Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ercan Değirmenci | BN. 2022/106078

Karar Bülteni

AYM Ercan Değirmenci BN. 2022/106078

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/106078
Karar Tarihi 14.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Müdafi yardımı şeklen değil etkili olarak sağlanmalıdır.
  • Sanık ve müdafi mahrem şekilde iletişim kurabilmelidir.
  • Uzaktan yargılamada gizli görüşme altyapısı sunulmalıdır.
  • Farklı şehirlerdeki müdafi ataması savunmayı zedelememelidir.

Bu karar hukuken, ceza yargılamalarında sanığa resen atanan müdafinin salt şeklî bir katılımının adil yargılanma hakkının güvencelerini karşılamaya yetmeyeceğini son derece net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin zorunlu müdafi atama yükümlülüğünün basit bir usul kuralını yerine getirmekten ibaret olmadığını, asıl amacın şüphelinin veya sanığın iddia makamı karşısında dezavantajlı konuma düşmesini engellemek ve etkin bir savunma yapabilmesini güvence altına almak olduğunu vurgulamaktadır. Sanığın tutuklu bulunduğu il ile yargılandığı ilin birbirinden oldukça uzak olması sebebiyle, kendisine atanan avukatıyla duruşma öncesinde veya sırasında yüz yüze yahut mahrem bir ortamda görüşememesi, savunma hakkının özüne yönelik çok ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Karar, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden gerçekleştirilen uzaktan yargılamalarda, sanık ile avukatı arasında üçüncü kişilerin duyamayacağı, gizliliği bütünüyle sağlanmış bir iletişim kanalının bulunmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal edeceğini ortaya koymaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, uzaktan yargılama pratiklerinde yargı mercilerinin alması gereken tedbirleri yeniden şekillendirecek kritik bir değere sahiptir. Ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunan ve kilometrelerce uzaklıktaki mahkemelerde yargılanan çok sayıda sanığın, duruşma anında baro tarafından atanan avukatını ilk defa ekranda görmesi uygulamasının adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığı içtihat altına alınmıştır. Karar, etkin pişmanlık gibi tamamen hukuki teknik bilgi gerektiren ve sanığın hürriyetini doğrudan etkileyen hayati kurumlardan yararlanma aşamasında, sanığın avukatıyla dosya içeriğindeki delilleri tartışıp mahrem bir savunma stratejisi belirleyememesinin yargılamayı bütünüyle adil olmaktan çıkardığını göstermektedir. Bundan sonraki süreçte, mahkemelerin zorunlu müdafi görevlendirmesi yaparken coğrafi engelleri ve iletişim imkânsızlıklarını bertaraf edecek önlemleri alması, şayet SEGBİS kullanılacaksa müdafi ile sanığın baş başa mahrem görüşebileceği bir altyapının muhakkak sağlanması gerekliliği emsal olarak tüm derece mahkemelerine gösterilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle Kars'ın Kağızman ilçesinde yakalanarak gözaltına alınmış ve soruşturma işlemleri için Ordu'ya götürülmüştür. Ordu'da kendisine atanan zorunlu müdafi eşliğinde alınan ifadelerinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemiş, örgüt üyeliğine dair itiraflarda bulunmuş ve neticede tutuklanarak Ordu'daki ceza infaz kurumuna yerleştirilmiştir. Ancak yargılamayı yürütecek mahkeme yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını Kars Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

Başvurucu Ordu'da cezaevinde bulunurken, Kars'taki mahkeme yargılamaya başlamış ve başvurucuya Kars Barosundan yeni bir zorunlu avukat atamıştır. Başvurucunun duruşmalara katılımı internet üzerinden SEGBİS aracılığıyla sağlanmıştır. Başvurucu, Kars'ta kendisine atanan bu yeni avukatla duruşma öncesinde yüz yüze veya telefonla hiçbir şekilde görüşememiş, avukatını ilk kez duruşma sırasında SEGBİS ekranında görmüştür. Duruşma esnasında avukatıyla baş başa konuşup dosyasını değerlendirme ve etkin pişmanlık konusunu istişare etme imkânı bulamayan başvurucu, anlık yönlendirmelerle birbiriyle çelişen ifadeler vermiş ve önceki itiraflarından dönmüştür. Son celsede tekrar etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirtse de, mahkeme bu çelişkileri aleyhine yorumlayarak indirim uygulamamış ve başvurucuyu sekiz yılı aşkın hapis cezasına çarptırmıştır. Başvurucu, yargılama boyunca avukatıyla mahrem şekilde görüştürülmeden ve hukuki yardım alamadan cezalandırıldığı için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözümlerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın en temel unsurlarından biri olan müdafi yardımından yararlanma hakkına ve silahların eşitliği ilkesine dayanmıştır.

Müdafi yardımından yararlanma hakkı, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayan ve silahların eşitliği ilkesine işlerlik kazandıran en önemli hukuki mekanizmadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca mahkemelerce resen görevlendirilen zorunlu müdafinin temel amacı, yargılamanın şeklen bitirilmesi için bir prosedürü tamamlamak değil, şüphelinin veya sanığın savunma haklarını etkili bir şekilde kullanmasını bizzat güvence altına almaktır.

Şüphelinin veya sanığın geniş hukuki donanıma ve devlet imkânlarına sahip iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşmeden etkili bir savunma yapabilmesi, ancak bir avukatın hukuki yardımından gerçek, somut ve mahrem anlamda faydalanabilmesiyle mümkündür. Müdafi atamasının şeklen yapılmış olması yeterli kabul edilemez; sanığın dava dosyası içeriğindeki delillerle ilgili avukatıyla fikir alışverişi yapabilmesi ve savunma stratejisini müdafisiyle birlikte hazırlayabilmesi esastır.

Ayrıca, yargılama sırasında sanığın duruşmaya uzaktan katılımını sağlayan teknik sistemler kullanılırken de adil yargılanma güvencelerinin eksiksiz sağlanması zorunludur. SEGBİS gibi bilişim sistemlerinin, müdafi ile şüpheli veya sanık arasında üçüncü şahısların, mahkeme heyetinin veya diğer görevlilerin duyamayacağı mahrem ve gizli bir iletişim kurma imkânı sunmaması durumu, savunma hakkının özüne dokunan ciddi bir eksikliktir. Kanunlar ve evrensel hukuk prensipleri, sanığa yöneltilen suçlamaların ağırlığı dikkate alındığında, savunmasını hazırlayabilmesi için gerekli olan tüm zaman ve kolaylıkların sağlanmasını emretmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yargılama ve tutukluluk sürecini detaylı bir biçimde incelemiş ve derece mahkemesinin tutumunu adil yargılanma güvenceleri ile çelişmeli yargılama ilkeleri açısından son derece yetersiz bulmuştur. Yapılan incelemelerde, Ordu ilinde tutuklu bulunan başvurucuya Kars Barosundan bir müdafi atandığı, ancak mahkemenin bu iki kişi arasındaki aşırı fiziksel mesafenin savunma hakkı üzerinde yaratacağı dezavantajı giderecek hiçbir hukuki veya teknik alternatif yöntem geliştirmediği tespit edilmiştir. İlgili ceza infaz kurumundan istenen kayıtlara göre, başvurucu ile kendisine atanan zorunlu müdafinin duruşma öncesinde yüz yüze, telefonla veya herhangi bir şekilde hiç görüşmedikleri, ilk ve tek temasın duruşma esnasında SEGBİS ekranı üzerinden gerçekleştiği kesin olarak saptanmıştır.

Somut olayda, Mahkeme Başkanı'nın sorduğu sorular karşısında müdafinin etkin pişmanlık kurumu hakkında başvurucuya duruşma devam ederken ayaküstü kısa açıklamalar yapmaya çalıştığı, bu durumun tutanaklara da yansıdığı görülmüştür. Bu kısa, yetersiz ve mahremiyetten uzak iletişim sonucunda başvurucu hukuki durumunu tam olarak kavrayamayarak soruşturma aşamasındaki ikrar niteliğindeki ifadelerinden dönmüştür. Son celsede ise tekrar etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirtmesine rağmen mahkeme, başvurucunun tutarsızlıklarını aleyhine yorumlamış, etkin pişmanlık hükümlerini uygulamayarak ağır bir hapis cezasına hükmetmiştir.

Yüksek Mahkeme, davanın görüldüğü esnada SEGBİS sisteminin sanık ile müdafisi arasında üçüncü kişilerin gözetimi olmaksızın, gizliliği tamamen korunmuş mahrem bir görüşme imkânı sunmadığına özellikle dikkat çekmiştir. Yargılama öncesinde hukuki hiçbir destek alamayan, dava dosyasındaki önemli delilleri avukatıyla istişare edemeyen ve savunmasını birlikte kurgulama fırsatı bulamayan başvurucunun, tüm devlet imkânlarına sahip iddia makamı karşısında yalnız ve dezavantajlı bir duruma düşürüldüğü net bir biçimde tespit edilmiştir. Mahkemenin başvurucunun farklı bir ilin barosundan avukat talebini veya dosyanın Ordu'ya gönderilmesi talebini hiçbir şekilde değerlendirmemesi ve barodan atanan avukatın sadece şeklen duruşmada bulunmasıyla yetinilmesi, silahların eşitliği ilkesini derinden zedelemiştir. Üstelik istinaf ve temyiz mercilerinin de başvurucunun bu yöndeki ısrarlı haklı itirazlarını tümüyle cevapsız bıraktığı ve usuli eksiklikleri gidermediği belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: