Karar Bülteni
AYM Ali Karakuş ve Diğerleri BN. 2019/4543
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2019/4543 |
| Karar Tarihi | 03.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahkemeye erişim hakkı keyfî olarak engellenemez.
- Olağanüstü hâl işlemleri yargı denetimi dışına çıkarılamaz.
- Yetkisizlik durumunda dosyalar ilgili komisyona gönderilmelidir.
- Bireysel başvuru öncesi olağan yollar tüketilmelidir.
Bu karar, olağanüstü hâl döneminde kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen işlemlere karşı yargı yoluna başvuru hakkının mutlak surette engellenemeyeceğini ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olup, idarenin eylem ve işlemlerine karşı bireylerin hak arama özgürlüğünün en büyük güvencesidir. Anayasa Mahkemesi bu kararında, idare mahkemelerinin uyuşmazlığa dair doğrudan incelemeksizin ret kararı vermek yerine, uyuşmazlığı çözmekle yetkili kılınan özel komisyonlara yönlendirme yapması gerektiğini vurgulamıştır. Böylece, kamu gücünün keyfî kullanımına karşı kişilere anayasal bir güvence sağlanmıştır.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, hukuki statüleri etkileyen işlemler nedeniyle mağduriyet yaşayan kişilerin hak arama yollarının katı usulü engellerle kapatılamayacağını kesinleştirmesidir. Yargı mercileri, OHAL tedbirlerine karşı açılan davalarda katı şekilcilikten kaçınmalı ve adalete erişimi fiilen imkânsız hâle getirmemelidir. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerine yönelik tazminat komisyonu yolunun tüketilmesi zorunluluğunun bu kararla bir kez daha hatırlatılması, bireysel başvuru öncesi ikincillik ilkesinin sıkı sıkıya uygulandığını göstermekte olup hukuki uyuşmazlıklarda takip edilecek usul sırası açısından yol gösterici bir kılavuz niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, askeri okullarda eğitim görerek astsubay ve subay adayı olarak temin sürecinde olan kişilerdir. Eğitimleri devam ederken, yaşanan olağanüstü hâl döneminde çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile bu kişilerin temin süreçleri iptal edilmiş ve atamaları yapılmamıştır. Atamalarının yapılmaması üzerine başvurucular, idareye karşı haklarını aramak amacıyla idari yargıda dava açmışlardır. Ancak idare mahkemeleri, bu davaları görevli ve yetkili merci olarak kurulan inceleme komisyonuna göndermek yerine, doğrudan incelemeksizin reddetme yoluna gitmiştir. Başvurucular, dosyalarının ilgili komisyona aktarılmaması ve davalarının usulden reddedilmesi sebebiyle adalete ulaşamadıklarını, seslerini duyurabilecekleri bir mahkeme bulamadıklarını iddia etmişlerdir. Temel talep, idarenin atama yapmama işleminin haksız olduğunun tespit edilmesi ve uyuşmazlığın esastan incelenerek mahkemeye erişim ve adil bir yargılanma hakkının kendilerine sağlanmasıdır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama hürriyetine odaklanmıştır. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, bu temel güvencenin en önemli unsurlarından biridir. Yargı mercilerinin, kanun yollarını uygularken aşırı şekilci davranarak davacıların hak aramalarını imkânsız hâle getirmesi, bu hakkın özüne dokunan bir ihlal oluşturur.
Olağanüstü hâl dönemlerinde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca durumun gerektirdiği ölçüde kısmen veya tamamen durdurulabilir. Ancak bu tedbirler, anayasal güvenceleri tamamen ortadan kaldıracak keyfî uygulamalara dönüşmemelidir. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kurulan OHAL Komisyonu, kanun hükmünde kararnameler ile doğrudan tesis edilen işlemlere karşı başvurulacak öncelikli hukuki yoldur.
Söz konusu komisyonun varlık amacı, yargı yoluna gitmeden önce idari uyuşmazlıkları incelemek ve hak ihlallerini tespit etmektir. 7075 sayılı Kanun m.2 kapsamında bu tür uyuşmazlıklar doğrudan komisyonun yetkisindedir. Mahkemelerin, kendilerine gelen bu tür davaları usulden reddetmek yerine ilgili merciye iletmesi adalete erişim için bir zorunluluktur. Diğer yandan, yargılamaların uzun sürmesi sebebiyle yapılan başvurularda, 6384 sayılı Kanun ile kurulan özel bir komisyona başvuru yolu mevcuttur. 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin şikâyetlerde Anayasa Mahkemesinden önce bu yolların tüketilmesi zorunlu tutulmuştur. Bu kural, bireysel başvurunun ikincillik niteliğinin temel bir yansımasıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların astsubay ve subay adayı olarak temin faaliyetlerinin bir olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi ile doğrudan iptal edildiğini tespit etmiştir. Başvurucuların atamalarının yapılmaması üzerine açtıkları davaların idare mahkemelerince esastan incelenmeksizin usulden reddedildiği görülmüştür. Yüksek Mahkeme, bu noktada emsal içtihatlarını hatırlatarak, doğrudan kanun hükmünde kararname ile tesis edilen ve gerçek kişilerin hukuki statülerini doğrudan etkileyen işlemlerin incelenmesinin kanun gereği Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonunun yetki alanına girdiğini vurgulamıştır.
Mahkemeye erişim hakkının özü, kişinin uyuşmazlığa konu olan iddiasını yetkili bir merci önüne taşıyabilmesi ve iddiaların esasına ilişkin bir karar elde edebilmesidir. Başvurucuların idari yargıda açtıkları davalarda, mahkemelerin keyfîliğe karşı anayasal güvence sağlayacak bir yorum geliştirerek dosyaları yetkili komisyona göndermesi gerekirken, doğrudan incelemeksizin ret kararı vermesi, başvurucuların hak arama yollarını tamamen kapatmıştır. Bu tür bir müdahalenin, olağanüstü hâl döneminin şartlarını düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesindeki durumun gerektirdiği ölçüde olma anayasal kriteriyle bağdaşmadığı açıkça ifade edilmiştir. İlgili komisyonun görev süresi sona ermiş olsa dahi, 7075 sayılı Kanun geçici m.5 uyarınca, mahkemelerce verilecek kararlar üzerine yapılması gereken iş ve işlemleri yürütecek devam niteliğindeki kurumlar yasal olarak belirlenmiştir. Bu nedenle idare mahkemelerinin tutumu sonucunda mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz ve hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi, başvurucuların yargılamanın makul sürede tamamlanmadığına ilişkin diğer şikâyetlerini de incelemiştir. Yapılan yasal değişikliklerle kurulan ve makul sürede yargılanma hakkı ihlallerini incelemekle görevlendirilen özel tazminat komisyonu başvuru yolunun henüz tüketilmediği anlaşılmıştır. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği, mevcut ve fiilen ulaşılabilir olan bu idari ve yargısal başvuru yolları tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan şikâyetlerin esastan incelenmesi kural olarak mümkün değildir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.