Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mehmet Hikmet Yıldız | BN. 2020/6403

Karar Bülteni

AYM Mehmet Hikmet Yıldız BN. 2020/6403

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/6403
Karar Tarihi 16.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların eğitim hakkı keyfî olarak kısıtlanamaz.
  • İdari yetersizlikler temel hakların ihlaline gerekçe yapılamaz.
  • Mahpusların ders materyallerine erişimi güvence altına alınmalıdır.
  • Yargı mercileri kararlarını yeterince ve somut gerekçelendirmelidir.
  • Genel idari kararlar bireysel hak taleplerini ortadan kaldıramaz.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkının korunması ve bu hakka erişimlerinin keyfî gerekçelerle engellenemeyeceği hususunda oldukça kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, açıköğretim sistemindeki dijitalleşme sürecinin cezaevindeki mahpuslar üzerinde yarattığı dezavantajlı durumu açıkça göz önüne alarak, idarenin salt personel eksikliği bahanesiyle matbu materyal taleplerini kategorik olarak reddetmesini hukuka aykırı bulmuştur. Karar, devletin ceza infaz kurumlarında bulunan bireylerin eğitim olanaklarına erişimini sağlama konusundaki pozitif yükümlülüklerine güçlü bir atıf yapmakta ve kanun kapsamındaki hakların yüzeysel idari kararlarla kullanılamaz hâle getirilemeyeceğine dikkat çekmektedir.

Benzer davalar ve idari uygulamalar açısından bu karar, ceza infaz kurumu yönetimlerinin personel yetersizliği veya yoğun iş yükü gibi idari ve organizasyonel mazeretlere sığınarak mahpusların temel anayasal haklarını ölçüsüzce sınırlandıramayacağını çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle günümüzde hızla dijitalleşen eğitim sistemlerinde, cezaevinde internet ve bilgisayar erişimi kısıtlı olan mahpusların eğitim süreçlerinden kopmamaları adına alternatif yolların, örneğin çıktı verilmesi gibi uygulamaların işletilmesi gerektiği emsal bir ilke olarak yerleşmektedir. Uygulamada, ceza infaz kurumlarının kurullarınca alınan genel nitelikli yasaklama kararlarının, her somut olayın kendi şartları içinde ve bireyselleştirilerek değerlendirilmesi gerektiği, yargı mercilerinin de bu tür itirazlarda matbu, kalıplaşmış ve yetersiz gerekçelerle ret kararı veremeyeceği içtihat hâline getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan ve aynı zamanda açıköğretim fakültesi öğrencisi olan başvurucu, kayıtlı olduğu fakültenin dijital sisteme geçmesi ve öğrencilere basılı kitap sağlama uygulamasını kaldırması nedeniyle mağduriyet yaşamıştır. Başvurucu, ders çalışabilmek için geçmiş yıllara ait sınav sorularının, ücreti kendi emanet hesabından karşılanmak şartıyla kurum tarafından çıktı olarak kendisine verilmesini talep etmiştir. Ceza infaz kurumu idaresi, mahpusların artan talepleri, personel yetersizliği ve iş yükünü gerekçe göstererek çıktı işlemlerini durdurduğunu, bu tür eğitim materyallerinin mahpusların aileleri tarafından gönderilmesi gerektiğini belirterek başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu, ailesinin farklı bir şehirde yaşadığını ve posta kargo sürecinin çok yaklaşan sınavlara yetişmeyeceğini belirterek bu karara itiraz etmiş; ancak infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi, itirazları başvurucunun bireysel durumuna dair herhangi bir somut gerekçe sunmadan usul ve yasaya uygun bularak kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, eğitim hakkının kısıtlandığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının kapsamını ve bu hakkın ceza infaz kurumlarındaki mahpuslar açısından nasıl uygulanması ve korunması gerektiğini detaylıca ele almıştır. Devletin, kamu otoriteleri aracılığıyla bireylerin eğitim ve öğrenim almasını engellememe yönünde son derece açık bir negatif ödevi bulunduğu hatırlatılmıştır.

Bununla birlikte, sadece negatif ödevle yetinilemeyeceği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde devletin hükümlü ve tutuklulara ceza infaz kurumunun genel imkânları dâhilinde belirli bir düzeyde eğitim ve öğretim sağlama pozitif yükümlülüğü altına da girdiği vurgulanmıştır. İlgili Kanun'un 5275 sayılı Kanun m. 62 hükmü, hükümlü ve tutukluların süreli ve süresiz yayınlardan bedelini kendi bütçelerinden ödeyerek yararlanabileceğini açıkça düzenlemektedir. Bu kanuni hak, mahpusların kişisel gelişimleri ve eğitim hayatlarını sürdürebilmeleri için kritik bir güvence oluşturmaktadır.

Yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, ceza infaz kurumlarında genel düzenin, güvenliğin ve disiplinin sağlanması gibi makul, anlaşılabilir ve yasal gereklilikler doğrultusunda eğitim hakkı belirli ölçülerde sınırlandırılabilir. Ancak kurum idaresinin bu konuda hiçbir denetime tabi olmayan, mutlak ve sınırsız bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. İdare tarafından yapılacak sınırlandırmalarda, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkelerine mutlaka riayet edilmeli, bireyin eğitim hakkından yararlanma menfaati ile idarenin kamu düzenini ve kurumsal işleyişi sağlama amacı arasında adil bir denge kurulmalıdır. Temel hakkın özünü zedeleyen, keyfî, genelgeçer yasaklamalar barındıran ve kişinin bireysel durumunu gözetmeyen idari ret işlemleri hukuka aykırıdır. Aynı zamanda bu tür işlemlere karşı yapılan şikâyet başvurularında yargı mercilerinin sunduğu şeklî ve yetersiz gerekçeler, adil yargılanma standartlarıyla, hukuki güvenlik ve kanunilik ilkeleriyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun eğitim hakkına yönelik müdahalenin ölçülülük ve demokratik toplum düzeninin gerekleri bakımından haklı bir temele dayanıp dayanmadığını detaylı bir şekilde incelemiştir. Başvurucunun kayıtlı olduğu üniversitenin açıköğretim sisteminde dijitalleşmeye giderek öğrencilere basılı kitap sağlamayı durdurduğu, bu durumun ceza infaz kurumunda internet ve dijital donanım erişimi olmayan mahpuslar için ders materyallerine ulaşmayı fiilen imkânsız hâle getirdiği somut bir olgu olarak tespit edilmiştir.

Başvurucunun, masrafları bütünüyle kendi emanet hesabından karşılanmak şartıyla geçmiş yıl sınav sorularının çıktısını alma yönündeki talebi, kurumun personel yetersizliği ve artan iş yoğunluğunu bahane ederek daha önceden aldığı genel ve soyut nitelikli bir eğitim kurulu kararıyla baştan engellenmiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin bu yöndeki genelgeçer yasaklama kararının, 5275 sayılı Kanun ile mahpuslara açıkça tanınan süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkını işlemez hâle getirdiğini ve fiilen ortadan kaldırdığını özellikle vurgulamıştır.

Ayrıca, başvurucunun, ailesinin Kars dışında yaşadığını ve sınav tarihlerinin çok yaklaşması sebebiyle posta yoluyla dışarıdan materyal temininin imkânsız olduğunu belirtmesine rağmen, kurum idaresi bu spesifik, bireysel ve oldukça haklı durumu hiçbir şekilde değerlendirmeye almamıştır. İdare tarafından başvurucunun özel durumu gözetilmeden salt genel bir kurala dayanılarak talebin reddedilmesi hukuka aykırılık teşkil etmiştir. Ardından bu hukuka aykırılığın birinci dereceden denetim mercileri olan infaz hâkimliği ile ağır ceza mahkemesi tarafından da esastan incelenmemesi, yargısal denetimin ciddi bir eksikliğini ortaya koymuştur. Yargı mercileri, başvurucunun kapsamlı itirazlarını, idarenin sunduğu gerekçeleri aşan, olayla ilgili ve yeterli bir yargısal gerekçe sunmaksızın reddetmiş ve eğitim hakkının kullanılmasını ölçüsüz bir biçimde engellemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun eğitim hakkına yönelik müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı ve ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: