Anasayfa Karar Bülteni AYM | Erhan Girgin | BN. 2021/20981

Karar Bülteni

AYM Erhan Girgin BN. 2021/20981

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/20981
Karar Tarihi 13.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kötü muamele iddiaları ivedilikle soruşturulmalıdır.
  • Soruşturma makul bir özenle yürütülmelidir.
  • Kötü muameleye göz yumanlar da soruşturulmalıdır.
  • Etkili soruşturma yıllarca sürüncemede bırakılamaz.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin gözetimi altında bulunan kişilere yönelik kötü muamele iddialarının soruşturulmasında devletin usul yükümlülüklerinin sınırlarını net bir biçimde çizmesi ve cezasızlık politikalarına karşı duruş sergilemesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, sadece kötü muameleyi bizzat gerçekleştiren ve fiziksel şiddet uygulayan kolluk görevlisinin soruşturulmasını yeterli bulmamış; aynı ortamda bulunup bu duruma göz yuman, müdahale etmeyen veya engel olmayan diğer görevlilerin de görevi kötüye kullanma suçu bağlamında titizlikle soruşturulması gerektiğine hükmetmiştir. Bu yaklaşım, kolluk kuvvetleri içindeki hiyerarşik veya mesleki dayanışma saikiyle işlenen veya örtbas edilen suçların cezasız kalmasını engellemeye yönelik güçlü bir anayasal duruştur.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle emniyet birimlerinde veya nezarethanelerde meydana gelen olaylarda, savcılıkların yürüteceği soruşturmaların derinliği ve sürati üzerinde doğrudan belirleyici olacaktır. Anayasa Mahkemesi, karmaşık olmayan, kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla sabit olan bir soruşturmanın beş yıl gibi oldukça uzun bir sürede tamamlanmasını, makul özen ve sürat yükümlülüğünün açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Uygulamada, savcılık makamlarının iddiaları sadece şikâyet edilen spesifik suç tipiyle sınırlı tutmayıp, maddi gerçeği aydınlatacak tüm boyutlarıyla ve ivedilikle ele alması gerektiği bu kararla bir kez daha pekiştirilmiş, cezasızlık algısının oluşmasına hiçbir şekilde tolerans gösterilmeyeceği vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu avukat, trafikte aracıyla seyir hâlindeyken sivil polisler tarafından durdurulmuş ve kendilerinden kimlik ile arama kararı ibraz etmelerini istemiştir. Başvurucunun beyanlarına göre, bu talebi üzerine polisler tarafından hakarete uğramış, tehdit edilmiş, elleri kelepçelenerek polis merkezine götürülmüştür. Başvurucu, karakolda bir polis memuru tarafından duvara karşı diz çöktürülerek bekletildiğini, etnik kökeni nedeniyle ağır hakaretlere ve kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmiştir.

Meydana gelen olay sonrasında savcılık tarafından yürütülen soruşturmada, fiziksel şiddet uyguladığı kamera kayıtlarıyla tespit edilen polis memuru hakkında basit yaralama suçundan dava açılmış ancak kötü muameleye sessiz kalan, müdahale etmeyen ve hakaret ile tehditte bulunan diğer polis memurları hakkında yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucu, şiddete göz yuman polis memurlarının en azından görevi kötüye kullanma suçu kapsamında soruşturulması gerektiğini, ayrıca soruşturmanın eksik ve beş yıl gibi aşırı uzun bir sürede tamamlandığını belirterek karara itiraz etmiş, itirazı reddedilince de bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan "kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme" hakkı ile kötü muamele yasağının temel prensiplerine dayanmıştır. İlgili madde, devletin temel amaç ve görevleriyle birlikte yorumlandığında, bireylerin devlet görevlileri tarafından gerçekleştirilen kötü muamelelere karşı korunmasını ve bu yöndeki iddiaların etkili bir şekilde soruşturulmasını emretmektedir.

Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, devletin kötü muamele iddialarını aydınlatma noktasında güçlü bir pozitif usul yükümlülüğü bulunmaktadır. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda, iddialar hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Hatta şikâyet olmasa dahi, bir kişiye kamu görevlileri tarafından kötü muamelede bulunulduğuna dair yeterince açık belirtiler mevcutsa, yetkili adli makamlar resen harekete geçmek zorundadır.

Etkili bir soruşturma yükümlülüğü; olayı aydınlatabilecek, sorumluların tam olarak tespit edilmesini ve gerektiğinde cezalandırılmasını sağlayabilecek tüm delillerin eksiksiz şekilde toplanmasını gerektirir. Soruşturma süreci, gerektiği ölçüde kamu denetimine ve mağdurun erişimine açık olmalı; mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve adli makamlar makul bir özen ve süratle hareket etmelidir. Ayrıca yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve maddi gerçeği yansıtmayan, temelden yoksun sonuçlara dayanarak dosyaları kapatmamalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun gözaltına alınma sürecini ve karakolda yaşananları kamera kayıtları, sağlık raporları ve tutanaklar ışığında detaylı bir şekilde incelemiştir. Görüntü izleme tutanaklarına göre, gözaltına alındığı sırada herhangi bir fiziki direnç göstermeyen ve yalnızca polislerden arama kararı ibraz etmelerini isteyen başvurucuya kelepçe takılmasını ve güç kullanılmasını gerektirecek hukuki bir zorunluluk bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucunun karakolda kötü muameleye uğradığı, bizzat ilgili polis memuru hakkında düzenlenen iddianame ve ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla da sabit görülmüştür.

Anayasa Mahkemesi, asıl hukuki sorunun savcılık tarafından yürütülen soruşturmanın usul boyutuyla ilgili olduğuna dikkat çekmiştir. Başvurucu, karakolda kötü muameleye maruz kaldığı sırada orada bulunan ve duruma müdahale etmeyen, şiddeti engellemeyen diğer polis memurlarının en azından "görevi kötüye kullanma" suçunu işlediklerini belirterek şikâyetçi olmuştur. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığının, şikâyet edilen diğer kamu görevlilerinin bu kapsamda ifadelerini almadığı, eylemlerini görevi kötüye kullanma bağlamında hiçbir şekilde hukuki bir değerlendirmeye tabi tutmadığı görülmüştür. İfadeler sadece hakaret ve tehdit suçlamalarıyla sınırlı olarak alınmış, karakoldaki genel gözetim ve koruma yükümlülüğünün ihlali görmezden gelinmiştir.

Ayrıca, olayın son derece somut, kamera kayıtları ve tanık beyanlarıyla net bir şekilde ortada olmasına, yani hukuki ve fiilî açıdan karmaşık bir yapısı bulunmamasına rağmen, soruşturmanın beş yıl gibi oldukça uzun bir sürede tamamlanması ciddi bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Savcılığın, iddiaların tamamını kapsayacak şekilde tüm şüphelilerin ifadesine başvurmaması, delilleri zamanında ve eksiksiz bir biçimde toplamaması ve süratle hareket etme yükümlülüğüne aykırı davranması, devletin kötü muamele iddialarını etkili şekilde soruşturma zorunluluğunun açık bir ihlalidir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yürütülen soruşturmadaki eksiklikler ve makul olmayan gecikmeler nedeniyle kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: