Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı 31620/15, 34859/15 ve 14659/16 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı 31620/15, 34859/15 ve 14659/16 B.

Bu karar, mülkiyet hakkı ihlallerinin ardından uygulanacak adil tazmin mekanizmasının sınırlarını ve devletin yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, daha önce verdiği esasa ilişkin kararda, kesinleşmiş bir iade kararının idari aşamada resen iptal edilmesini mülkiyet hakkına aykırı bulmuştu. Bu adil tazmin kararında ise ihlalin sonuçlarının nasıl giderileceği tartışılmıştır.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Kararı 31620/15, 34859/15 ve 14659/16 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

AİHM | NASKOV VE DİĞERLERİ - KUZEY MAKEDONYA | 31620/15, 34859/15 ve 14659/16 BN.

Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 31620/15, 34859/15 ve 14659/16
Karar Tarihi 21.10.2025
Taraflar Naskov ve Diğerleri - Kuzey Makedonya
Karar Sonucu Maddi Tazminat (Kabul)
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Mülkiyet hakkı ihlallerinde eski hale getirme esastır.
Aynen iade imkansızsa güncel rayiç bedel ödenmelidir.
Tazminat taleplerinde iç hukuk yollarının tüketilmesi aranmaz.
Devletler ihlalin sonuçlarını gidermekle yükümlüdür.

Bu karar, mülkiyet hakkı ihlallerinin ardından uygulanacak adil tazmin mekanizmasının sınırlarını ve devletin yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Mahkeme, daha önce verdiği esasa ilişkin kararda, kesinleşmiş bir iade kararının idari aşamada resen iptal edilmesini mülkiyet hakkına aykırı bulmuştu. Bu adil tazmin kararında ise ihlalin sonuçlarının nasıl giderileceği tartışılmıştır.

Karar, AİHM içtihatlarında mülkiyet ihlallerinde öncelikli hedefin "eski hale getirme" olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Mahkeme, başvuruculara haksız yere ellerinden alınan araziyle eşdeğer bir arazinin verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde ise arazinin güncel piyasa değerinin nakdi tazminat olarak ödenmesini emrederek mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunmasını sağlamıştır. Özellikle benzer davalarda, adil tazmin talepleri için iç hukuk yollarının tüketilmesi veya yargılamanın yenilenmesi yollarının beklenmesi gerekmediği yönündeki tespit, usul ekonomisi ve başvurucuların mağduriyetlerinin hızlıca giderilmesi açısından güçlü bir emsal niteliğindedir. On dört yıl süren iç hukuk süreçlerinin ardından başvurucuların bir de yargılamanın yenilenmesini beklemeye zorlanması, adalete erişim hakkının özüne aykırı bulunmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucular ile Kuzey Makedonya devleti arasında, mülkiyet hakkının ihlalinden kaynaklanan maddi zararın tazmini talebine dayanmaktadır. Başvurucuların atalarından el konulan bir arazinin iadesine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmişti. Ancak, arazinin üzerine üçüncü kişiler tarafından inşaat yapıldığı gerekçesiyle, kesinleşen bu iade kararı idari makamlarca hukuki ve fiili imkansızlıklar öne sürülerek resen iptal edilmişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 12 Aralık 2023 tarihli kararında bu iptal işleminin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine hükmetmiş ve maddi tazminat konusunu ileri bir tarihe bırakmıştı. Başvurucular, ellerinden alınan arazinin güncel piyasa değeri olan 1.273.313 avronun maddi tazminat olarak ödenmesini talep etmişlerdir. Hükümet ise arazinin iadesinin imkansız olduğunu belirterek iç hukuktaki yönetmeliklere göre daha düşük bir bedel ödenmesi gerektiğini ve yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmediğini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, adil tazmin taleplerini değerlendirirken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.41 hükmüne dayanmaktadır. Bu madde, Mahkeme'nin Sözleşme'nin veya Protokollerin ihlal edildiğini tespit etmesi halinde, iç hukuk sadece kısmi bir telafiye izin veriyorsa, hakkaniyete uygun bir surette mağdur tarafın zararının tazminine karar vermesini öngörür.

AİHM'in yerleşik içtihatlarına göre, Sözleşme'nin ihlal edildiğini tespit eden bir karar, davalı devlete ihlali sona erdirme ve sonuçlarını ortadan kaldırma yükümlülüğü yükler. Amacın, ihlal hiç gerçekleşmemiş olsaydı var olacak durumun mümkün olduğunca yeniden tesis edilmesi olduğu vurgulanmaktadır. Mülkiyet hakkına yasa dışı ve keyfi bir şekilde yapılan müdahaleler, prensip olarak tam bir eski hale getirmeyi gerektirir. Eğer mülkün aynen iadesi fiilen veya hukuken mümkün değilse, mülkün güncel ve tam değerinin ödenmesi zorunludur.

Ayrıca, adil tazmin talepleri söz konusu olduğunda, kural olarak iç hukuk yollarının veya yargılamanın yenilenmesi mekanizmalarının tüketilmesi şartı aranmaz. Davalı devlet, Mahkeme'nin tespit ettiği bir ihlalin sonuçlarını nasıl gidereceği konusunda prensip olarak kendi araçlarını seçme özgürlüğüne sahip olsa da, telafi yönteminin AİHM kararlarıyla uyumlu olması şarttır. Piyasa değerinin kesin olarak tespit edilemediği ve tarafların sunduğu ekspertiz raporlarının çeliştiği veya yetersiz kaldığı durumlarda Mahkeme, elindeki deliller ışığında hakkaniyet temelinde bir tazminat miktarı belirleme yetkisine sahiptir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuların adil tazmin taleplerini değerlendirirken öncelikle Hükümetin, başvurucuların ihlal kararının ardından iç hukukta yargılamanın yenilenmesi yoluna gitmedikleri yönündeki itirazını ele almıştır. Mahkeme, iade sürecinin 2001 yılında başladığını ve kararın iptal edilmesinin yaklaşık on dört yıl sürdüğünü belirterek, başvurucuların yeniden uzun bir iç hukuk sürecini beklemeye zorlanmasının aşırı bir yük oluşturacağına kanaat getirmiştir. Madde 41 kapsamındaki tazminat taleplerinde iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının geçerli olmadığını yinelemiştir.

Zararın telafisi konusunda Mahkeme, ihlal hiç yaşanmamış olsaydı başvurucuların içinde bulunacağı duruma en yakın sonucu elde etmek için iki seçenek belirlemiştir: Başvuruculara benzer bir arazinin verilmesi veya nakdi tazminat ödenmesi.

Hükümetin, arazi değerinin ulusal yönetmeliklere göre hesaplanması gerektiği yönündeki argümanı reddedilmiştir. Mahkeme, keyfi müdahalelerde ulusal mevzuattaki sınırlandırmaların değil, mülkün tam ve güncel piyasa değerinin esas alınması gerektiğini vurgulamıştır. Tarafların sunduğu bilirkişi raporları incelendiğinde, başvurucuların sunduğu raporun yalnızca emlak piyasasındaki teklif fiyatlarına dayandığı, fiili satış işlemlerini veya yerinde incelemeyi içermediği görülmüştür. Bu nedenle Mahkeme, arazinin kesin piyasa değerinin hesaplanmasında tarafların sunduğu verileri yetersiz bulmuş ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde kendi değerlendirmesini yapmıştır.

Sonuç olarak İkinci Bölüm, Kuzey Makedonya Devleti'nin başvuruculara, ihlale konu araziyle aynı bölgede, aynı özelliklere ve değere sahip alternatif bir arazi tahsis etmesine, bunun mümkün olmaması halinde ise geçmişte ödenen tazminat bedelleri düşüldükten sonra maddi tazminat olarak 774.000 avro ödemesine karar vermiştir.

Devlet arazimi alıp kendi belirlediği düşük bedeli ödeyebilir mi? expand_more
Hayır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) göre mülkiyet hakkına yönelik haksız müdahalelerde ulusal mevzuattaki sınırlandırmalar değil, mülkün tam ve güncel piyasa değeri esas alınmalıdır. Eğer mülkün aynen iadesi mümkün değilse, devlet mülkün güncel ve tam değerini ödemek zorundadır.
İade edilen arazime başkası bina yapmış, hakkımı nasıl alırım? expand_more
AİHM içtihatlarına göre, mülkiyet ihlallerinde öncelikli kural zararın ortadan kaldırılarak eski halin tesis edilmesidir. Ancak arazinizin üzerine üçüncü kişilerce inşaat yapılması gibi nedenlerle fiili veya hukuki imkânsızlık varsa, devlet size eşdeğer nitelikte alternatif bir arazi vermeli ya da mülkün güncel piyasa değerini nakdi tazminat olarak ödemelidir.
AİHM'den tazminat almak için iç hukuktaki tüm yolları tüketmeli miyim? expand_more
Mülkiyet hakkı ihlali tespit edildikten sonra ileri sürülen adil tazmin taleplerinde, kural olarak iç hukuk yollarının veya yargılamanın yenilenmesi yollarının tüketilmesi şartı aranmaz. Mahkeme, yıllarca süren iç hukuk süreçlerinin ardından bireylerin yeniden uzun bir yargılama süreci beklemeye zorlanmasını aşırı bir yük ve adalete erişim hakkına aykırı olarak değerlendirmektedir.
Ekspertiz raporları çelişiyorsa AİHM tazminat miktarını nasıl belirler? expand_more
Mülkün piyasa değerinin kesin olarak saptanamadığı veya tarafların sunduğu bilirkişi raporlarının çelişkili ve yetersiz bulunduğu durumlarda Mahkeme, elindeki delilleri değerlendirir. AİHM, bu gibi uyuşmazlıklarda ulusal raporlarla bağlı kalmayarak hakkaniyet ilkesi çerçevesinde tazminat miktarını kendisi belirleme yetkisine sahiptir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir