Karar Bülteni
AYM Sunay Çakır BN. 2021/234
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/234 |
| Karar Tarihi | 27.02.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mesleki hayata müdahaleler özel hayat kapsamında incelenebilir.
- Sözleşme fesihlerinde idarenin takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir.
- İdare fesih işlemlerinde bireyselleştirilmiş güçlü gerekçeler sunmak zorundadır.
- Yargı mercileri idarenin takdir yetkisini etkili bir biçimde denetlemekle yükümlüdür.
Bu karar, serbest meslek icra eden bireylerin kamu kurumlarıyla yaptıkları tip sözleşmelerin idare tarafından keyfî olarak feshedilemeyeceğini net bir biçimde ortaya koyması açısından büyük bir hukuki anlam taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, eczacılık gibi kamusal yönü ağır basan mesleklerin ifasında kritik öneme sahip olan SGK protokollerinin, idareye tek taraflı ve gerekçesiz fesih hakkı veriyormuş gibi görünse de hukuk devleti ilkesi gereği takdir yetkisinin denetimsiz olamayacağını vurgulamıştır. Bireyin mesleki itibarını ve geçim kaynağını doğrudan etkileyen idari işlemlerin, sadece sözleşme hükümlerinin lafzına dayanılarak değil, temel hak ve özgürlükler ekseninde sıkı bir yargısal denetime tabi tutulması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan ve eczacıların ticari faaliyetlerini adeta durma noktasına getiren SGK sözleşme fesihleri ile MEDULA sisteminin kapatılması işlemlerine karşı bu karar, çok güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Derece mahkemelerinin, idarenin fesih işlemlerini incelerken yalnızca şeklî bir denetim yapmakla yetinemeyeceği, feshin altında yatan gerçek nedenlerin somut ve güçlü gerekçelerle kanıtlanmasını idareden talep etmeleri gerektiği ortaya konulmuştur. Böylece, idarenin üstün gücü karşısında bireylerin mesleki hayatlarını koruyacak daha dengeli bir yargısal çerçevenin temelleri atılmış, mahkemelerin keyfîliği önleme misyonu bir kez daha güçlü bir biçimde hatırlatılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Samsun'da bir eczane işleten ve aynı zamanda bu eczanenin mesul müdürü olan başvurucu, hastalarına ilaç temin edebilmek amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile standart bir protokol imzalamıştır. Ancak SGK, 25 Kasım 2016 tarihinde hiçbir somut neden veya kusur göstermeksizin eczanenin can damarı olan MEDULA sistemini kapatmış ve yaklaşık bir ay sonra mevcut sözleşmenin tek taraflı olarak tamamen feshedileceğini başvurucuya bildirmiştir.
Başvurucu, hakkında işine engel teşkil edecek herhangi bir ceza veya disiplin soruşturması bulunmamasına rağmen, kendisinden bir savunma dahi alınmadan sözleşmesinin iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek SGK'ya karşı dava açmıştır. Açılan davada, eczanenin faaliyeti için hayati öneme sahip olan MEDULA sisteminin yeniden açılması ve yapılan haksız fesih işleminin iptal edilmesi talep edilmiştir. Ancak yerel mahkeme, SGK'nın sözleşmeyi istediği zaman tek taraflı feshetme yetkisi bulunduğunu ifade ederek davayı reddetmiştir. Kararın üst mahkemelerce de onanıp kesinleşmesi üzerine başvurucu, yapılan haksız fesih nedeniyle gelirinin tamamına yakınını kaybettiğini ve mesleki itibarının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı çerçevesinde ele alarak değerlendirmiştir. Yerleşik içtihatlara göre, bireylerin mesleki hayatına yönelik olarak alınan idari tedbirlerin ya da müdahalelerin, kişinin mesleğini devam ettirebilmesi, sosyal çevresiyle ve başkalarıyla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi ile sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkiler doğurması hâlinde, bu tür işlemlerin doğrudan özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmektedir.
Eczacılık faaliyeti, özünde serbest meslek kurallarına göre icra ediliyor olmakla birlikte, vatandaşların temel sağlık hizmetlerine ve hayati öneme sahip ilaçlara erişimine aracılık etmesi sebebiyle çok güçlü bir kamusal yöne de sahiptir. Mesleğin taşıdığı bu hassas ve kamusal özellik nedeniyle eczanelerin faaliyetleri diğer serbest meslek gruplarından daha farklı, katı kurallara ve özel idari denetim yöntemlerine tabi tutulabilir. Ancak mesleğin ifasına yönelik getirilen bu kuralların ve idari tedbirlerin yasal sınırlarının hukuk devleti ilkesine uygun biçimde açıkça çizilmiş olması gerekmektedir. İdarenin, sadece sözleşme serbestisi ilkesinin arkasına sığınarak meslek sahibine ölçüsüz bir külfet yüklemesi veya mesleğin ifasını bütünüyle imkânsız hâle getirmesi, temel hak ve özgürlüklerin ihlali anlamına gelebilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta tartışmanın temelini teşkil eden MEDULA sistemi ve Sosyal Güvenlik Kurumu tip sözleşmeleri, eczacıların ticari faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve ekonomik varlıklarını koruyabilmeleri için tartışmasız bir biçimde vazgeçilmez niteliktedir. Bu çerçevede, idarenin sözleşmeyi feshetme yönünde kullandığı takdir yetkisinin yasal dayanaklarının net ve anlaşılır bir şekilde gösterilmesi şarttır. Ayrıca, söz konusu idari müdahalenin nedenlerine ve meslek mensubunun hayatı üzerindeki ağır etkilerine dair idare tarafından mutlaka bireyselleştirilmiş, güçlü ve denetime elverişli yeterli bir gerekçe sunulması hukuk devletinin en temel gerekliliklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından tesis edilen sözleşmenin feshi işlemi ile MEDULA sisteminin kapatılmasının başvurucunun mesleki hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerini derinlemesine incelemiştir. Olayda SGK, sözleşmenin 5.1. maddesinde yer alan "Taraflar bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir." şeklindeki genel hükmüne dayanarak, başvurucuya hiçbir somut neden veya kusur isnadı göstermeksizin tek taraflı fesih hakkını kullanmıştır. Davaya bakan derece mahkemeleri de idarenin gerçekleştirdiği bu ağır işlemi, sırf protokoldeki genel bir hükme şeklen uygun olduğu gerekçesiyle hukuka uygun bulmuştur.
Oysa ilgili protokolün bütünü değerlendirildiğinde, idarenin tamamen keyfî olarak ve sınırsız bir fesih yetkisine sahip olmadığı açıkça görülmektedir. Protokol metninde, hangi kural ihlalleri durumunda sözleşmenin iptal edileceği ve hangi durumlarda ceza uygulanacağı detaylıca düzenlenmiş, hatta belirli koşullarda yaptırım uygulanmadan önce eczacıdan muhakkak savunma alınması gerektiği emredici bir kurala bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelerin uyuşmazlığı çözerken sadece protokoldeki tek bir cümleye odaklanmasını ve idarenin sahip olduğu takdir yetkisini mutlak ve denetimsizmiş gibi yorumlayarak davayı reddetmesini hukuken eksik bulmuştur. Yargı mercilerinin, idarenin takdir yetkisini keyfî ve haksız olarak kullanıp kullanmadığını araştırmadığı, fesih işleminin altında yatan gerçek usul ve esasa dair nedenleri denetlemekten kaçındığı kesin olarak tespit edilmiştir.
Feshi gerçekleştiren idarenin, bireyin mesleki hayatını karartan bu ağır müdahalenin gerekçesini olaya özgüleyerek sunmaması ve derece mahkemelerinin de idareyi bu yönde zorlayacak etkili bir yargısal denetim mekanizması işletmemesi, başvurucunun adil yargılanma ve özel hayatın korunması güvencelerinden mahrum bırakılmasına yol açmıştır. İdarenin işlem tesis ederken takdir yetkisini denetlemeye elverişli, güçlü ve yeterli bir gerekçe sunmaması hiçbir şekilde kabul edilemez bir eksikliktir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması maksadıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.