Anasayfa Karar Bülteni AYM | Fatih Korkmaz ve Feyzullah Doğan | BN....

Karar Bülteni

AYM Fatih Korkmaz ve Feyzullah Doğan BN. 2022/39038

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/39038
Karar Tarihi 15.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mektuptaki kişisel ifadeler propaganda sayılamaz.
  • Disiplin cezaları ilgili ve yeterli gerekçe gerektirir.
  • Mahpusların ifade özgürlüğü keyfî olarak kısıtlanamaz.
  • Hücre cezası demokratik toplum düzenine uygun olmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların kendi aralarında veya dışarıyla yaptıkları haberleşmelerde kullandıkları ifadelerin sınırlarını ve cezaevi idaresinin disiplin cezası uygulama yetkisini hukuki bir çerçeveye oturtmaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların birbirlerine yazdıkları mektuplarda geçen övücü veya kişisel sevgi bildiren ifadelerin, tek başına ve somut bir tehlike olmaksızın "terör örgütü propagandası" olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Kurum idaresinin ve infaz hâkimliklerinin, ifadenin cezaevi güvenliği ve disiplini üzerinde ne tür bir tehlike yarattığını somut olgularla gerekçelendirmeden ağır disiplin cezaları vermesi, ifade özgürlüğüne yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirilmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, ceza infaz kurumlarının ve infaz hâkimliklerinin disiplin cezası uygularken veya onarken matbu ve genelgeçer gerekçelerden kaçınmaları gerektiği yönünde çok net bir mesaj içermektedir. Özellikle hücre hapsi gibi mahpusun infaz rejimini, erken tahliye imkânlarını ve temel hürriyetlerini doğrudan ve ağır bir şekilde etkileyen yaptırımların, eylemin niteliği ile mutlaka orantılı olması ve somut delillere dayanması gerektiği içtihat altına alınmıştır. İnfaz hâkimliklerinin, idarenin eylemlerini denetlerken şeklî bir onama mercii gibi hareket edemeyeceği, Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü kriterlerini titizlikle denetlemesi gerektiği açıkça ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvuruculardan Fatih Korkmaz, bir dönem aynı odada birlikte kaldığı diğer başvurucu Feyzullah Doğan'a, cezaevi idaresinin izni ve onayı dışında bir mektup göndermiştir. Cezaevi görevlileri tarafından Feyzullah Doğan'ın eşyaları arasında yapılan rutin aramada ele geçirilen bu mektupta, Fatih Korkmaz'ın arkadaşına "Hocaların Hocası", "mübarek insan" gibi saygı ve sevgi belirten ifadeler kullandığı tespit edilmiştir.

Cezaevi Disiplin Kurulu, bu mektubu ve içindeki ifadeleri suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetleri kapsamında değerlendirerek her iki başvurucuya da hücreye koyma cezası vermiştir. Başvurucular, bu ifadelerin kişisel sevgi, teşekkür ve muhabbet göstergesi olduğunu, hiçbir şekilde suç teşkil etmediğini belirterek cezalara itiraz etmişlerdir. Ancak infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi bu itirazları reddetmiş, bunun üzerine başvurucular ifade özgürlükleri ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü, kişilerin düşüncelerini söz, yazı, resim veya başka yollarla serbestçe açıklama hakkını koruma altına almaktadır. Mahpuslar da Anayasa ve uluslararası sözleşmelerin ortak koruma alanındaki temel haklardan kural olarak yararlanırlar. Ancak ceza infaz kurumunun güvenliğini ve düzenini sağlama, disiplini tesis etme gibi meşru amaçlarla bu haklar kanunla sınırlanabilir.

Bu kapsamda 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.37, disiplin suç ve cezalarına ilişkin genel çerçeveyi çizerken, kurum düzenini bozucu kusurlu eylemlerde disiplin cezası uygulanabileceğini belirtmektedir. Yine aynı Kanun'un 5275 sayılı Kanun m.44 (3) fıkrasının (l) bendi, "suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak" eylemini ağır bir disiplin suçu sayarak on bir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezası ile yaptırıma bağlamıştır.

Yerleşik içtihatlara göre, bir eylemin disiplin suçu oluşturabilmesi için sadece kanundaki lafzi tanıma uyması yeterli değildir. Eylemin, ceza infaz kurumundaki güvenliği, disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini aktif olarak önleyecek bir nitelik taşıması gerekir. Disiplin makamları ve infaz hâkimlikleri, ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir disiplin cezası verirken, bu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ve uygulanan yaptırımın orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçeyle göstermek zorundadır. Aksi hâlde, soyut ve matbu gerekçelerle verilen kararların Anayasa'nın 13. maddesindeki demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucular arasında idareden habersiz olarak gönderilen mektupta geçen sözler nedeniyle hücre hapsi cezası verilmesini ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Müdahalenin 5275 sayılı Kanun m.44 kapsamında kanuni bir dayanağı olduğu ve cezaevi düzeninin sağlanması ile disiplinin tesisi gibi meşru bir amaca hizmet ettiği kabul edilmiştir. Ancak müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı ayrıca ve titizlikle değerlendirilmiştir.

Olayda, bir mahpusun diğerine gönderdiği mektupta geçen "Hocaların Hocası", "mübarek insan" gibi ifadelerin ve gösterilen kişisel hürmetin, cezaevi disiplinini nasıl bozduğu veya güvenlik üzerinde ne tür bir somut tehdit oluşturduğu Disiplin Kurulu tarafından yeterince açıklanamamıştır. İnfaz hâkimliği de başvurucuların itirazlarını incelerken eylemin ifade özgürlüğü boyutunu hiç tartışmamış, sadece Cumhuriyet Başsavcılığının mütalaasına yer vererek matbu ve şablon bir şekilde itirazların reddine, hücre cezasının onanmasına karar vermiştir. Kararlarda, başvuruculara verilen ağır disiplin cezasının neden zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığı ve başvurulan cezanın orantılı olduğu yönünde hiçbir somut, ilgili ve yeterli gerekçe sunulmamıştır.

İfade özgürlüğünün sınırlanması sürecinde idari merciler ve derece mahkemelerinin, temel hakların korunması ile cezaevi düzeninin sağlanması arasında adil bir denge kurmaları ve kararlarını şeffaf, denetlenebilir bir gerekçeyle desteklemeleri şarttır. Somut olayda yargılama makamlarının, hücre cezası vermek suretiyle yaptıkları bu ağır müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunu ortaya koyamadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: