Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2021/5842 E. 2024/966 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Dairesi |
| Esas No | 2021/5842 |
| Karar No | 2024/966 |
| Karar Tarihi | 29.02.2024 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- İhraç kararında son savunma hakkı zorunludur.
- Sıradan savunma, son savunma yerine geçemez.
- Son savunma alınmadan verilen ihraç işlemi sakattır.
- Savunma hakkı memur statüsünün anayasal güvencesidir.
Bu karar, kamu görevlilerinin memuriyetten çıkarma gibi mesleki hayatlarını tamamen sona erdiren çok ağır bir disiplin yaptırımı ile karşı karşıya kaldıkları hallerde, savunma haklarının ne derece hassas ve vazgeçilmez bir hukuki güvence olduğunu çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Danıştay, idarenin genel bir savunma talep yazısı ile memurdan savunma almasını yeterli görmeyerek, yüksek disiplin kurullarının işlem tesis etmeden önce memura özel olarak tanınan yasal "son savunma" hakkını mutlaka kullandırması gerektiğinin altını çizmektedir. İşlemin esasına ve memurun eylemine girilmeden önce usul kurallarının, özellikle de savunma hakkının eksiksiz ve mevzuata uygun şekilde kullandırılmamasının idari işlemi doğrudan hukuka aykırı kılacağı açıkça vurgulanmaktadır.
Benzer idari davalarda bu içtihadın emsal etkisi son derece büyüktür. Uygulamada idareler, memuriyetten çıkarma süreçlerinde zaman zaman standart disiplin savunma yazıları ile süreci yürütüp doğrudan karar alma yoluna gidebilmektedir. Ancak bu karar, yetkili disiplin kurullarının şüpheli konumundaki memura; tanık dinletme, evrakı inceleme ve bizzat ya da vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapma haklarını da barındıran geniş kapsamlı bir "son savunma" imkanı vermeden ihraç kararı alamayacağını kesin bir usul kuralına bağlamaktadır. Disiplin cezasının en ağır şekli olan ihraç işlemlerinde şekil ve usul kurallarına, özellikle de adil yargılanma ve savunma hakkına sıkı sıkıya uyulması gerektiği prensibi, memur güvencesinin temel bir teminatı olarak tüm idari uygulayıcılara net bir mesaj vermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Zabıta Daire Başkanlığı bünyesinde zabıta memuru olarak görev yapan davacı, bir yıl içerisinde özürsüz ve mazeretsiz olarak aralıklı günlerde göreve gitmediği iddiasıyla hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. İdare, personelin yıl içinde toplamda 20 günden fazla işe gelmediğini çeşitli tutanaklarla kayıt altına almış ve encümen kararıyla görevine son vermiştir.
Davacı memur ise çalıştığı dönem boyunca çeşitli sağlık rahatsızlıklarının bulunduğunu, bu süreçte amirleri tarafından kendisine mobbing uygulandığını ve tüm bunların neticesinde psikolojisinin bozulduğunu iddia etmiştir. Ayrıca, göreve gelmediğine dair tutulan tutanakların usulsüz olduğunu, mesaide olup olmadığına bakılmaksızın bu evraklara emrivaki ile imza attırıldığını öne sürmüştür. Söz konusu dava, memurluktan çıkarma cezasının hem esastan haksız olduğu hem de usulüne uygun yürütülmediği gerekçesiyle işlemin iptal edilmesi ve mesleğe iade talebiyle belediyeye karşı açılmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, idari uyuşmazlığı karara bağlarken kamu görevlilerinin disiplin süreçlerindeki en temel güvencesi olan savunma hakkına ilişkin anayasal ve yasal mevzuatı derinlemesine incelemiştir. Hukuki değerlendirmenin temelinde, Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Memurlar ve diğer kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez." şeklindeki kesin ve amir hüküm yatmaktadır. Bu anayasal kural, yapılacak disiplin kovuşturmalarında ilgili kişiye isnat edilen hususun açıkça bildirilmesinin, kişinin dinlenilmesinin ve kendini savunma imkanı tanınmasının anayasal bir güvence altında olduğunu göstermektedir.
Uyuşmazlığın esasına ilişkin temel dayanak olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125/E-d hükmü gereğince, "özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek" fiili, doğrudan Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren haller arasında düzenlenmiştir. Ancak, idarenin bu cezayı uygulama usulü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.129 ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.130 ile birbirinden farklı şekillerde güvence altına alınmıştır.
Söz konusu 657 sayılı Kanun m.130 uyarınca, memura genel disiplin cezaları için en az yedi günlük bir süre verilerek savunmasının alınması şart koşulmuştur. Fakat memuriyetten çıkarma gibi mesleki hayatı tamamen sonlandıran en ağır idari yaptırım söz konusu olduğunda, kanun koyucu memuru korumak adına 657 sayılı Kanun m.129 hükmünü devreye sokmuştur. Bu özel düzenlemeye göre, hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memura yüksek disiplin kurullarında; sicil dosyası hariç soruşturma evrakını detaylıca inceleme, tanık dinletme ve kurulda sözlü veya yazılı olarak bizzat ya da vekili aracılığıyla kapsamlı bir "son savunma" yapma hakkı tanınması hukuken zorunludur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 12. Dairesi tarafından yapılan incelemede, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan davacının, 2017 yılı içerisinde özürsüz ve mazeretsiz olarak toplam 34 gün göreve gelmediğinin tutulan tutanaklarla sabit olduğu saptanmıştır. Alt derece mahkemeleri, davacının bu günlerde işe gelmemesine ilişkin hukuken geçerli bir mazeret sunamadığına kanaat getirerek idarenin tesis ettiği disiplin cezasını maddi olgular bakımından hukuka uygun bulmuştur.
Ancak Danıştay, olayın usul ve şekil boyutunu, özellikle anayasal bir hak olan "savunma hakkının" ne şekilde kullandırıldığını titizlikle mercek altına almıştır. Soruşturma dosyasının ve idari işlem safahatının tetkikinde, davalı idarenin davacıya bir savunma istem yazısı göndererek yalnızca 657 sayılı Kanun m.130 uyarınca standart bir savunma aldığı görülmüştür. Ne var ki, memura isnat edilen fiilin karşılığı doğrudan "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası olduğu için, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun (Encümen) nihai kararı almadan evvel çok daha geniş kapsamlı olan "son savunma hakkını" davacıya kullandırması yasal bir zorunluluktur.
Davacı memurdan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.129 kapsamında yer alan hakları; yani evrakı bizzat inceleme, şahit dinletme ve yüksek disiplin kurulu huzurunda sözlü olarak kendisini savunma imkanları açıkça hatırlatılarak usulüne uygun şekilde son savunmasının alınmadığı idari dosya kapsamında tespit edilmiştir. İdare, memurun statüsüne son veren bu denli ağır bir disiplin yaptırımı uygularken, kanunun açıkça emrettiği son savunma prosedürünü işletmeyerek işlemi usul yönünden sakatlamıştır. Usul ve şekil yönünden bu denli ciddi bir hukuki eksikliğin bulunduğu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, memura son savunma hakkı tanınmadan tesis edilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.