gerekçe gösterilerek ödenmemesinin hukuk devleti ilkesiyle kesinlikle bağdaşmayacağını açıkça ortaya koymuştur. Devletin elbette ki hileli işlemlere karşı gerekli her türlü hukuki tedbiri alma yetkisi bulunmaktadır. Ancak, karşılığı ödenmiş gerçek bir hizmet alımından kaynaklanan alacakların sırf kişinin cezai statüsü veya örgüt iltisakı nedeniyle müsadere niteliğinde alıkonulması, Anayasa ile teminat altına alınmış olan mülkiyet hakkının son derece ağır bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, uygulamada benzer şekilde mağduriyet yaşayan binlerce vatandaş için oldukça güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Zira, idarenin mülkiyet hakkına yapacağı müdahalelerin mutlak surette meşru bir amaca dayanması ve ölçülü olması gerektiği ilkesi bir kez daha güçlü bir şekilde pekiştirilmiştir. Ayrıca iptal edilen kanun hükümlerinin idari işlemlere dayanak yapılamayacağı hatırlatılarak idari yargı mercilerine de açık bir mesaj verilmiştir. Mahkemeler, özel hukuk ilişkisinden doğan ve gerçekliği şüphesiz olan borçların ifasından kaçınılmasını sadece terör örgütü iltisakı gerekçesiyle hukuka uygun bulamaz. Bu yönüyle Anayasa Mahkemesi kararı, OHAL komisyonları ve idari merciler tarafından verilen haksız ret kararlarının mülkiyet hakkı ihlaline yol açtığı yönündeki içtihadı kökleştirerek yargısal denetimin sınırlarını temel haklar lehine çok daha net bir çerçeveye oturtmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Orhan Öngöz, çocuğunun 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı için Trabzon ilinde bulunan özel bir eğitim kurumuna kaydını yaptırmış ve bu hizmet karşılığında 22 Mart 2016 tarihinde şirkete 11.380 TL tutarında kesin bir okul kayıt ücreti ödemiştir. Ancak söz konusu okul, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâl (OHAL) tedbirleri kapsamında çıkarılan ilgili Kanun Hükmünde Kararname ile devlet tarafından tamamen kapatılmıştır. Okulun kapatılması üzerine başvurucu, fiilen faydalanamadığı eğitim hizmetine karşılık ödemiş olduğu kayıt ücretinin iadesi için Trabzon Valiliğine resmî bir müracaatta bulunmuştur. Valilik makamı, başvurucunun bizzat FETÖ/PDY terör örgütü ile aidiyeti, irtibatı ve iltisakı bulunduğu gerekçesini öne sürerek bu meşru para iadesi talebini reddetmiştir. Başvurucu, idarenin bu haksız ret işlemine karşı derhâl idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. Ancak yerel mahkeme, kişinin terör örgütü üyeliğinden ceza aldığını vurgulayarak davanın reddine hükmetmiştir. İstinaf aşamasında da bölge idare mahkemesinden sonuç alamayan ve kararı kesinleşen başvurucu, haksız yere alıkonulan okul ücretinin iade edilmemesi nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla en son çare olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken, olay ve olguları Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ekseninde ele alarak kapsamlı bir hukuki inceleme yapmıştır. Somut olayda mülkiyet hakkına yapılan devlet müdahalesinin kanuni dayanağı olarak 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun m.5 hükmü idarece gösterilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi daha önceki bağlayıcı norm denetimi kararlarında, bu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan ve özel hukuk alacaklarının iadesi için kişinin terör örgütüyle "aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmaması" şartını açıkça arayan ibareyi Anayasa'ya bütünüyle aykırı bularak iptal ettiğini hatırlatmıştır.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına ve temel anayasa hukuku prensiplerine göre, mülkiyet hakkına yapılan idari veya yasal bir müdahalenin öncelikle öngörülebilir kanuni bir dayanağı olmalı, mutlaka kamu yararına dayalı meşru bir amaca hizmet etmeli ve son olarak demokratik toplum düzeninde ölçülü olmalıdır. Devletin, terör örgütleriyle irtibatı veya iltisakı olduğu somut olarak ortaya konulan kişilerle ilgili her türlü idari ve cezai güvenlik tedbirleri alma konusunda geniş bir takdir yetkisi ve sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak bu kişilerin tamamen özel hukuk ilişkileri çerçevesinde ifa ettikleri meşru yükümlülüklerden doğan ve karşılığı ödenmiş okul kayıt ücreti iadesi gibi alacaklarının sırf bu statüleri sebebiyle ödenmemesi, makul, orantılı ve meşru bir hukuki tedbir olarak kesinlikle kabul edilemez.

Hukuk devleti ilkesi gereği, alacağın gerçekliği ve muvazaalı olup olmadığı konusunda idarenin derinlemesine araştırma yapma ve hileli işlemleri engellemek adına gerekli tedbirleri alma yetkisi yasal olarak bulunsa da, salt alacaklının cezai statüsü veya terör örgütü iltisakı gerekçe gösterilerek hukuka uygunluğu tartışmasız olan meşru bir alacağın ödenmesinden imtina edilmesi doğrudan mülkiyet hakkının ihlalidir. Bu temel doktriner kurallar, idarenin olağanüstü dönemlerde dahi mülkiyet hakkına yapacağı müdahalelerin mutlaka anayasal sınırlar içinde kalmasını zorunlu kılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun eğitim kurumuna çocuğunun kaydı için önceden peşin olarak ödediği kayıt ücretinin hukuken tartışmasız bir şekilde "mülk" teşkil ettiğini ve bu tutarın iade edilmemesinin Anayasa ile korunan mülkiyet hakkına yönelik açık ve doğrudan bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. İdare ve derece mahkemeleri, başvurucunun meşru alacağının iade edilmemesine temel gerekçe olarak 7091 sayılı Kanun m.5 hükmünü, başvurucunun FETÖ/PDY ile olan irtibatını, iltisakını ve hatta bu örgüt üyeliğinden dolayı almış olduğu hapis cezasını göstermiştir.

Yüksek Mahkeme, daha önce Anayasa'ya aykırılık nedeniyle verdiği norm denetimi kararında, ilgili kanun maddesinde yer alan ve kişinin örgütle hiçbir şekilde irtibatlı olmaması şartını arayan kuralı bütünüyle iptal ettiğini önemle hatırlatmıştır. Verilen kararda, devletin muvazaalı, hileli veya varlığı kuşkulu alacaklara karşı mücadele etmek için yeterli hukuki araçlara zaten sahip olduğu, ancak gerçek bir mal veya somut bir hizmet alım ilişkisine dayanan borçların ifasından sadece siyasi veya cezai statü öne sürülerek kaçınılamayacağı net bir biçimde vurgulanmıştır. Başvurucunun çocuğunun anayasal eğitim hakkı için ödediği meblağın gerçekliği olmadığına veya hileli bir işleme dayandığı yönünde idarece herhangi bir somut iddia veya delil öne sürülmemiş, salt başvurucunun terör örgütüyle olan bağlantısına dayanılarak idari bir yaptırım olarak ödeme yapmaktan imtina edilmiştir.

Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, alacaklısının terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olması gerekçesiyle, bütünüyle özel hukuk ilişkisinden doğan ve hukuka uygunluğu konusunda hiçbir kuşku bulunmayan bir alacağın devlet eliyle ödenmemesinin hukuk devleti ilkeleriyle asla meşru gösterilemeyeceğini kesin olarak tespit etmiştir. Söz konusu mülkiyet hakkı müdahalesinin kamu yararına yönelik meşru bir amacının bulunmadığı ve daha önceki istikrar kazanmış "Ebamüslüm Yıldız" ile "Ünal Şenel" kararlarında benimsenen temel anayasal ilkelerden ayrılmayı gerektiren herhangi bir fiilî veya hukuki durumun mevcut olmadığı özellikle vurgulanmıştır. Başvurucunun mülkiyet hakkına idarece yapılan bu temelsiz ve orantısız müdahale, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine açıkça aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: