Karar Bülteni
AYM Rıza Aydemir BN. 2020/712
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/712 |
| Karar Tarihi | 17.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahkemeye erişim hakkı usuli retlerle kısıtlanamaz.
- OHAL komisyonuna gönderilmeyen dosyalar hak ihlalidir.
- Yargısal denetim imkânı keyfiliğe karşı temel güvencedir.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, olağanüstü hâl döneminde kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile tesis edilen ve doğrudan bireylerin hukuki statülerini etkileyen işlemlere karşı yargısal hak arama yollarının usuli gerekçelerle kapatılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Karar, askeri okulların kapatılması sonucu ataması yapılmayan adayların idari yargıda açtıkları iptal davalarının doğrudan "incelenmeksizin ret" kararıyla sonuçlandırılamayacağını, bu tür dosyaların yasal düzenlemeler uyarınca Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) sevk edilmesi gerektiğini hukuken sabitlemektedir. Bu yönüyle karar, mahkemeye erişim hakkının olağanüstü dönemlerde dahi çekirdek güvencelerinden arındırılamayacağı anlamına gelmektedir.
Emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından incelendiğinde bu içtihat, idare mahkemelerinin yetki ve görev değerlendirmesi yaparken şekilci ve katı yorumlardan kaçınması gerektiğine dair güçlü bir uyarı niteliğindedir. Benzer durumda olan ve doğrudan KHK işlemiyle mağduriyet yaşayıp açtıkları iptal davaları incelenmeksizin reddedilen çok sayıda kişi için yeniden yargılama yolunu açan bu karar, idari işlemlerin yargısal denetiminin sağlanmasının keyfiliğe karşı en temel teminat olduğunu vurgulamaktadır. Mahkemelerin, yetkisizlik yönünden dosyaları görevli OHAL komisyonuna göndermek yerine esasa girmeden davanın reddine karar vermesinin "öngörülemez" bir yaklaşım olduğu tespiti, bundan sonraki benzer davalarda mahkemelerin izlemesi gereken usulü net bir biçimde çizmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, olağanüstü hâl ilan edilmeden önce bir askerî okulda eğitim gören ve subay olarak atanmayı bekleyen bir subay adayıdır. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yayımlanan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi ile askerî okulların tamamen kapatılması neticesinde başvurucunun okulla ilişiği kesilmiş ve subaylığa ataması (nasbı) yapılmamıştır.
Bu gelişme üzerine başvurucu, atanmamasının ve okulla ilişiğinin kesilmesinin haksız olduğunu belirterek ilgili idari işlemin iptal edilmesi talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Ne var ki idare mahkemesi, başvurucunun dosyasını bu konularda karar vermek üzere kurulan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna yönlendirmek yerine, davayı usulden ve incelenmeksizin reddetmiştir. Başvurucu da mahkemenin bu kararının, derdini anlatma ve hakkını arama imkânını elinden aldığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan mahkemeye erişim hakkı üzerinde durmuştur. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilme ve uyuşmazlığın esası hakkında yetkili makamlardan etkili bir karar elde edebilme yetkisini içermektedir.
Olayın çözümünde merkeze alınan yasal düzenleme, olağanüstü hâl dönemindeki işlemleri incelemek üzere kurulan komisyonun görevlerini belirleyen 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun m. 2 hükmüdür. Bu Kanun ile doğrudan kanun hükmünde kararname (KHK) hükümleri ile tesis edilen ve kişilerin hukuki statülerini etkileyen işlemlere karşı komisyona başvuru yolu öngörülmüştür. İlgili kanun maddesi uyarınca, doğrudan KHK ile tesis edilen askerî okuldan ilişik kesilme ve atamanın yapılmaması gibi işlemler hakkında karar verme görevi açıkça OHAL Komisyonuna bırakılmıştır.
Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, daha önceki Ömer Faruk Bayar kararında belirlediği anayasal ilkeleri bu dosyada da temel kural olarak uygulamıştır. Buna göre yargı makamlarının, kişilerin hukuki statülerine doğrudan müdahale eden KHK işlemlerine karşı açılan davaları, incelenmeksizin ret kararı ile sonlandırmak yerine, başvurucuyu keyfiliğe karşı koruyacak usuli bir güvence sağlamak amacıyla anılan Kanun kapsamında görevli OHAL Komisyonuna yönlendirmeleri zorunludur. Mahkemelerin, kanunun verdiği bu yönlendirme yetkisini kullanmadan davayı esasa girmeksizin reddetmesi, uyuşmazlığın yargısal denetimini imkânsız hâle getirdiğinden anayasal temel hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumunu incelerken öncelikle müdahalenin doğrudan olağanüstü hâl döneminde çıkarılan bir kanun hükmünde kararnameye dayandığını ve başvurucunun askerî okuldan ilişiğinin kesilerek atamasının yapılmamasının bu KHK'nın doğrudan bir sonucu olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, idari davanın açıldığı dönemde yürürlükte olan 7075 sayılı Kanun m. 2 hükmünün, bu tür doğrudan tesir eden idari tasarruflara karşı OHAL Komisyonunu yetkili kıldığını vurgulamıştır.
Somut olayda Ankara 23. İdare Mahkemesi, başvurucunun açtığı iptal davasını incelerken, işlemin doğrudan bir KHK tasarrufu olduğu gerekçesiyle davayı incelenmeksizin reddetmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin bu tutumunu hukuki öngörülebilirlik ilkesiyle bağdaştırmamıştır. Zira yasal mevzuat, mahkemelere bu tür dosyaları keyfiliğe karşı anayasal bir güvence mekanizması olan OHAL Komisyonuna gönderme yetkisi ve sorumluluğu yüklemiştir. Dosyanın komisyona gönderilmemesi, başvurucunun hem idari aşamada derdini anlatmasını engellemiş hem de sonrasında doğabilecek yargısal denetim yolunu baştan kapatarak mahkemeye erişim hakkını tamamen işlevsiz hâle getirmiştir.
Ayrıca Yüksek Mahkeme, OHAL döneminde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 15 hükmü çerçevesinde de bir denetim yapmıştır. Bu denetim sonucunda, açılan davanın yasal güvenceler sağlayacak bir yorumla OHAL Komisyonuna gönderilmek yerine doğrudan ve incelenmeden reddedilmesinin, olağanüstü hâl durumunun gerektirdiği ölçüde bir sınırlama olmadığına ve başvurucuya orantısız bir külfet yüklediğine kanaat getirilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemeye gönderilmesi yönünde başvuruyu kabul etmiştir.