Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 12. Daire | 2021/4787 E. | 2022/240 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2021/4787 E. 2022/240 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire Başkanlığı
Esas No 2021/4787
Karar No 2022/240
Karar Tarihi 27.01.2022
Dava Türü Tam Yargı (Maddi ve Manevi Tazminat)
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Mobbing iddialı tam yargı davasında süre kuralı mutlaktır.
  • Zarar doğuran eylemin öğrenilmesinden itibaren altmış gün işler.
  • Süre aşımı, davanın esastan incelenmesine kesin bir engeldir.
  • Mobbing kaynaklı tazminat davası görev kurallarına tabidir.

Bu karar, idari yargıda tam yargı davalarının açılma süreleri ile ilgili son derece kritik bir usul kuralını gözler önüne sermektedir. İdare hukukunda, bir idari eylem veya işlemden dolayı zarara uğradığını iddia eden kişilerin, bu zararı tazmin edebilmeleri için kanunla belirlenmiş hak düşürücü sürelere harfiyen uymaları gerekmektedir. Özellikle psikolojik taciz (mobbing), haksız tahliye veya zorunlu emeklilik gibi iddialara dayanan tazminat taleplerinde, ihlalin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren başlayan altmış günlük dava açma süresi büyük bir titizlikle takip edilmelidir. Dava konusu olayda, asıl zarar doğurucu işlemlerin üzerinden yıllar geçtikten sonra açılan davanın esasına girilememesi, usul kurallarının ne denli bağlayıcı olduğunu hukuken bir kez daha kanıtlamaktadır.

Ayrıca kararın emsal niteliği, idari yargı mercileri ve Danıştay daireleri arasındaki iş bölümü ile görev alanlarının belirlenmesi noktasında da kendini göstermektedir. Kamu görevlilerinin emekliye sevk edilmeleri sürecinde yaşadıklarını iddia ettikleri psikolojik baskı ve buna bağlı doğan maddi/manevi zararların tazmini istemi, salt bir emeklilik mevzuatı uyuşmazlığı olarak değerlendirilemez. Bu tür talepler, personelin idare ile arasındaki kamu hizmeti ilişkisinden doğan genel bir tam yargı davası statüsünde kabul edilmekte ve görev dağılımı bu esasa göre yapılmaktadır. Dolayısıyla, uygulamada benzer mağduriyetler yaşadığını iddia eden vatandaşların ve kamu personelinin, hak arama hürriyetlerini kullanırken idari yargılama usulünün katı süre kurallarını kesinlikle göz ardı etmemeleri gerekmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Taşkömürü İşletme Müessese Müdürlüğü bünyesinde çalışan bir kamu görevlisi ve ailesinden oluşan toplam dört davacı ile çalıştığı kamu kurumu arasında yaşanan olaylardan kaynaklanmaktadır.

Davacı personel, kurum içerisinde gerçekleştiğini iddia ettiği bazı kömür yolsuzluklarını ve usulsüzlükleri ilgili yerlere şikayet etmesi nedeniyle, kurum yöneticileri tarafından kendisine sistematik bir şekilde psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını öne sürmüştür. İddialarına göre, bu mobbing sürecinin bir parçası olarak hukuka aykırı bir işlemle kurum lojmanından zorla tahliye edilmiş ve henüz yaş haddini doldurmadan, yoğun baskı altında 15 Haziran 2015 tarihinde mecburi olarak emekliye ayrılmak zorunda bırakılmıştır.

Yaşatılan bu olaylar neticesinde hem maddi hem de manevi yönden ağır zarara uğradıklarını belirten davacılar, personelin yaş haddinden emekli olacağı tarihe kadar kurumda çalışsaydı elde edeceği maaşlardan oluşan 374.490 TL maddi tazminat ile yaşadıkları elem ve keder sebebiyle her bir davacı için 150.000 TL olmak üzere toplamda 600.000 TL manevi tazminatın davalı idareden tahsil edilmesini talep ederek yargı yoluna başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İdari yargılama usulünde, kişilerin idarenin eylem veya işlemleri nedeniyle uğradıkları zararların tazmini için açacakları tam yargı davalarında uygulanan süreler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.12 ve ilgili usul hükümleri çerçevesinde şekillenmektedir. Bu kanun hükmü uyarınca, ilgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a veya idare mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri gibi, söz konusu idari işleme karşı iptal ve tam yargı davalarını birlikte de açabilirler. Ancak her halükarda dava açma süresi kural olarak işlemin tebliğ edildiği veya eylemin ve zararın idare tarafından icra edilerek öğrenildiği tarihten itibaren altmış gün olarak uygulanmaktadır.

Eğer dava açma süresinin son günü adli tatil olarak bilinen çalışmaya ara verme dönemine rastlarsa, kanun koyucu hak kayıplarını önlemek adına bu süreyi adli tatilin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren mevzuatın belirlediği süre (yedi gün) kadar uzatmaktadır. Yargı mercileri, dava dilekçesinin kurumlara teslim edildiği tarihi inceleyerek sürenin bu tatil dilimine rastlayıp rastlamadığını re'sen dikkate almakla mükelleftir.

Bununla birlikte, kamu görevlilerinin maruz kaldıklarını iddia ettikleri psikolojik taciz (mobbing) eylemleri bağlamında görevli yargı dairesinin tespiti de usul hukukunda temel bir kuraldır. Danıştay Başkanlar Kurulunun istikrar kazanmış ve emsal nitelikteki görev uyuşmazlığı kararları (örneğin 02/07/2021 tarih ve E:2021/11, K:2021/28 sayılı kararı) doğrultusunda, kamu görevlilerine ilişkin hizmetten doğan tam yargı davaları, ilgili kamu hukuku uyuşmazlıklarına bakmakla görevli dairelerin alanına girmektedir. Mobbing sonucu istifa veya zorunlu emekliliğe ayrılma iddialarına dayalı tazminat talepleri, yalnızca bir emeklilik hukuku uyuşmazlığı olarak dar yorumlanamaz; doğrudan doğruya idare ile personel arasındaki kamu hizmeti ilişkisinin ifasından kaynaklanan kapsamlı bir tam yargı davası olarak ele alınır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosyadaki bilgi, belge ve mahkeme kararlarının detaylı incelenmesi sonucunda, davacıların öne sürdüğü maddi ve manevi tazminat taleplerinin usul hukuku açısından ciddi ve aşılamaz bir süre engeline takıldığı tespit edilmiştir. İlk Derece İdare Mahkemesinin incelemesinde, açılan davanın idare tarafından gerçekleştirilen iki temel idari zarara dayandırıldığı görülmüştür: lojmandan tahliye edilme ve zorla, mobbing altında emekliye sevk edilme.

Lojmandan tahliye işlemine karşı daha önceden açılan iptal davasında verilen kararın kesinleşme aşaması değerlendirildiğinde, bu yargı kararının davacılara 22/05/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Altmış günlük yasal dava açma süresinin son günleri, mahkemelerin çalışmaya ara verme (adli tatil) dönemine denk geldiğinden, kanunun tanıdığı uzatma süresi ile birlikte tam yargı davası açma süresinin en son 07/09/2015 tarihinde dolduğu saptanmıştır. Mobbing ve zorla emekli edilme iddiası bakımından yapılan incelemede ise, davacı kamu görevlisinin 15/06/2015 tarihinde resmi olarak emekli edildiği, dolayısıyla davacının zorunlu emeklilik işleminin icrasını ve iddia edilen zararı en geç bu tarihte öğrendiği tespit edilmiştir. Bu işlem ve eylem için de yasal dava açma süresinin aynı şekilde adli tatil uzamasıyla 07/09/2015 tarihinde sona erdiği açıkça hesaplanmıştır.

Ancak davacılar tarafından, bu kesin yasal süreler geçtikten çok uzun bir zaman sonra, 06/11/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır. Davacılar, hukuka aykırı eylemin ve mobbingin etkilerinin halen devam ettiğini, asıl iptal kararının kesinleşme şerhini henüz 06/11/2018 tarihinde aldıklarını ve başkaca derdest davalar bulunduğunu savunmuşlarsa da; yargı mercileri bu iddiaları, açıkça düzenlenmiş yasal dava açma sürelerini durduran veya kesen geçerli bir unsur olarak kabul etmemiştir. Bu doğrultuda İdare Mahkemesi, davanın süre aşımı nedeniyle esasını incelemeyerek reddetmiş, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi de bu kararı hukuka ve usule tamamen uygun bularak yapılan istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Danıştay 12. Dairesinde yapılan temyiz incelemesi sırasında Daire Üyesi, kamu personelinin maruz kaldığı mobbinge ve baskılara dayalı bu uyuşmazlığın salt bir emeklilik mevzuatı işi olmadığını, idarenin hizmet kusurundan doğan bir tam yargı davası niteliği taşıdığını belirterek dosyanın 2. Daireye gönderilmesi gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır. Ancak Daire çoğunluğu uyuşmazlığın 12. Dairenin kendi görev alanına girdiğine kanaat getirerek incelemeyi tamamlamıştır. Temyiz incelemesi neticesinde, alt derece mahkemelerinin usule ve süre aşımına ilişkin tespitlerinde herhangi bir hukuka veya usule aykırılık bulunmadığı kesin olarak karara bağlanmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararını onama yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: