Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Kerem Yılmaz Kararı 2019/24244 B.

Anayasa Mahkemesi Kerem Yılmaz Kararı 2019/24244 B.

Bu karar, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının kapsamını ve sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin önüne getirilen uyuşmazlıklarda, taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olan esaslı iddiaların mutlaka mahkeme kararlarında tartışılması ve makul bir gerekçeyle karşılanması gerektiğini kuvvetle vurgulamaktadır. Özellikle aynı hukuki veya maddi vakıalara dayanan davalarda, farklı yargı mercilerinin veya aynı mahkemenin farklı dairelerinin çelişkili kararlar vermesi durumunda, bu farklılığın nedenlerinin gerekçeli kararda şüpheye yer bırakmayacak biçimde açıklanması hukuki bir zorunluluktur. Vatandaşların mahkeme kararlarını benimseyebilmesi ve hukuka saygı duyabilmesi için bu kararların mantıksal dayanaklarını görebilmeleri şarttır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2019/24244
Karar Tarihi 27.11.2024
Taraf Kerem Yılmaz
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Mahkemeler iddiaları gerekçeli olarak yanıtlamak zorundadır.
  • gavel Çelişkili kararlar verilmesinden özenle kaçınılmalıdır.
  • gavel Emsal kararlardan ayrılma durumu kesinlikle gerekçelendirilmelidir.
  • gavel Hukuki güvenilirlik için gerekçe hayati öneme sahiptir.

Bu karar, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının kapsamını ve sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin önüne getirilen uyuşmazlıklarda, taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olan esaslı iddiaların mutlaka mahkeme kararlarında tartışılması ve makul bir gerekçeyle karşılanması gerektiğini kuvvetle vurgulamaktadır. Özellikle aynı hukuki veya maddi vakıalara dayanan davalarda, farklı yargı mercilerinin veya aynı mahkemenin farklı dairelerinin çelişkili kararlar vermesi durumunda, bu farklılığın nedenlerinin gerekçeli kararda şüpheye yer bırakmayacak biçimde açıklanması hukuki bir zorunluluktur. Vatandaşların mahkeme kararlarını benimseyebilmesi ve hukuka saygı duyabilmesi için bu kararların mantıksal dayanaklarını görebilmeleri şarttır.

Benzer davalarda emsal niteliği taşıyan bu karar, özellikle idari yargılamada istinaf mahkemelerinin çelişkili içtihatlar oluşturmasının önüne geçilmesi açısından büyük bir önem arz etmektedir. Karar, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, mahkemelerin aynı maddi vakıalara ilişkin farklı sonuçlara ulaşması hâlinde bu durumun izah edilmemesinin doğrudan hak ihlali doğuracağını kesin biçimde netleştirmiştir. Uygulamada, vatandaşların hukuka ve yargıya olan güveninin sarsılmaması adına, mahkemelerin emsal teşkil eden diğer yargı kararlarını görmezden gelemeyeceği bir kez daha tescillenmiştir. Hâkimler, farklı bir sonuca ulaştıklarında bunun hukuki ve mantıksal dayanaklarını tatmin edici şekilde açıklamakla yükümlüdür.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Avanos Gençlik ve Spor İlçe Müdürü olarak görev yapmaktayken ilgili kanun değişikliği uyarınca araştırmacı kadrosuna atanmıştır. Daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir iptal kararı idarece gerekçe gösterilerek, başvurucunun almakta olduğu maaş, zam ve tazminat oranları düşürülmüş, kendisine mevcut durumundan daha düşük olan araştırmacı kadrosunun mali hakları ödenmeye başlanmıştır. Başvurucu, maaşında meydana gelen bu ciddi düşüşün hukuka aykırı olduğunu belirterek eksik ödenen maaş farklarının yasal faiziyle ödenmesi talebiyle idareye başvurmuştur. İdare tarafından bu talebin zımnen reddedilmesi üzerine de idare mahkemesinde işlemin iptali ve tam yargı davası açmıştır. İlk derece mahkemesince davanın reddedilmesinin ardından başvurucu, kendisiyle aynı durumda olan ve tamamen aynı maddi vakıaya dayanan diğer kişilerin açtığı davaların bölge idare mahkemesinde kabul edildiğine dair emsal kararları dosyaya sunarak istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf mahkemesinin sunulan bu çok sayıdaki emsal kararı değerlendirmeden ve çelişkiye dair herhangi bir gerekçe göstermeden başvurucunun talebini reddetmesi üzerine uyuşmazlık Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı temel olarak Anayasa m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı çerçevesinde ele alarak incelemiştir. Ayrıca Anayasa m. 141 hükmünde yer alan "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklindeki amir anayasal kural, bu incelemenin temel hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, mahkemelerin kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı yanıt verilmesi anlamına gelmese de, davanın esas sorunlarının titizlikle incelendiğinin karardan anlaşılmasını zorunlu kılar. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce yeterli bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekmektedir. Esasa etkili bu tarz iddiaların cevapsız bırakılması adil yargılanma hakkının ağır bir ihlaline yol açmaktadır.

Hukuk devleti ilkesi bağlamında, yargı organlarının aynı maddi veya hukuki olgularla ilgili olarak çelişkili kararlar vermekten mümkün olduğunca kaçınması beklenir. Aynı maddi vakıalarla ilgili olarak bir yargı mercii tarafından bir kimse lehine karar verildiği ancak diğer bir yargı merciinin aynı olgu hakkında farklı bir sonuca ulaştığı durumlarda bunun gerekçesi açıkça ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtilmelidir. Yargı merciinin bu gibi durumlarda oluşan çelişkiyi açıklama ve gerekçe gösterme yükümlülüğü, kişilerin hukuka ve adalet sistemine olan inançlarının sarsılmaması için hayati öneme sahiptir. Bu temel kurallar çerçevesinde, esasa etkili emsal yargı kararlarının göz ardı edilmesi, gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak doktrinde ve içtihatlarda kabul görmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun spor ilçe müdürü olarak görev yapmaktayken araştırmacı kadrosuna atanması ve sonrasında yaşanan idari ve hukuki süreci detaylı biçimde incelemiştir. Başvurucunun maaşındaki düşüşün, Anayasa Mahkemesinin önceki bir iptal kararının idarece aleyhe yorumlanmasından kaynaklandığı ve bu durumun başvurucuyu spor ilçe müdürü kadrosunun haklı özlük haklarından mahrum bıraktığı saptanmıştır.

Yargılama sürecinde başvurucu, istinaf dilekçesinde kendisi ile tamamen aynı durumda bulunan kişilerin açtığı davaların bölge idare mahkemesi tarafından lehlerine sonuçlandığını açıkça belirtmiş ve bu durumu ispatlayan çok sayıda kesinleşmiş yargı kararını mahkeme dosyasına sunmuştur. Nitekim Anayasa Mahkemesine sunulan belgelerden, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin aynı maddi vakıaya dayalı yargılamalarda diğer ilgililer lehine defalarca istikrarlı kararlar verdiği açıkça görülmektedir. Ancak başvurucunun istinaf başvurusu, farklı bir daire olan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesince incelenmiş ve tamamen aleyhine sonuçlanmıştır.

Bölge İdare Mahkemesi, başvurucu tarafından ısrarla ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikte olan aynı maddi vakıadan kaynaklanan davaların ilgililer lehine sonuçlandığı hususundaki iddiaları ve sunulan emsal kararları kararında hiçbir şekilde tartışmamış, bu hususta lehe veya aleyhe herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. Diğer dairenin verdiği kararlarla neden taban tabana zıt ve çelişen bir sonuca ulaşıldığına dair mahkeme kararında hiçbir tatmin edici hukuki gerekçe ortaya konulmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, davanın sonucunu değiştirebilecek bu denli önemli ve esaslı bir itirazın istinaf mercii tarafından tamamen cevapsız bırakılmasını adil yargılanma hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. Çelişkili kararların gerekçelendirilmemesinin hukuk devleti ilkesini derinden zedelediği ve bireylerin yargıya olan güvenini sarstığı tespit edilmiştir. Yargılamanın bu hâliyle, tarafların iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmelerine imkân sağlayan gerekçeli karar hakkı standartlarını kesinlikle karşılamadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Benimle aynı durumda olan biri davayı kazandı ama ben kaybettim, bu normal mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, aynı maddi vakıalara dayanan davalarda yargı mercilerinin çelişkili kararlar vermekten kaçınması esastır. Eğer bir mahkeme, sizinle tamamen aynı durumda olan ve lehe sonuçlanmış emsal kararları dikkate almadan aleyhinize karar veriyorsa, bu farklılığın nedenini kararında açıkça ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Aksi takdirde, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaki adil yargılanma hakkınız ihlal edilmiş olur.
İstinaf mahkemesi sunduğum emsal kararlara hiç değinmeden davamı reddedebilir mi? expand_more
Hayır, reddedemez. Yargılama sırasında davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikte olan ve tarafınızca somut olarak dosyaya sunulan emsal kararların mahkemelerce makul bir gerekçeyle karşılanması hukuki bir zorunluluktur. İstinaf merciinin, diğer dairelerin verdiği lehe kararlarla neden taban tabana zıt bir sonuca ulaştığını açıklamadan bu itirazları tamamen cevapsız bırakması, gerekçeli karar hakkının açık bir ihlalidir.
Farklı mahkemelerin aynı konudaki taban tabana zıt kararları hak ihlali sayılır mı? expand_more
Evet, bu durum adil yargılanma hakkı kapsamında ihlal teşkil edebilir. Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin aynı maddi vakıalara ilişkin farklı sonuçlara ulaşması hâlinde bu farklılığın nedenlerinin izah edilmemesinin doğrudan hak ihlali doğurduğunu netleştirmiştir. Çelişkili kararların gerekçelendirilmeden verilmesi, hukuk devleti ilkesini derinden zedelediği gibi bireylerin yargıya ve adalete olan güvenini de sarsmaktadır.
Hakimin davanın sonucunu değiştirecek savunmalarımı dikkate almaması hukuka aykırı mı? expand_more
Kesinlikle hukuka aykırıdır. Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarını gerekçeli olarak yazması emredici bir anayasal kuraldır. Muhakeme sürecinde açıkça öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek esasa etkili iddiaların cevapsız bırakılması veya görmezden gelinmesi, adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkının ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir