Karar Bülteni
AYM Sezgin Kaya BN. 2022/52046
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/52046 |
| Karar Tarihi | 02.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tanık dinletme hakkı adil yargılanmanın gereğidir.
- Sanık lehine olan tanıkların dinlenmesi talep edilebilir.
- Polis tutanakları tek başına mutlak delil sayılamaz.
- Savunmayı kısıtlayan durumlar telafi edici güvenceler gerektirir.
Bu karar, idari yaptırım kararlarına karşı yapılan itirazlarda kolluk görevlilerince tutulan tutanakların mutlak, tartışılamaz ve aksi hiçbir surette ispat edilemez nitelikte kesin belgeler olarak kabul edilemeyeceğini hukuken net ve tereddüde yer bırakmayacak bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişinin lehine olan, uyuşmazlığın esasını doğrudan ilgilendiren ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına çok büyük ölçüde katkı sağlayabilecek tanıkların dinlenmesi yönündeki haklı ve makul taleplerin mahkemelerce göz ardı edilmesinin, adil yargılanma hakkının ayrılmaz ve en temel bir parçası olan tanık dinletme hakkını ağır biçimde zedelediğine hükmetmiştir. Sadece kolluk tutanağına dayanılarak ve savunma tarafının gösterdiği lehe olan deliller toplanmadan verilen kararlar, yargılamanın tarafları arasındaki dengeyi bozarak silahların eşitliği ilkesini açıkça ihlal etmektedir.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve hukuki yansımaları bakımından bu karar, sulh ceza hâkimliklerinin idari para cezası itirazlarını incelerken sadece evrak üzerinden, şeklî bir inceleme ile ve doğrudan idarenin tutanaklarına mutlak bir üstünlük tanıyarak karar verme pratiğini radikal bir şekilde değiştirmesi açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, vatandaşın olay anına ilişkin savunma delillerinin veya doğrudan görgüye dayalı tanık dinletme taleplerinin salt tutanak aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir şeklindeki matbu bir gerekçeyle kolayca reddedilmesi durumu, bu spesifik ihlal kararıyla çok ciddi bir anayasal engele çarpmıştır. Artık derece mahkemeleri, idari yaptırımlara itiraz süreçlerinde kişinin masumiyetini destekleyen tanıkları dinlemek için mutlak surette makul bir çaba göstermek, yargılama sürecini şeffaflaştırmak ve resmî tutanakların doğruluğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde test edecek dengeleyici tüm hukuki güvenceleri eksiksiz sağlamak zorundadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Ordu ilinin Altınordu ilçesinde içki satışı da yapılan bir büfe işletmecisi olan başvurucu hakkında, saat 22.00'den sonra alkol satışı yasağını ihlal ettiği iddiasıyla polis memurları ve kolluk görevlilerince yüklü miktarda bir idari para cezası kesilmiştir. Olay gecesi düzenlenen polis tutanağında, yolda durdurulan iki şahsın ellerindeki poşette bulunan alkolü başvurucunun büfesinden satın aldıklarını beyan ettikleri iddia edilmiştir. Başvurucu ise, iş yerinden alkol satın aldıkları iddia edilen söz konusu kişilerin yasak saatten çok daha önce, saat 22.00'den evvel dükkana geldiklerini, sonrasında polislerin dükkanda gereksiz yere oyalandığını ve kesinlikle müşterilere yasak saat dilimi içinde herhangi bir satış yapılmadığını belirterek kesilen idari para cezasına şiddetle itiraz etmiştir. Başvurucu, uyuşmazlığın çözümü ve maddi gerçeğin ortaya çıkması için polis tutanağında adı geçen iki müşterinin sulh ceza hâkimliği tarafından duruşmada tanık olarak bizzat dinlenmesini talep etmiştir. Ancak ilgili hâkimlik, başvurucunun bu kritik tanık dinletme talebini hiçbir şekilde dikkate almayıp sadece polis tutanağına üstünlük tanıyarak itirazı reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, savunma hakkının ağır şekilde kısıtlandığını ve adil yargılanmadığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu somut uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın zımni, ancak çok temel bir unsuru olan tanık dinletme hakkı çerçevesinde son derece önemli değerlendirmeler yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 uyarınca herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına tam manasıyla sahip olduğu güvence altına alınmıştır. Her ne kadar bu maddede tanık dinletme hakkından açıkça söz edilmese de bu spesifik hak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi ile de tamamen uyumlu olarak adil yargılanma hakkının ayrılmaz, elzem bir parçasıdır.
Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış yerleşik içtihat prensiplerine göre, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla birebir aynı şartlar altında mahkemeye davet edilmelerinin ve duruşma sırasında dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı, yargılamada silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir gereğidir. Elbette ki bir ceza veya kabahat yargılamasında sanığın lehine olan bütün tanıkların sınırsızca çağrılma zorunluluğu olmasa da, sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi durumunda, bu tanıkların beyanlarının gerçeğin ortaya çıkması için neden gerekli olduğunu makul bir şekilde açıklaması hâlinde mahkemelerin bu usuli talebi ciddiyetle ele alması şarttır.
Bunun yanı sıra, mahkemenin tanık dinlememe veya tanık çağırmama yönündeki tutumunun mutlaka hukuken geçerli bir nedene dayanması gerekmektedir. Şayet mahkeme sanığın sorgulama imkânı bulamadığı ifadelere veya sadece idarenin tek taraflı düzenlediği resmî tutanaklara dayanarak bir mahkûmiyet veya ceza kararı veriyorsa, savunma tarafının bu süreçte maruz kaldığı bu ciddi zorluğu telafi edecek yeterli düzeyde karşı dengeleyici usuli güvencelerin sağlanmış olması elzemdir. Kolluk tutanaklarının tek veya belirleyici ana delil olduğu durumlarda, sanığın tanık dinletme yönündeki haklı talebinin gerekçesiz biçimde reddedilmesi, adil yargılanma hakkını derinden zedeleyen temel bir hukuk ihlali olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuya kesilen ve itiraz konusu yapılan idari para cezasının bütünüyle ve sadece kolluk görevlilerince olay günü tutulan tutanağa dayandığını açıkça tespitilmiştir. Başvurucu yargılama sürecinde, iş yerinde yasak saatler içinde kesinlikle içki satışı yapılmadığını ısrarla dile getirmiş ve içkiyi dükkanından aldıkları iddia olunan müşterilerin duruşma esnasında tanık olarak dinlenmesini net bir şekilde talep etmiştir. Ancak davaya bakan sulh ceza hâkimliği tarafından, söz konusu tanıkların duruşmada dinlenmesi yönünde hiçbir hukuki işlem yapılmamış ve bu yönde makul bir çaba dahi sergilenmemiştir. İtiraz merci konumunda olan bir üst hâkimlik de başvurucunun bu yöndeki ısrarlı ve esasa etkili taleplerini tamamen cevapsız bırakmıştır.
Yüksek Mahkeme, idari para cezasının iptali başvurusunun reddi kararında yalnızca kolluk görevlilerinin tek taraflı tutanağına dayanılması karşısında, savunma tarafının karşılaştığı bu ağır zorlukları telafi edecek dengeleyici hiçbir yargısal güvencenin başvurucuya sağlanmadığına bilhassa dikkat çekmiştir. Hâkimliğin gerekçeli kararında polis tutanağını destekleyecek, teyit edecek veya doğrulayacak başka hiçbir somut delile atıf yapılmamıştır. Yargılama süreci detaylı bir idari veya adli incelemeye tabi tutulmadığı gibi, idarece düzenlenen tutanağın güvenilirliğini ve doğruluğunu objektif kriterlerle sınayacak bir usul de kesinlikle izlenmemiştir.
Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemenin nihai kararına yegâne gerekçe olarak yalnızca polis tutanağını almasının ve başvurucunun bu idari olguların aksini ispat etmek için özel olarak sunduğu tanıkları dinlememesinin, başvurucuyu yaptırım uygulayan güçlü idare karşısında son derece dezavantajlı bir duruma düşürdüğünü kesin bir dille tespit etmiştir. Tanık dinletme talebinin reddine yönelik mahkemece hukuken geçerli hiçbir neden sunulmamış olması, yargılamanın bütününe onarılamaz bir zarar vermiş ve adaletin adil bir şekilde tesisini engellemiştir. İdarenin tek taraflı tutanağının, karşı tarafın delillerinin toplanmasına dahi en ufak bir gerek görülmeden mutlak doğru olarak kabul edilmesi, yargılamanın temel direği olan silahların eşitliği ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme hakkının ihlal edildiğine ve tespit edilen bu ihlalin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Ordu 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.