Karar Bülteni
AYM Ömer Aslan BN. 2021/3350
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/3350 |
| Karar Tarihi | 02.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahpusların eğitim hakkı somut gerekçelerle sınırlandırılabilir.
- Çevrim içi sınav talepleri bireyselleştirilerek değerlendirilmelidir.
- Genelgeçer güvenlik kaygıları eğitim hakkını engelleyemez.
- Salgın dönemine özgü eğitim düzenlemeleri dikkate alınmalıdır.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların eğitim haklarının kullanımına ve sınırlandırılmasına ilişkin oldukça önemli bir hukuki çerçeve çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde dahi mahpusların uzaktan eğitim ve çevrim içi sınav haklarının tamamen, soyut ve kategorik varsayımlarla ellerinden alınamayacağını vurgulamıştır. İdarenin ve derece mahkemelerinin, mahpusların eğitim haklarını kısıtlarken genelgeçer güvenlik kaygılarının ötesine geçerek kişinin durumuna ve talep edilen sınavın teknik özelliklerine uygun bireyselleştirilmiş bir değerlendirme yapması gerektiği hukuken tescillenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi çok güçlüdür; zira bu karar, cezaevlerindeki yetersiz altyapı veya genel hastalık bulaşma riski gibi toptancı argümanların, anayasal bir hak olan eğitim hakkının özünü zedeleyecek şekilde otomatik bir ret gerekçesi yapılamayacağını göstermektedir. Mahkemelerin, idarenin işlemlerini denetlerken ilgili alt düzenleyici işlemleri, genelgeleri ve o döneme özgü talimatları dikkate alarak somut olaya özgü inceleme yapması gerektiği prensibi yerleşik hâle gelmektedir. Uygulamada, cezaevi idareleri ve infaz hâkimliklerinin bundan böyle mahpusların sınavlara katılım taleplerini değerlendirirken her bir mahpusun özel durumunu, sınavın formunu ve içeriğini detaylıca irdelemesi gerekecek, maktu yasaklama mantığı terk edilecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Olay, Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan bir vatandaşın eğitimini sürdürme çabasıyla ilgilidir. Aynı zamanda üniversitenin ilahiyat lisans tamamlama programında uzaktan eğitim öğrencisi olan başvurucu, COVID-19 salgını döneminde bölümünün sınavlarının çevrim içi yapılacağını öğrenmiş ve bu sınavlara cezaevinden katılmak için idareye başvurmuştur. Cezaevi idaresi, altyapı yetersizliği ve güvenlik gerekçeleriyle bu talebi genel bir kararla reddetmiştir. Başvurucu bu kararı infaz hâkimliğine taşımış, hâkimlik talebi haklı bularak sınavlara katılım izni vermiştir. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine ağır ceza mahkemesi, cezaevinde bilgisayar odasında toplanılmasının hem güvenlik zafiyeti hem de bulaş riski doğuracağı gerekçesiyle hâkimlik kararını kaldırarak talebi kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine kişi, durumunun bireysel olarak incelenmeden eğitim hakkının elinden alındığını belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı çerçevesinde bir değerlendirme yapmıştır. Mahkeme, devletin ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklulara eğitim imkânı sağlama konusunda anayasal bağlamda mutlak bir pozitif yükümlülüğü bulunmasa da, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde bu kişilere imkânlar dâhilinde eğitim hakkı tanındığını hatırlatmıştır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal bir sonucu olarak temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılabileceği kabul edilmekle birlikte, idarenin bu konuda sınırsız bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Özellikle 5275 sayılı Kanun kapalı kurumlarda örgün eğitime fiziken devam imkânı sunmasa dahi, Adalet Bakanlığının ilgili mevzuatları ve genelgeleri mahpuslara gerekli şartlar sağlandığında sınavlara katılma hakkı vermektedir.
Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan en temel kurallardan biri de, 46/1 sayılı Genç ve Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge'dir. Bu genelge kapsamında, herhangi bir yükseköğretim kurumuna devam eden hükümlülerin gerekli güvenlik önlemleri altında ara ve yıl sonu sınavlarına katılmalarının sağlanacağı açıkça düzenlenmiştir. Buna ek olarak, salgın dönemine özgü yayımlanan yazılı idari talimatlar uyarınca, hükümlülerin gerekli şartları taşımaları hâlinde sınavın teknik detayları ve formu da değerlendirilerek bilgisayar sınıflarında çevrim içi sınavlara katılabilecekleri kurala bağlanmıştır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun çevrim içi sınavlara katılma talebinin reddedilmesini anayasal bağlamda eğitim hakkına yönelik açık bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Bu müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunduğu ve cezaevinde kamu düzeninin ile güvenliğinin korunması gibi meşru bir amaca hizmet ettiği kabul edilmiştir. Ancak mahkeme, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve ölçülülüğünü detaylıca mercek altına almıştır.
Somut olayda, ceza infaz kurumu idaresi başvurucunun talebini bireysel olarak incelemek yerine, genel bir altyapı eksikliği ve güvenlik gerekçesini öne sürerek soyut ve toptancı bir yasaklama kararı almıştır. İnfaz hâkimliği her ne kadar başvurucunun talebini haklı bularak sınavlara katılım yolu açsa da, itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesi bu kararı kaldırırken sadece genel güvenlik ve salgın riski kaygılarına dayanmıştır. Ağır ceza mahkemesinin gerekçesinde, mahpusların bilgisayar odasında bir araya gelerek örgüt mensuplarıyla iletişim kurabilecekleri, bunun örgütle mücadeleyi tehlikeye atabileceği ve ayrıca bir kişinin hastalık taşıması hâlinde diğerlerine bulaştırma riski olacağı gibi tamamen varsayımsal ifadelere yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin bu yaklaşımının somut olayın bireysel koşullarından tamamen koptuğunu tespit etmiştir. Zira mahkeme, başvurucunun öznel durumunu, o döneme özgü yayımlanan genelgeleri ve pandemi kurallarını hiç dikkate almamıştır. Bakanlık yazısında açıkça belirtilen "sınavın teknik detayları, içeriği ve formunun değerlendirilmesi" kıstası göz ardı edilmiştir. Hiçbir bireyselleştirme yapılmaksızın ve alternatif güvenlik önlemlerinin alınıp alınamayacağı dahi tartışılmaksızın kategorik bir yaklaşımla başvurucunun sınavlara katılımının engellenmesi, eğitim hakkının özüne ölçüsüz bir müdahale teşkil etmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, eğitim hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığına ve ölçüsüz olduğuna kanaat getirerek başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.