Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Gürçay Baylar Kararı 2020/2019 B.

Anayasa Mahkemesi Gürçay Baylar Kararı 2020/2019 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin aile hayatına saygı hakkının güvence altına alınması bağlamında son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların kurum içi yerleşimleri ve görüş saatlerinin belirlenmesi gibi temel idari işlemlerde, yalnızca kurum güvenliği ve düzeninin sağlanmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda mahpusların aileleriyle, özellikle de eğitim çağındaki çocuklarıyla olan ilişkilerinin sürdürülebilirliğinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini kuvvetle vurgulamaktadır. Verilen bu karar, idarenin ve derece mahkemelerinin bu tür talepleri değerlendirirken çocuğun üstün yararı ilkesini adeta bir merkez nokta olarak konumlandırması ve kararlarını bu perspektiften inşa etmesi yükümlülüğünü hukuken kesin bir biçimde tescil etmektedir.
search

Anayasa Mahkemesi
Gürçay Baylar Kararı 2020/2019 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2020/2019
Karar Tarihi 17.07.2024
Taraf Gürçay Baylar
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Mahpusların aileleriyle görüşmesi güvence altındadır.
Çocuğun üstün yararı her kararda gözetilmelidir.
Görüş saatleri aile bağlarını koparmamalıdır.
İdare, mahpus taleplerini makul gerekçeyle yanıtlamalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin aile hayatına saygı hakkının güvence altına alınması bağlamında son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların kurum içi yerleşimleri ve görüş saatlerinin belirlenmesi gibi temel idari işlemlerde, yalnızca kurum güvenliği ve düzeninin sağlanmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda mahpusların aileleriyle, özellikle de eğitim çağındaki çocuklarıyla olan ilişkilerinin sürdürülebilirliğinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini kuvvetle vurgulamaktadır. Verilen bu karar, idarenin ve derece mahkemelerinin bu tür talepleri değerlendirirken çocuğun üstün yararı ilkesini adeta bir merkez nokta olarak konumlandırması ve kararlarını bu perspektiften inşa etmesi yükümlülüğünü hukuken kesin bir biçimde tescil etmektedir.

Benzer davalar ve gelecekteki uyuşmazlıklar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça güçlü ve yönlendiricidir. Ceza infaz kurumu idareleri ve infaz hâkimlikleri, bundan böyle mahpusların oda değişiklikleri veya görüş saatlerine ilişkin itirazlarında, çocukların okul saatleri veya benzeri somut insani mazeretleri ciddiyetle incelemek zorundadır. Mahpusların taleplerini reddederken şeklî incelemelerle yetinilemeyeceği, idarenin mutlaka tatmin edici, olayla doğrudan ilgili ve yeterli gerekçeler sunmak zorunda olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Mazeret belgesi sunulmadığı gibi basmakalıp ve matbu ret kararlarının Anayasa'nın 20. ve 41. maddeleri kapsamında doğrudan hak ihlali doğuracağı netleşmiş olup, uygulamadaki yargı makamlarının mahpus şikâyetlerinde idarenin takdir yetkisini mutlak surette çocuğun üstün yararı süzgecinden geçirerek titizlikle denetlemesi gerektiği yerleşik bir içtihat hâline gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sincan 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucu, kurum idaresi tarafından alınan bir karar ile yeni bir odaya yerleştirilmiştir. Ancak yerleştirildiği bu yeni odanın haftalık kapalı ve açık görüş saatleri, öğrenim gören çocuklarının okul saatleriyle birebir çakışmaktadır. Bu zaman çakışması nedeniyle çocuklarıyla düzenli olarak görüşemediğini ve iletişiminin koptuğunu belirten başvurucu, eski odasının görüş saatlerinin okul saatleriyle çakışmadığını ifade etmiştir. Bu mağduriyetin giderilmesi amacıyla oda değişikliği işleminin geri alınmasını ve eski odasına iade edilmesini talep ederek şikâyet yoluna başvurmuştur. Ayrıca yeni odasının kuzey cepheye bakması ve yeterince ısınmaması gibi fiziki koşullarının, mevcut hastalıklarını olumsuz yönde tetiklediğini de iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu uyuşmazlığı temel olarak Anayasa m.20 kapsamında güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ve Anayasa m.41 kapsamında düzenlenen ailenin korunması ile çocuk hakları çerçevesinde inceleyerek değerlendirmiştir.

Genel ve yerleşik hukuk kurallarına göre, Anayasa m.19 bağlamında tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti ile aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılması, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve son derece doğal bir sonucudur. Ancak bu sınırlama durumu, devletin mahpuslara karşı olan pozitif yükümlülüklerini hiçbir surette tamamen ortadan kaldırmaz. Devlet, ceza infaz kurumu idareleri aracılığıyla, hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek gerekli tüm önlemleri almakla anayasal olarak yükümlüdür. Ceza infaz kurumlarında kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi hedefleri ile mahpusların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında her zaman hassas ve adil bir denge kurulması hukuk devletinin vazgeçilmez bir şartıdır.

Öte yandan, Anayasa m.41 gereğince, ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması ve her çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma, bu ilişkiyi sürdürme hakkı temel bir anayasal kuraldır. Çocuğun üstün yararı; mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren bütün faaliyetlerde öncelikli ilke olarak gözetilmelidir. Çocuklar üzerinde etki doğuracak herhangi bir işlem tesis edileceği zaman, bu idari işlemin çocuğun yüksek yararına uygun olup olmadığı yönünde titiz bir değerlendirme yapılması, aile hayatına saygı hakkının öngördüğü devlete ait pozitif yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesi açısından son derece önemlidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun şikâyetinin temelinde yatan sorununun, doğrudan doğruya oda değişikliği yapılması nedeniyle ortaya çıkan çocuklarıyla görüşememe mağduriyeti olduğuna dikkat çekmiştir. Başvurucu, önceki odasında uygulanan görüş saatlerini ve öğrenim görmekte olan çocuklarının okul saatlerini yargılama makamlarına şikâyet ve itiraz dilekçelerinde açıkça bildirmiş, yeni odasında uygulanan farklı görüş saatleri nedeniyle yaşadığı iletişim sıkıntısını yeterince somutlaştırmıştır.

Tüm bu açıklamalara rağmen, İnfaz Hâkimliği ve itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen ret kararlarında, idarenin uygulamasının haklılığını gösterecek nitelikte ve özellikle çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya konulamadığı tespit edilmiştir. Derece mahkemeleri, başvurucunun mazeretine ilişkin somut bir belge sunmadığı ve idarenin oda değişikliği konusunda genel bir takdir yetkisinin bulunduğu şeklindeki şekli gerekçelerle uyuşmazlığı reddetme yoluna gitmiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, mahkemeler ve idari makamlar tarafından çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlayacak şekilde hareket edilmesinin, devletin temel pozitif yükümlülüğü olduğunu açıkça vurgulamıştır. Somut olayda idarenin katı uygulaması ve derece mahkemelerinin yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde, çocuğun üstün yararı gözetilerek aile ilişkilerinin devamlılığını sağlayacak şekilde hareket edilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucunun haklı talebinin neden karşılanamadığı hususunda yargı kararlarında somut ve yeterli gerekçe sunulmadığı, dolayısıyla somut olayın koşullarında aile hayatına saygı hakkı bakımından devletten beklenen pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği tespit edilmiştir.

Öte yandan, başvurucunun yerleştirildiği odanın fiziki koşulları ve ısınma problemi nedeniyle mevcut hastalıklarının arttığı, bu sebeple maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları da incelenmiştir. Ancak başvurucunun bu rahatsızlıklarına ilişkin olarak idareye veya yargı makamlarına herhangi bir doktor raporu ibraz etmemesi ve iddialarını yeterli düzeyde temellendirememesi nedeniyle, başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez nitelikte değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, çocuklarının okul saatiyle görüş saatlerinin çakışması nedeniyle oluşan mağduriyetin giderilmemesi sonucu aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği ve yeniden yargılama yapılması yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Cezaevindeki görüş saatim çocuğumun okuluyla çakışıyor, koğuşumu değiştirebilir miyim? expand_more
Evet, böyle bir mağduriyet söz konusu ise oda değişikliği talep edebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, devlet ceza infaz kurumları aracılığıyla mahpusların çocuklarıyla temasını sürdürecek önlemleri almakla pozitif olarak yükümlüdür. Çocuğunuzun okul saatleri ile yeni odanızın görüş saatlerinin çakışması, aile bağlarının kopmaması adına oda değişikliği veya eski odaya iade için geçerli ve somut bir mazeret olarak kabul edilmektedir.
Cezaevi yönetimi çocuğumla görüş saatimi düzeltme talebimi gerekçesiz reddedebilir mi? expand_more
Hayır, idare bu tür insani talepleri sıradan, matbu ve basmakalıp ret kararlarıyla geçiştiremez. Anayasa Mahkemesi, idarenin mahpus taleplerini değerlendirirken sadece şeklî incelemelerle yetinemeyeceğini ve tatmin edici, olayla doğrudan ilgili gerekçeler sunmak zorunda olduğunu açıkça belirtmiştir. Mahpusların haklı taleplerinin, mazeret belgesi sunulmadığı veya idarenin mutlak takdir yetkisi olduğu gibi soyut gerekçelerle reddedilmesi, aile hayatına saygı hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.
Hastalığımı tetikleyen soğuk bir koğuşta kalıyorsam hukuken ne yapmam gerekir? expand_more
Koğuşun fiziki koşullarının, örneğin kuzey cepheye bakması veya yeterince ısınmaması nedeniyle mevcut hastalıklarınızı artırdığını iddia ediyorsanız, bu rahatsızlıklarınızı mutlaka bir doktor raporu ile hukuki makamlara sunmanız gerekmektedir. Yüksek Mahkeme, sağlık şikayetlerine ilişkin herhangi bir rapor ibraz edilmeden ve iddialar somut düzeyde temellendirilmeden yapılan maddi ve manevi varlığın korunması hakkı başvurularını açıkça dayanaktan yoksun bularak reddetmektedir.
Hakimler cezaevindeki oda ve görüş saati şikayetlerini nasıl değerlendirmelidir? expand_more
İnfaz hâkimlikleri ve itiraz mercileri, idarenin işlemlerini denetlerken "çocuğun üstün yararı" ilkesini her kararda merkez nokta olarak konumlandırmak zorundadır. Çocuklar üzerinde etki doğuracak bir idari işlemin şikayeti incelenirken, yargı makamlarının idarenin takdir yetkisini sadece kurum güvenliği bağlamında değil, çocukla ebeveyn ilişkisinin sürdürülebilirliği süzgecinden geçirerek denetlemesi emsal bir kural haline gelmiştir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir