Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Muhammed İlgün ve Diğerleri | BN. 2022/72848

Karar Bülteni

AYM Muhammed İlgün ve Diğerleri BN. 2022/72848

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/72848
Karar Tarihi 05.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların ifade özgürlüğü anayasal güvence altındadır.
  • Disiplin cezaları kurum düzenini bozma şartına bağlıdır.
  • Aramayı sözlü eleştirmek tek başına suç oluşturmaz.
  • İdare, müdahalenin zorunlu ihtiyacını gerekçelendirmekle yükümlüdür.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların ifade özgürlüğü ile kurumun disiplin ve güvenliğini sağlama amacı arasındaki hassas dengeyi hukuken yeniden tanımlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların ceza infaz kurumu uygulamalarına yönelik sözlü eleştirilerinin, kurum düzenini veya güvenliğini fiilen bozmadığı sürece doğrudan disiplin cezası ile cezalandırılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Karar, idarenin ve derece mahkemelerinin disiplin cezası verirken salt eylemin kanundaki tanıma uyup uymadığına bakmakla yetinemeyeceğini, eylemin kurum disiplini üzerindeki bozucu etkisini somut, ilgili ve yeterli gerekçelerle kanıtlamak zorunda olduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Hak arama hürriyetinin ve ifade özgürlüğünün cezaevi şartlarında da geçerli olduğu yinelenmiştir.

Benzer davalarda ve idari uygulamalarda bu kararın emsal etkisi oldukça güçlü olacaktır. Ceza infaz kurumları, mahpusların aramalar veya diğer idari işlemlere yönelik barışçıl ve sözlü tepkilerini doğrudan "aramaya karşı çıkmak" veya "direnmek" kapsamında değerlendirip cezalandıramayacaktır. İnfaz hâkimlikleri de idarenin verdiği disiplin cezalarını denetlerken, eylemin pasif bir eleştiri mi yoksa kurumun düzenini bozan aktif bir direnme mi olduğunu derinlemesine irdelemek zorunda kalacaktır. Bu içtihat, mahpusların temel haklarının cezaevi koşullarında da etkin bir biçimde korunmasını sağlayarak uygulamadaki keyfi disiplin cezalarının önüne geçecek güçlü bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Şanlıurfa 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucular, açık görüş sonrasında kendilerine yapılan detaylı üst aramasına sözlü olarak tepki göstermiştir. Ayakkabı ve çoraplarının çıkartılmasının insanlık onuruna aykırı olduğunu, siyasi mahpus olduklarını ve bu tür bir uygulamayı kabul etmediklerini söyleyen başvurucular hakkında, bu sözleri nedeniyle "aramaya karşı çıkmak" fiilinden idari disiplin soruşturması başlatılmıştır. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu, başvuruculara bir gün hücreye koyma ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma gibi sert disiplin cezaları vermiştir. Başvurucular, memurlara karşı fiziksel bir direnme göstermediklerini, sadece uygulamanın onur kırıcı olduğunu ifade ettiklerini belirterek bu cezalara karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Şikâyetlerinin ve sonrasındaki itirazlarının derece mahkemelerince reddedilmesi üzerine, verilen haksız disiplin cezalarının ifade özgürlüklerini ve eşitlik haklarını açıkça ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak ihlalin tespitini, yeniden yargılama yapılmasını ve tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa m.26 kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü kurallarını merkeze almıştır. Herkes gibi hükümlü ve tutukluların da Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan ifade özgürlüğüne sahip olduğu, ancak bu hakkın ceza infaz kurumunda güvenliğin ve düzenin korunması amacıyla belirli ölçülerde sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.

Disiplin cezasının yasal dayanağı olan 5275 sayılı Ceza ve İnfaz Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.43 hükmünde "aramaya karşı çıkmak" eylemi açıkça bir disiplin suçu olarak düzenlenmiştir. Ancak mahkeme, infaz kurumlarındaki disiplin suçlarının oluşabilmesi için kanunun genel hüküm niteliğindeki 5275 sayılı Kanun m.37 şartlarının da mutlaka gerçekleşmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bu temel kurala göre, bir eylemin salt kanundaki veya yönetmelikteki tanıma uyması ceza vermek için yeterli olmayıp, eylemin ceza infaz kurumundaki düzenli yaşamı, güvenliği veya disiplini bozacak şekilde kusurlu olarak ihlal edilmesi gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensipleri gereğince, temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülü olması şarttır. Mahpusların sözlü ifadeleri veya idareye yönelik eleştirileri nedeniyle disiplin cezası uygulanabilmesi için, söz konusu ifadelerin kurum güvenliğini veya disiplinini ne şekilde bozduğu, idare ve yargı mercileri tarafından ilgili ve yeterli bir somut gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Salt eleştiri mahiyetindeki sözlerin, kurum düzenini bozduğuna dair nesnel tespitler olmaksızın doğrudan cezalandırılması, mahpusların ifade özgürlüğünün açık bir ihlali anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkında verilen disiplin cezalarını ve bu cezalara karşı yapılan yargısal denetim süreçlerini detaylı bir şekilde incelemiştir. Somut olayda, başvurucuların açık görüş sonrasında yapılan detaylı arama işlemi sırasında, çorap ve ayakkabıların çıkartılmasını insanlık onuruna aykırı bularak duruma sözlü olarak tepki gösterdikleri ve memurları eleştirdikleri sabittir. İncelenen kamera kayıtları ve infaz koruma memurlarınca tutulan tutanaklar, başvurucuların aramayı engelleyici fiziksel bir eylemde bulunmadıklarını, herhangi bir arbede yaşanmadığını ve arama işleminin fiilen tamamlandığını açıkça göstermektedir.

Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu ve İnfaz Hâkimliği kararlarında, başvurucuların sözlü ifadelerinin ve davranışlarının pasif direnme kapsamında kaldığı ve dolayısıyla "aramaya karşı çıkmak" suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu kararlarda başvurucuların sarf ettiği sözlerin ve eylemlerinin, ceza infaz kurumundaki düzeni, güvenliği veya disiplini ne şekilde bozduğuna dair herhangi bir somut tespitin veya ikna edici bir bulgunun bulunmadığına dikkat çekmiştir. Hâkimlik ve itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesi, başvurucuların ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içindeki söylemlerinin kurum yaşantısını nasıl olumsuz etkilediğini açıklamadan, doğrudan disiplin cezası verilmesini hukuka uygun bulmuştur.

Yüksek Mahkeme, temel hak ve özgürlüklere, özellikle de ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerde idare ve yargı makamlarının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladıklarını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle göstermekle yükümlü olduklarını kuvvetle vurgulamıştır. Olayda, başvurucuların sadece sözel düzeyde kalan tepkilerinin kurum disiplinini bozduğuna dair bir delil sunulamamıştır. Bu sebeple, sırf eleştirel ifadeler nedeniyle ağır bir disiplin cezası verilmesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için kararı yerel mahkemeye göndererek başvurucuların manevi tazminat taleplerini kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: