Anasayfa Karar Bülteni AYM | E.D. | BN. 2020/5155

Karar Bülteni

AYM E.D. BN. 2020/5155

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/5155
Karar Tarihi 30.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların aileyle görüşme hakkı keyfî kısıtlanamaz.
  • Disiplin cezalarında lehe deliller titizlikle incelenmelidir.
  • Kamera kayıtlarının incelenmemesi adil yargılamayı zedeler.
  • Müdahale gerekçeleri inandırıcı ve makul olmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının korunması bağlamında kritik bir güvence sağlamaktadır. İdare tarafından verilen disiplin cezalarının, özellikle aile ve yakınlarla görüşme hakkını kısıtlayan tedbirlerin, keyfîlikten uzak ve somut delillere dayalı olması gerektiği Anayasa Mahkemesi tarafından bir kez daha net bir şekilde teyit edilmiştir. Karar, idarenin ve derece mahkemelerinin, başvurucuların lehlerine olan delilleri toplama ve değerlendirme yükümlülüğünü basit gerekçelerle göz ardı edemeyeceğini ortaya koymaktadır.

Benzer davalarda bu karar, infaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri için önemli bir emsal teşkil edecektir. Ceza infaz kurumlarında gerçekleştiği iddia edilen disiplin ihlallerinde, sadece infaz koruma memurlarının tutanaklarına dayanılarak karar verilemeyeceği, mahpusun kamera kayıtlarının incelenmesi veya sağlık raporlarının dikkate alınması gibi esasa etkili olabilecek somut delil toplama taleplerinin idari ve yargısal mercilerce titizlikle karşılanması gerektiği vurgulanmıştır. Uygulamada, bu tür eksik incelemelere dayalı disiplin cezalarının temel hakları ihlal edeceği prensibi yerleşik hâle getirilerek kamu gücünün takdir yetkisinin sınırları keskinleştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu E.D., ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunurken başka bir mahpusla kavga ettiği iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu, olay anında koğuş dışında oturduğunu belirterek gerçeğin ortaya çıkması için kamera kayıtlarının incelenmesini ve ayrıca olay sonrasında alınan sağlık raporunda vücudunda darp izi bulunmadığının dikkate alınmasını talep etmiştir. Ancak bu talepler idarece karşılanmamış ve başvurucuya "kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek davranışta bulunmak" gerekçesiyle bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezası verilmiştir.

Başvurucu, bu disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğine itirazda bulunmuş, iddialarını yinelemiş ve somut delillerin toplanmasını istemiştir. İnfaz hâkimliği, ceza infaz kurumundan kamera kayıtlarını istemiş ancak kurum, arşiv tetkikinde söz konusu kaydın elde edilemediğini bildirmiştir. Bunun üzerine hâkimlik itirazı reddetmiş, ağır ceza mahkemesi de ret kararını onamıştır. Başvurucu, eksik incelemeyle verilen disiplin cezası nedeniyle ailesiyle görüşemediğini belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına odaklanmıştır. Hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin bu kişilerin aileleri ve yakınlarıyla temasını sürdürecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Mahpusların aile ve yakınlarıyla görüşmesinin kısıtlanması, doğrudan bu hakka yönelik bir müdahale oluşturur. Ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal bir sonucu olarak özel hayata ve aile hayatına belli sınırlamalar getirilmesi olağan karşılansa da, bu kısıtlamaların Anayasa'nın temel ilkeleriyle uyumlu olması şarttır.

Söz konusu müdahalenin kanuni dayanağı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.43 hükmünde düzenlenen disiplin cezalarına ilişkindir. Kurumda korku, kaygı veya panik yaratacak eylemler, anılan kanun maddesi uyarınca ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası ile yaptırıma bağlanmıştır. Ceza infaz kurumunda güvenliğin ve disiplinin sağlanması meşru bir amaç olarak kabul edilmekle birlikte, idarenin takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir. Burada en önemli ölçüt, kurum güvenliği ile temel haklar arasında adil bir denge kurulmasıdır.

Uygulanan kısıtlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine tam anlamıyla uygun olması zorunludur. Bu bağlamda, yargı mercilerinin idarenin takdir yetkisini denetlerken müdahaleyi doğuran gerekçeleri inandırıcı, şeffaf ve somut delillerle ortaya koyması gerekmektedir. Esasa etkili olabilecek nitelikteki savunmaların, özellikle olay yerini gösteren kamera kayıtları gibi lehe delil toplama taleplerinin gerekçesiz olarak reddedilmesi veya idari bürokratik gerekçelerle görmezden gelinmesi, adil yargılanma ilkeleriyle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Yargı makamlarının, mahpusların itirazlarını değerlendirirken objektif bir duruş sergilemesi ve kararlarında ilgili ve yeterli gerekçeleri sunması, anayasal denetimin ayrılmaz bir parçasıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya verilen bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezasının, başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Bu müdahalenin kanuni dayanağı bulunmakla ve kurum güvenliğini sağlama gibi meşru bir amaca hizmet etmekle birlikte, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı ayrıca titizlikle incelenmiştir.

Olayın gelişimine bakıldığında, başvurucu hakkında sadece iki infaz koruma memuru tarafından tutulan tutanağa dayanılarak disiplin cezası verildiği görülmektedir. Başvurucu ise soruşturmanın en başından itibaren ısrarla olay sırasında koğuş dışında olduğunu, kamera kayıtları incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını ve sağlık raporunda da vücudunda herhangi bir darp veya cebir izine rastlanmadığını dile getirmiştir. Ancak idari ve yargısal merciler, başvurucunun bu somut ve davanın esasına doğrudan etkili olabilecek itirazlarını ikna edici bir gerekçeyle karşılamamıştır. İnfaz hâkimliği tarafından istenen kamera kayıtlarının ceza infaz kurumu tarafından neden temin edilemediği hususunda hiçbir ayrıntılı inceleme veya ek araştırma yapılmamış, sağlık raporundaki bulgular dikkate alınmaksızın yalnızca memur tutanaklarına itibar edilerek karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin başvurucunun esasa etkili olabileceği açık olan iddia ve itirazlarını ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılamadığını, dolayısıyla ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması amacı ile başvurucunun aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir dengenin kurulamadığını değerlendirmiştir. Kamu makamlarının eksik incelemeyle ve yeterli hukuki gerekçe sunmadan verdikleri bu karar, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmamaktadır. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetler ise Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmediği için kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: