Anasayfa Karar Bülteni AYM | Serpil Öksüz | BN. 2022/35128

Karar Bülteni

AYM Serpil Öksüz BN. 2022/35128

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/35128
Karar Tarihi 02.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahkemeler iddiaları gerekçeli şekilde yanıtlamak zorundadır.
  • Esaslı itirazların kararda karşılanması anayasal zorunluluktur.
  • Uzman raporlarındaki nedensellik bağı incelenmelidir.
  • Gerekçesiz kararlar adil yargılanma hakkını ihlal eder.

Bu karar hukuken, mahkemelerin uyuşmazlığın sonucuna doğrudan etki edebilecek nitelikteki teknik ve bilimsel raporları göz ardı ederek hüküm kuramayacağı anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargılamanın taraflarınca sunulan ve davanın seyrini değiştirecek güçte olan iddiaların, derece mahkemeleri tarafından tatmin edici, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanmasının zorunlu olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Adli Tıp Kurumu gibi uzman kuruluşlardan alınan ve illiyet bağını ortaya koyan bir raporun karar gerekçesinde dışlanması, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmiştir.

Özellikle vazife malullüğü gibi kişinin görevi ile yaşadığı sağlık sorunu arasındaki nedensellik bağının hayati önem taşıdığı uyuşmazlıklarda, mahkemelerin sadece idarenin tespitlerine dayanarak veya olayın sadece bir yönünü öne çıkararak karar vermesi hukuken kabul edilemez. Mahkemeler, dışsal tetikleyici faktörleri de titizlikle incelemekle yükümlüdür.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Zira idari işlemlerin iptali davalarında, özellikle vazife malullüğü veya meslek hastalığı iddialarında, mağdurların veya yakınlarının sunduğu Adli Tıp Kurumu raporları mahkemeler için bağlayıcı yönleri olan güçlü delillerdir. Bu delillerin mahkeme kararlarında tartışılmadan reddedilmesi doğrudan hak ihlali sebebi sayılacaktır.

İdari yargı mercileri, bundan böyle önüne gelen dosyalarda uzman raporlarının aksi yönünde bir kanaate ulaşacaksa, bu kanaatin bilimsel ve hukuki dayanaklarını çok daha ikna edici bir biçimde gerekçelendirmek zorundadır. Uygulamada, vatandaşların hak arama süreçlerinde idari kurumların kalıplaşmış ret gerekçelerine karşı yargısal denetimin daha etkin, şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiği bu emsal karar ile güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İzmir'de başpolis olarak görev yapan başvurucunun eşi, bir iş yerine idari yaptırım kararı tebliğ etmeye gittiği sırada iş yeri sahiplerinin tehdit ve direnişiyle karşılaşmıştır. Çıkan bu tartışma ve mukavemetin hemen ardından rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan polis memuru, geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiştir. Başvurucu, eşinin görevi başında ve görevi nedeniyle vefat ettiğini belirterek kendisine vazife malullüğü kapsamında aylık bağlanmasını talep etmiştir.

Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, vefat eden polis memurunun kronik kalp rahatsızlığı, sigara kullanımı ve genetik faktörlerini gerekçe göstererek ölümün görevden kaynaklanmadığını ileri sürmüş ve talebi reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, idarenin bu ret işleminin haksız olduğunu belirterek iptal davası açmıştır. Başvurucu, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan ve olaydaki tartışmanın kalp krizini tetiklediğini belirten tıbbi raporun dikkate alınmasını, eşinin vazife malulü sayılarak kendisine yasal haklarının teslim edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın temelinde, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu m.45 kapsamında düzenlenen "vazife malullüğü" kurumu ile Anayasa m.36 ve Anayasa m.141 çerçevesinde güvence altına alınan "gerekçeli karar hakkı" bulunmaktadır.

Kamu görevlilerinin vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifelerinden doğan sebeplerle ortaya çıkan hastalık, sakatlık veya ölüm durumları, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu m.45 uyarınca vazife malullüğü olarak değerlendirilmektedir. İdarenin ve yargı mercilerinin bu noktada yapması gereken en temel hukuki değerlendirme, personelin yürüttüğü kamu görevi ile maruz kaldığı sağlık sorunu veya ölüm arasında bir "illiyet (nedensellik) bağı" bulunup bulunmadığının bilimsel deliller ışığında objektif olarak tespit edilmesidir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, Anayasa m.36 ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kişilerin davasının hakkaniyete uygun görülmesini ve yargılamanın denetlenmesini talep etme hakkını içerir. Bu hakkın en önemli bileşeni ise Anayasa m.141 hükmüyle anayasal bir zorunluluk hâline getirilen mahkeme kararlarının gerekçeli olması kuralıdır. Mahkemeler, yargılama boyunca davanın seyrini değiştirebilecek, esasa etkili nitelikteki tüm iddia, itiraz ve uzman raporlarını kararlarında tartışmak, bunlarla ulaştıkları hukuki sonuç arasında açık bir bağ kurmak zorundadır. Sadece idarenin tespitlerine dayanan, uyuşmazlığın maddi olgularına ilişkin lehe olan temel bilimsel raporları tamamen dışlayan veya hiç tartışmayan bir mahkeme kararı, gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz. Yargı mercileri, davanın sonucunu etkileyecek itirazları neden kabul etmediklerini kararlarında açıkça göstermekle yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun eşinin vefatıyla sonuçlanan olayda idari yargı mercilerinin yaklaşımını gerekçeli karar hakkı bağlamında titizlikle incelemiştir. Dosya kapsamındaki en kritik delil, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından hazırlanan uzman raporudur. Bu raporda, kronik kalp ve damar hastalığı bulunan müteveffa polis memurunun ölümüne neden olan kalp krizini, olay günü maruz kaldığı mukavemet ve stresin tetiklediği, dolayısıyla görev sırasında yaşanan olay ile ölüm arasında tıbben açık bir illiyet bağı bulunduğu somut bir biçimde tespit edilmiştir.

Ancak davanın görüldüğü İlk Derece Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu raporunun bu net tespitine karar özetinde yer vermesine rağmen, ölümün görevden kaynaklanmadığı yönündeki idari karara dayanarak davayı reddetmiştir. Mahkeme, müteveffanın sadece genetik faktörleri, sigara kullanımı ve mevcut bünyesel kalp rahatsızlığına odaklanmış; raporda açıkça vurgulanan "görevin getirdiği stresin ve yaşanan fiziksel arbedenin ölüm olayını tetiklediği" yönündeki bilimsel tespiti hiçbir şekilde değerlendirmemiş ve bu tespitin neden reddedildiğine dair en ufak bir karşı argüman veya hukuki değerlendirme sunmamıştır.

Aynı şekilde, istinaf kanun yolu incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi de başvurucunun bu kritik rapora dayalı iddialarını dikkate almamış, ilk derece mahkemesinin eksik gerekçesini giderecek herhangi bir ek değerlendirme yapmadan başvuruyu kesin olarak reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamlarının davanın sonucunu doğrudan değiştirecek güçte olan tıbbi nedensellik bağını göz ardı etmesini, davanın esasına yönelik temel bir iddianın cevapsız bırakılması olarak nitelendirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaları karşılamaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: