Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Çetin ve Diğerleri | BN. 2020/18871

Karar Bülteni

AYM Ali Çetin ve Diğerleri BN. 2020/18871

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/18871
Karar Tarihi 17.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpus yazışmalarının kaydı kanuni dayanak gerektirir.
  • Kapalı görüşlerin dinlenmesi kanunilik şartına tabidir.
  • İdare keyfî uygulamalara karşı yasal güvenceler sunmalıdır.
  • Haberleşmeye müdahale ancak açık kanuni sınırlarla yapılabilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların dış dünyayla iletişim kurmalarını sağlayan mektuplarının sistematik olarak taranıp sisteme kaydedilmesi ile kapalı görüş sırasındaki konuşmaların teknik cihazlarla dinlenerek kayıt altına alınmasının hukuki boyutunu ele almaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin mahremiyetini doğrudan ilgilendiren bu tür idari tedbirlerin ve müdahalelerin yalnızca açık, detaylı ve öngörülebilir kanuni düzenlemelere dayanması hâlinde Anayasa'ya uygun kabul edilebileceğini vurgulamıştır. İdarenin sınırları belirsiz uygulamalarının, haberleşme hürriyeti ve özel hayata saygı hakkını kanunsuz şekilde ihlal ettiği açıkça ortaya konulmuştur.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, ceza infaz kurumu yönetimlerinin mahpuslara yönelik güvenlik tedbirlerini uygularken kanunilik ilkesine katı bir şekilde riayet etmeleri gerektiğini göstermektedir. Özellikle sonradan yapılan kanun değişikliklerinden önceki dönemde yaşanan benzer ihlal iddiaları için yol gösterici niteliktedir. Karar, idari pratiklerin temel hak ve özgürlüklerin özünü zedeleyecek biçimde ve yasal bir zemin olmaksızın genişletilemeyeceğini net bir şekilde teyit etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Farklı ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlü olarak bulunan başvurucular, kendilerine gelen veya dışarıya göndermek istedikleri tüm mektupların cezaevi idaresi tarafından taranarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kaydedilmesinden rahatsızlık duymuştur. Ayrıca, cezaevindeki kapalı görüşler sırasında yaptıkları telefon görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alınmasının özel hayatlarını ihlal ettiğini düşünmüşlerdir. Bu uygulamaların yasal bir dayanağı olmadığını belirterek kaldırılması için infaz hâkimliklerine şikâyette bulunmuşlardır. İnfaz hâkimlikleri ve ardından itiraz mercii olan ağır ceza mahkemeleri, uygulamanın kamu düzeni ve güvenliğini sağlama amacıyla yapıldığını belirterek başvurucuların taleplerini reddetmiştir. İç hukuk yollarından istedikleri sonucu alamayan mahpuslar, haberleşme özgürlüklerinin ve özel hayatlarının gizliliğinin hukuka aykırı şekilde kısıtlandığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın özel hayatın gizliliğini koruyan 20. maddesi ile haberleşme hürriyetini güvence altına alan 22. maddesini merkeze almıştır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesine göre, temel haklara yapılacak her türlü müdahalenin mutlaka bir kanuna dayanması şarttır.

Kanunilik ölçütü, sınırlamaya ilişkin kuralın vatandaşlar tarafından erişilebilir, anlaşılabilir ve öngörülebilir olmasını ifade eder. Ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların mektuplarının denetlenmesi ve alıkonulmasına ilişkin genel çerçeve, olay tarihlerinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, mahpusların yazışmalarının sistematik olarak kaydedilmesine yönelik mevzuatın; bu kayıtların tutulma süresi, verilere kimlerin erişebileceği, verilerin ne zaman imha edileceği ve gizliliğinin nasıl sağlanacağı hususlarında son derece açık kurallar içermesi gerekmektedir.

Yine kapalı görüşlerdeki konuşmaların mahremiyeti konusunda, mevzuatta görüşme sırasında konuşulanları duyabilecek mesafede bir infaz koruma memurunun bulunabileceği öngörülmüş olsa da; bu durum konuşmaların otomatik olarak bir teknik araç vasıtasıyla dinlenip sistematik bir şekilde kaydedilebileceği anlamına gelmemektedir. Devletin, cezaevinde güvenlik ve disiplini sağlama gibi meşru bir amacı olsa da, alınacak tedbirlerin kanuni sınırlarının net şekilde çizilmemiş olması, idareye keyfî hareket etme ve muhataplarını yetki aşımına karşı güvencesiz bırakma riski taşır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu değerlendirirken ilk olarak müdahalenin gerçekleştirildiği tarihteki hukuki durumu ve idarenin uygulamalarının kanuni dayanağının olup olmadığını ele almıştır. Her ne kadar 5275 sayılı Kanun'da daha sonradan mahpus mektuplarının sisteme kaydedilmesi ve imha edilmesine ilişkin yasal düzenlemeler yapılmış olsa da, başvurucuların şikâyete konu ettikleri tarih itibarıyla böyle bir kanuni dayanağın bulunmadığı tespit edilmiştir.

Olay tarihlerinde yürürlükte olan mevzuatta, mahpusların mektuplarının denetlenmesine yetki verilmiş olmasına rağmen bu mektupların sistematik olarak UYAP'a kaydedilmesi, bu kayıtların ne kadar süreyle muhafaza edileceği, kimlerin erişebileceği ve hangi şartlar altında imha edileceği konularında hiçbir sınırlandırma ve güvence mekanizması bulunmamaktaydı. Benzer şekilde, kapalı görüşlerde telefonla yapılan mahrem görüşmelerin teknik cihazlar aracılığıyla dinlenerek kayıt altına alınmasını öngören ve bu konuda kanunilik şartını karşılayan açık bir yasal hüküm de mevcut değildi.

Anayasa Mahkemesi, söz konusu uygulamaların idareye çok geniş ve sınırları belirsiz bir takdir yetkisi tanıdığını, mahpusları yetki aşımı ile keyfîliğe karşı koruyacak yeterli güvencelerin sunulmadığını vurgulamıştır. Kurumun disiplin ve güvenliğini sağlama şeklindeki meşru amaca ulaşmak için atılan adımların, yasal bir temelden yoksun şekilde gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Uygulamaların Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen kanunilik koşulunu dahi sağlayamamış olması sebebiyle, müdahalenin ölçülülüğü veya demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu gibi diğer aşamaların incelenmesine gerek duyulmamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kanuni dayanağı bulunmayan müdahaleler sebebiyle başvurucuların özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: