Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Ahmet Başdaş | BN. 2021/13937

Karar Bülteni

AYM Ahmet Başdaş BN. 2021/13937

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/13937
Karar Tarihi 13.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusun ailesiyle asgari iletişimi kesintisiz sağlanmalıdır.
  • Salgın döneminde iletişim hakkı sınırlandırılabilir.
  • Görüşme süresinin bölünmemesi hak ihlali oluşturmaz.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerinin sınırlarını netleştirmesi açısından büyük hukuki öneme sahiptir. Kararda, pandemi gibi olağanüstü ve zorunlu halk sağlığı tedbirlerinin uygulandığı dönemlerde, mahpusların dış dünyayla ve aileleriyle olan iletişim haklarının belirli ölçülerde sınırlandırılabileceği hukuken kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, yüz yüze yapılan açık ve kapalı görüşlerin durdurulduğu bir kriz döneminde, idarenin telafi edici bir mekanizma olarak haftalık telefon görüşme süresini artırmasının yeterli ve makul bir önlem olduğunu teyit etmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, ceza infaz kurumu idarelerinin mevzuatın tanıdığı takdir yetkisini kullanırken mahpusun temel hakları ile kurumun ve genel kamu sağlığının korunması arasında kurduğu dengenin yargısal denetimine standart getirmektedir. İdarenin, telefonla görüşme süresini artırıp görüşme sayısını sabit tutması, mevzuatın lafzına ve amacına uygun bulunmuştur. Mahpusların iletişim haklarının tamamen ortadan kaldırılmadığı durumlarda bu tür idari tasarrufların hak ihlali doğurmayacağı açıkça ortaya konulmuştur. Gelecekteki benzer uyuşmazlıklarda, mahpusun ailesiyle asgari düzeydeki iletişiminin tamamen kopup kopmadığı ve idarenin kısıtlama için sunduğu gerekçelerin meşruluğu temel bir denetim kriteri olmaya devam edecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu, COVID-19 salgını nedeniyle yüz yüze açık ve kapalı görüşlerin durdurulması üzerine kendisine telafi edici bir tedbir olarak tanınan haftalık yirmi dakikalık telefonla görüşme hakkının bölünerek kullandırılmasını talep etmiştir. Başvurucu, kendisine tanınan bu yirmi dakikalık süreyi haftada ikiye bölerek onar dakika şeklinde ayrı ayrı eşi ve çocuklarıyla görüşmek için kullanmak istemiştir.

Ceza infaz kurumu idaresi ise ilgili mevzuat gereğince salgın hastalık gibi zaruri durumlarda sadece görüşme süresinin uzatılabileceğini, bu hakkın tek seferde kesintisiz kullandırılması gerektiğini belirterek talebi reddetmiştir. Başvurucu, idarenin bu ret kararına karşı infaz hâkimliğine ve ardından ağır ceza mahkemesine yaptığı itirazlardan da sonuç alamayınca, telefonla görüşme hakkının ikiye bölünerek kullandırılmamasının aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetini ve eşitlik ilkesini ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mahpusların haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasını, hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucu olarak değerlendirmektedir. Ancak devletin, hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek asgari önlemleri alması, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının devlete yüklediği önemli pozitif yükümlülüklerin bir gereğidir. Bu pozitif yükümlülük, mahpusun dış dünya ile olan bağının tamamen koparılmamasını güvence altına almaktadır.

Uyuşmazlığın temel dayanağı olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik m. 74 hükmü, mahpusların telefonla görüşme hakkını detaylı bir biçimde düzenlemektedir. Bu maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde, hükümlülerin haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak on dakikayı geçmemek üzere kesintisiz görüşme yapabileceği açıkça belirtilmiştir. Aynı bentte istisnai bir kural olarak, salgın hastalık, deprem veya doğal afet gibi zaruri hâllerde Bakanlık kararı ile telefonla görüşme süresinin ve sayısının artırılabileceği kurala bağlanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, mahpusun ailesiyle iletişim kurması her durumda mutlaka yüz yüze görüştürülmesi anlamına gelmemektedir. Devlet, kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması ya da genel sağlığın korunması gibi meşru amaçlar doğrultusunda, asgari iletişimi sağlamak kaydıyla farklı iletişim vasıtaları ve yöntemleri öngörebilir. Bu tür kısıtlayıcı durumlarda asıl olan, bireyin hukuki menfaati ile kamu menfaati arasında adil bir denge kurulup kurulmadığı ve idarenin sınırlama pratiklerinin ilgili ve yeterli gerekçelere dayanıp dayanmadığıdır. Birtakım teknik imkânlar ve hukuki düzenlemeler çerçevesinde iletişim hakkının süresinin veya kullanım şeklinin belirlenmesi konusunda idareye tanınan takdir marjı, hakkın özüne dokunmadığı ve keyfi olmadığı sürece hukuka uygun kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi koşullarının doğurduğu olağanüstü durumu, bulaş riskini ve ceza infaz kurumlarının yapısını doğrudan dikkate almıştır. Salgın nedeniyle yüz yüze gerçekleştirilen açık ve kapalı görüşlerin durdurulması üzerine, ceza infaz kurumu idaresi, mahpusların mağduriyetini gidermek ve iletişim haklarını korumak amacıyla telafi edici bir tedbir uygulamaya koymuştur. Bu doğrultuda, normal şartlarda haftalık on dakika olan telefonla görüşme süresi, idarenin kararıyla tek seferde yirmi dakika olacak şekilde artırılmıştır.

Başvurucunun, kendisine tanınan bu yirmi dakikalık sürenin ikiye bölünerek haftada iki kez onar dakika şeklinde kullandırılması yönündeki talebi, ilk olarak infaz hâkimliği tarafından ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde titizlikle değerlendirilmiştir. Hâkimlik, idarenin takdir yetkisi dâhilinde sadece görüşme süresi yönünden artırıma gittiğini, mevzuatın cevaz vermesine rağmen görüşme sayısı yönünden bir artırım yapılmadığını ve bu nedenle idari karar gereği sürenin bölünemeyeceğini haklı ve geçerli bir hukuki gerekçe olarak sunmuştur. Anayasa Mahkemesi, idarenin ve derece mahkemelerinin bu değerlendirmelerinin, salgın koşullarında kurumun işleyişini, güvenliğini ve mahpusların temel iletişim haklarını başarıyla dengeleyen ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiğini saptamıştır.

Başvurucunun haftada bir kez yirmi dakika boyunca telefonla görüşme hakkını kullanarak ailesiyle doğrudan temasını sürdürme imkânından fiilen yararlandığı, dolayısıyla dış dünyayla olan iletişiminin tamamen kesintiye uğramadığı tespit edilmiştir. Telefon görüşme süresinin iki ayrı seferde kullandırılmamasının, başvurucunun diğer aile fertlerinden haber almasını imkânsız hâle getirmediği ve aile hayatını sürdürmesi için gereken asgari temas koşulunun ortadan kalkmadığı açıkça anlaşılmıştır. Bu bağlamda, kamu makamlarının kendilerine tanınan takdir yetkilerini keyfî olarak kullanmadığı, bireyin hukuki menfaati ile kamu sağlığı ve kurum düzeni arasında son derece adil bir dengenin kurulduğu saptanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun telefonla görüşme süresinin ikiye bölünerek kullandırılması talebinin reddedilmesinin aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyetini ihlal etmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: