Karar Bülteni
AYM 2021/42076 BN.
Anayasa Mahkemesi | Feride Ar ve Diğerleri | 2021/42076 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/42076 |
| Karar Tarihi | 14.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamu alacaklarında enflasyon kaynaklı değer kaybı mülkiyeti ihlal eder.
- Değer kaybı başvurucuya aşırı ve olağan dışı külfet yükler.
- Uzayan yargılamalarda öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
- Eksik veya geç icra iddialarında Komisyon yolu tüketilmelidir.
Bu karar, kamu kurumlarından tahsil edilmesi gereken alacakların enflasyon karşısında değer kaybetmesi durumunda devletin mülkiyet hakkı bağlamındaki sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, alacakların zamanında ödenmemesi veya değer kaybına uğratılarak gecikmeli biçimde ödenmesi hâlinde, enflasyonun yıkıcı ekonomik etkisinin doğrudan vatandaşın sırtına yüklenemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Vatandaşın mülkiyet hakkının korunması bağlamında, ekonomik dalgalanmaların yaratacağı bu tür orantısız külfetin kamu otoritesi tarafından telafi edilmesi gerektiği hukuken tartışmasız biçimde tescillenmiştir. Böylece mülkiyetin gerçek değeri korunmaktadır.
Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle kamulaştırma bedeli, vergi iadesi, sosyal güvenlik ödemesi veya diğer idari alacaklarını kamu kurumlarından tahsil etmeyi bekleyen on binlerce vatandaş için oldukça kritik bir dayanak oluşturmaktadır. İdarelerin ödemeleri hukuka aykırı şekilde geciktirmesi durumunda, vatandaşların salt yasal faiz oranlarıyla yetinmek zorunda kalmayıp enflasyon farkını da talep edebileceklerine dair güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır. Öte yandan karar, uzun süren yargılamalar ve yargı kararlarının icra edilmemesi şikâyetlerinde bireysel başvurudan önce Tazminat Komisyonuna başvuru zorunluluğuna dikkat çekerek, şeklî başvuru yollarının harfiyen tüketilmesi gerektiğini tüm hukukçulara ve başvuruculara yeniden hatırlatmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Feride Ar ve beraberindeki çok sayıda kişi, kamu kurumlarından almaları gereken alacakların ödenmesi sürecinde mağduriyet yaşamıştır. Başvurucular, alacaklarının kendilerine geç ödenmesi sebebiyle yaşanan enflasyon karşısında paralarının ciddi şekilde değer kaybettiğini ve bu ekonomik kaybın idarece karşılanmadığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
Bunun yanı sıra başvurucular, taraf oldukları uyuşmazlıklara ilişkin yargılamaların çok uzun sürdüğünü ve lehlerine verilen yargı kararlarının idare tarafından hiç icra edilmediğini ya da geç veya eksik yerine getirildiğini dile getirmişlerdir. Bu kapsamda, uzun yargılama süreleri ve icra edilmeyen kararlar sebebiyle makul sürede yargılanma ile kararın icrası haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, yaşanan mağduriyetlerin tespit edilerek mülkiyet ve adil yargılanma haklarının iadesinin sağlanması ile zararlarının tazmin edilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı ilkelerine ve bu hakkın devlete yüklediği pozitif yükümlülüklere dayanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerlerinin etkin bir biçimde korunmasını temin ederken, kamu makamlarının yapacağı çeşitli ödemelerde yaşanan gecikmelerin bireylere orantısız ve haksız bir ekonomik yük getirmemesini de anayasal bir şart olarak koşmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, kamu kurumlarından olan alacakların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması, malikin mülkiyet hakkına yapılmış doğrudan bir müdahale teşkil eder ve kişiye şahsi olarak olağan dışı, tahammül edilemez bir külfet yükler. Bu durum kamu yararı ile bireysel hak arasındaki adil dengeyi bozar.
Makul sürede yargılanma ve mahkeme kararlarının idarece icra edilmemesi şikâyetleri ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 kapsamında adil yargılanma hakkı güvenceleri ile doğrudan ilgilidir. Ancak bu iddiaların esastan incelenebilmesi için hukuk sisteminde öngörülen başvuru yollarının tüketilmesi şarttır. 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun bu konuda temel idari ve yargısal çerçeveyi çizer. 7445 sayılı Kanun m.40 ile yapılan usul değişiklikleri uyarınca, 9 Mart 2023 tarihi itibarıyla derdest olan makul sürede yargılanma ve kararın geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği şikâyetlerine ilişkin başvurularda yeni bir hukuki tazmin yolu öngörülmüştür. Bu güncel kanuni düzenleme çerçevesinde, belirtilen tarihte henüz sonuçlanmamış makul süre ve icra şikâyetleri için bireysel başvurudan önce Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması yasal bir zorunluluk hâline gelmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların iddialarını ayrı hukuki başlıklar altında detaylı bir şekilde incelemiştir. İlk olarak, adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiaları usul yönünden değerlendirilmiştir. Somut olayda, yasal mevzuatta yapılan güncel değişiklikler dikkate alınarak, 9 Mart 2023 tarihi itibarıyla derdest olan makul süre şikâyetleri için bireysel başvurudan önce Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği tespit edilmiştir. İkincillik ilkesi gereğince, bu idari başvuru yolu usulüne uygun şekilde tüketilmeden Anayasa Mahkemesinin esastan inceleme yapmasının mümkün olmadığı vurgulanmış ve söz konusu iddialar başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
İkinci olarak, yargı kararının idare tarafından geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği yönündeki şikâyetler usul bağlamında ele alınmıştır. Yüksek Mahkeme, ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde, mahkeme kararlarının icra edilmemesi şikâyetlerinin de makul süre şikâyetleri gibi Tazminat Komisyonunun görev alanına dâhil edildiğini belirlemiştir. Bu nedenle, kararın icrası hakkına yönelik şikâyetler de yargısal ve idari başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.
Son olarak, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialar esas yönünden titizlikle incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarından tahsil edilmesi gereken çeşitli para alacaklarının enflasyon karşısında ciddi anlamda değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin yerleşik emsal kararlarına atıf yapmıştır. Kamu kurumlarından olan alacakların zamanın ekonomik koşulları ve enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının, başvuruya konu olayda açıkça görüldüğü üzere başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği saptanmıştır. İdarenin doğrudan eylemleriyle veya eylemsizliğiyle sebep olduğu bu değer kaybının mülkiyet hakkına haksız ve orantısız bir müdahale oluşturduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bu durum mülkiyetin gerçek değerinin korunması ilkesine aykırıdır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamu alacağının değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.