Anasayfa Karar Bülteni AYM | Abdullah Aki ve Mustafa Altun | BN....

Karar Bülteni

AYM Abdullah Aki ve Mustafa Altun BN. 2020/25193

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/25193
Karar Tarihi 13.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların mektuplarının keyfî kaydedilmesi haberleşme hürriyetini ihlal eder.
  • Telefon görüşmelerinin sınırları belirsiz kaydedilmesi hukuka aykırıdır.
  • Kapalı görüşlerin sistematik dinlenmesi özel hayata müdahaledir.
  • Kişisel verilerin muhafazası kanuni güvencelere bağlanmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların dış dünya ile kurdukları iletişimin sınırları ve kişisel verilerinin gizliliği açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların mektuplarının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kaydedilmesi, telefon görüşmelerinin ve kapalı görüşlerinin sistematik bir şekilde dinlenerek kayda alınması uygulamalarının, kanuni güvencelerden yoksun bir biçimde gerçekleştirilmesini özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetinin açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde bu karar, ceza infaz kurumlarının güvenlik ve düzeni sağlama yetkisinin sınırsız olmadığını, bu yetkinin ancak kanunla açıkça belirlenmiş ve keyfîliği önleyecek mekanizmalarla donatılmış hâllerde kullanılabileceğini göstermektedir. Özellikle kayıtların ne kadar süreyle saklanacağı, kimlerin erişimine açık olacağı ve imha süreçlerinin nasıl işleyeceği gibi konularda idareye sınırsız takdir yetkisi tanıyan uygulamaların hukuka aykırı olduğu tescillenmiştir. Karar, bundan sonraki idari işlemlerde mahpusların temel haklarına asgari düzeyde saygı gösterilmesini zorunlu kılan önemli bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Türkoğlu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucular, kendilerine gelen ve kendileri tarafından gönderilen mektupların cezaevi idaresi tarafından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kaydedilmesine, ayrıca telefon görüşmeleri ile kapalı ziyaret görüşmelerinin dinlenerek ses ve görüntü kaydına alınmasına karşı çıkmışlardır. Bu uygulamaların yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve temel haklarını ihlal ettiğini savunan başvurucular, söz konusu işlemlerin sonlandırılması amacıyla infaz kurumuna başvurmuş, ancak talepleri idarece reddedilmiştir.

İdarenin ret kararı üzerine infaz hâkimliğine ve ardından ağır ceza mahkemesine yapılan itirazların da sonuçsuz kalmasıyla birlikte uyuşmazlık Anayasa Mahkemesine taşınmıştır. Başvurucular, kamu gücünü kullanan idarenin bu eylemleri nedeniyle özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyetinin haksız bir şekilde kısıtlandığını iddia ederek ihlal kararı verilmesini ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20. maddesi ile haberleşme hürriyetini güvence altına alan 22. maddesi çerçevesinde bir inceleme yapmıştır. Mahkeme, hükümlü ve tutukluların dış dünya ile iletişiminin kısıtlanmasının kural olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal bir sonucu olduğunu belirtmekle birlikte, bu kısıtlamaların keyfîliğe yol açmayacak kanuni güvencelere sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır.

Uyuşmazlığın yasal zeminini 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun oluşturmaktadır. Nitekim başvuru yapıldıktan sonra yürürlüğe giren 7328 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun m.68 ve 5275 sayılı Kanun m.83 hükümlerinde önemli değişiklikler yapılarak kayıt altına alma işleminin sınırları netleştirilmiştir. Bu yeni düzenlemelere göre, mektupların ve ziyaretlerin kaydedilmesi işlemi ancak terör suçları ve örgüt kapsamında işlenen suçlar ile hükümlünün kurum güvenliği açısından tehlike arz etmesi gibi istisnai durumlarla sınırlandırılmıştır.

Ayrıca, mahrem kalması gereken bilgilerin ve kişisel verilerin korunması ilkesi gereği, telefon görüşmelerinin ve kapalı görüşlerin sistematik olarak dinlenmesi ve UYAP gibi bilişim sistemlerine kaydedilmesi eylemlerinin idareye sınırsız bir takdir yetkisi vermemesi gerektiği, kayıtların azami muhafaza sürelerinin ve Cumhuriyet savcısı denetiminde imha süreçlerinin yasal bir çerçevede açıkça öngörülmesinin anayasal bir zorunluluk olduğu yerleşik içtihat prensibi olarak benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvuruculara gelen ve gönderilen mektupların UYAP'a kaydedilmesi ile telefon ve kapalı görüşlerin dinlenerek kayda alınması uygulamalarını ayrı ayrı değerlendirmiştir. Öncelikle mektupların UYAP'a kaydedilmesi şikâyetinde, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını düzenleyen ve keyfîliğe karşı güvenceler içeren yeterli yasal kuralların olay tarihinde mevcut olmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar başvuru sonrasında yasal mevzuatta düzeltmeler yapılmış olsa da müdahale tarihindeki hukuki belirsizlik nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.

Telefon görüşmelerinin ve kapalı görüşlerin dinlenerek kayda alınması iddiaları yönünden yapılan incelemede ise, mahpusun tüm görüşmelerinin sistematik bir şekilde kaydedilmesinin ötesinde; bu kayıtların ne kadar süreyle sistemde saklanacağı, üçüncü kişilerin erişimine hangi şartlarda açılacağı ve kurum tarafından hangi mercilerle paylaşılabileceği hususlarında açık, öngörülebilir ve keyfîliği engelleyecek yasal bir düzenlemenin bulunmadığı vurgulanmıştır. İdarenin bu denli geniş ve sınırları çizilmemiş bir yetkiyi kullanmasının, mahpusların mahrem kalmasını istedikleri kişisel verilerinin korunmasını imkânsız hâle getirdiği belirtilmiştir.

Mevzuatta daha sonra yapılan değişikliklerle mektupların kaydedilmesine ilişkin şartlar belirli bir çerçeveye oturtulduğundan, mektuplar yönünden yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmemiş; ancak telefon ve kapalı görüş kayıtlarına dair ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili infaz hâkimliğine gönderilmesi elzem bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, uygulanan kayıt ve dinleme tedbirlerinin kanuni güvencelerden yoksun olması nedeniyle başvurucuların özel hayata saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: