Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2019/6388 E. | 2019/19765 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2019/6388 E. 2019/19765 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2019/6388
Karar No 2019/19765
Karar Tarihi 13.11.2019
Dava Türü Alacak ve Tazminat
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Maddi hata iddialarını Yargıtay daireleri karara bağlar.
  • Mahkeme maddi hata başvurusunu Yargıtay'a göndermelidir.
  • İş güvencesi kapsamı kötüniyet tazminatında belirleyicidir.
  • Kötüniyet tazminatı taleplerinde sendikal nedenler irdelenmelidir.
  • Hüküm fıkrasındaki hesap hataları bozma sebebidir.

Bu karar, Yargıtay ilamlarına karşı ileri sürülen maddi hata iddialarının hangi merci tarafından değerlendirileceğine dair usul hukukunun temel prensiplerinden birini netleştirmesi bakımından hukuken büyük ve kalıcı bir önem taşımaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tarafların Yargıtay kararlarına yönelik maddi hata başvurularında veya karar düzeltme taleplerinde yerel mahkemelerin herhangi bir hukuki değerlendirme yapmadan dosyayı derhal işlemi gerçekleştiren ilgili Yargıtay dairesine göndermesi gerektiğini tereddüde mahal vermeyecek şekilde açıkça vurgulamıştır. Yerel mahkemenin bu temel usul kuralına uymayarak kendiliğinden karar vermesi durumunda, bu kararın temyize tabi geçerli bir hüküm doğurmayacağı ve taraflar açısından herhangi bir sonuç yaratmayacağı kesin olarak hüküm altına alınmıştır.

Öte yandan karar, esasa ilişkin olarak kötüniyet tazminatı taleplerinin değerlendirilmesinde mahkemelere ve hukuk profesyonellerine çok önemli bir yol haritası sunmaktadır. İşçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığının titizlikle saptanması gerektiği, özellikle sendika gibi kurumsal işyerlerinde yönetim değişikliklerinin ardından yaşanan toplu işten çıkarmalarda işverenin fesih saikinin derinlemesine incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir. İşverenin mali durumu ile aylık geliri ve işçilik giderleri arasındaki oranın, feshin kötüniyetli olup olmadığını belirlemede kıstas alınması gerektiği belirtilmiştir. Benzer davalardaki emsal etkisi düşünüldüğünde, bu karar hem usulü işlemlerin ve kanun yollarının doğru yürütülmesi hem de kötüniyet tazminatı iddialarında eksik inceleme yapılamayacağı hususunda yerel mahkemeler ve uygulayıcılar için güçlü ve bağlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Mahkemelerin hüküm fıkralarında yaptığı rakamsal hesap hatalarının da doğrudan bozma sebebi olduğu bir kez daha güçlü bir biçimde içtihat edilmiş olup, yargılama pratiğinde dikkat edilmesi gereken hassas noktalar aydınlatılarak hukuki güvenlik ilkesi pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, davacı bir işçinin, işveren sendikaya karşı açtığı işçilik alacakları davasında yaşanan karmaşık hukuki ve usulü itirazlardan kaynaklanmaktadır. Davacı işçi, iş sözleşmesinin işveren sendika tarafından herhangi bir geçerli sebep olmaksızın haksız ve kötüniyetli olarak feshedildiğini, çalışma süresi boyunca hak kazandığı hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek dava açmış ve bu işçilik alacaklarının işverenden tahsilini talep etmiştir.

Yargılama sürecinde yerel mahkemece verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş, ancak davacı taraf bu bozma gerekçesinin, aynı işverene karşı açılan benzer nitelikteki diğer davalarla karıştırılarak maddi hata sonucu yanlış yazıldığını iddia etmiştir. Aynı zamanda yerel mahkemenin hüküm kısmında alacak miktarlarını da hatalı rakamlarla hesapladığı belirtilmiştir. Uyuşmazlık temel olarak, Yargıtay'ın verdiği ilk bozma kararında gerçekten bir maddi hata olup olmadığı, yerel mahkemenin maddi hata başvurusunu bizzat karara bağlama yetkisinin bulunup bulunmadığı ve işçinin talep ettiği kötüniyet tazminatı ile diğer tatil alacaklarının doğru şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı noktalarında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay incelemesi sırasında uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınan temel hukuki kurallar, usul hukuku prensipleri ve iş hukuku mevzuatının emredici hükümlerinden oluşmaktadır. İlk olarak usul hukuku bakımından, bir Yargıtay ilamına karşı taraflarca karar düzeltme veya maddi hata başvurusunda bulunulması halinde, yerel mahkemelerin bu başvuruları esastan inceleme ve karara bağlama yetkisi kesinlikle bulunmamaktadır. Mahkemelerin bu gibi durumlarda yapması gereken tek hukuki işlem, hiçbir hukuki değerlendirmeye girmeksizin ve temyize tabi yeni bir karar oluşturmaksızın dosyayı doğrudan doğruya işlemi tesis eden ilgili Yargıtay dairesine intikal ettirmektir. Yerel mahkemece bu katı usul kuralına aykırı olarak verilen kararlar adeta yok hükmünde sayılmakta ve usulen temyize tabi geçerli bir mahkeme kararı niteliği taşımamaktadır.

İş hukuku bağlamında ise kötüniyet tazminatı taleplerinin yasal düzlemde değerlendirilmesinde 4857 sayılı İş Kanunu m. 17 kapsamında işçinin iş güvencesi hükümlerine tabi olup olmadığı hususu büyük bir önem taşımaktadır. İş güvencesi kapsamında olmayan ve işe iade davası açma hakkı bulunmayan işçiler yönünden, feshin kötüniyetli yapılıp yapılmadığının tespiti için işverenin fesih saiki ve arka plandaki niyetleri detaylıca incelenmelidir. Özellikle sendika gibi sivil toplum kuruluşlarında yaşanan yönetim değişiklikleri sonrası önceki yönetim döneminde işe alınan işçilerin kasıtlı olarak topluca işten çıkarılması, yerlerine hemen yeni işçiler alınması ve işverenin mali durumu ile aylık geliri ve işçilik giderleri arasındaki oranlar, feshin dürüstlük kuralına aykırı ve kötüniyetli olup olmadığını belirleyen en temel yasal ölçütlerdir.

Ayrıca yargılamada mahkemece hüküm fıkrasının oluşturulmasına ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 ilkeleri gereğince, hükmedilen alacak miktarlarının taraflar açısından açık, şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılır ve hatasız olması gerekmektedir. Mahkemelerce yapılan bariz hesap veya yazım hataları, kararın infaz kabiliyetini ortadan kaldırdığından doğrudan doğruya bozmasına yol açan usulü eksiklikler olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosya üzerinde yaptığı detaylı incelemede hem davalı işverenin hem de davacı işçinin taleplerini ayrı ayrı ve titizlikle değerlendirmiştir. Davalı talebi yönünden yapılan incelemede, Bakırköy 8. İş Mahkemesi'nin tarafların maddi hata başvurusunu bizzat hukuki bir değerlendirmeye tabi tutarak esastan karara bağlamasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu saptanmıştır. Yargıtay ilamlarına karşı yapılan maddi hata başvurularında yerel mahkemenin dosyayı hiçbir işlem yapmadan doğrudan Yargıtay'a göndermesi gerektiği, yerel mahkemenin verdiği bu kararın hukuki sonuç doğurmasının beklenemeyeceği ve ortada temyize tabi geçerli bir mahkeme kararı bulunmadığı tespitiyle davalının temyiz talebi reddedilmiştir.

Davacı işçinin maddi hata iddiasına yönelik yapılan incelemede ise, aynı işverene karşı aynı türden taleplerle açılan çok sayıdaki seri dava dosyası nedeniyle bir karışıklık yaşandığı ve Yargıtay'ın Dairece verilen önceki bozma kararının gerekçesinin maddi hata sonucu yanlış yazıldığı kabul edilmiştir. Bu haklı tespit üzerine Dairenin önceki bozma kararı ortadan kaldırılarak dosya esastan yeniden incelenmiştir.

Esasa yönelik yapılan yeni incelemede, yerel mahkemenin eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verdiği tespit edilmiştir. Mahkemenin, evleviyetle davacının iş güvencesine tabi olup olmadığını tereddüde mahal bırakmayacak netlikte belirlemesi gerektiği ifade edilmiştir. Eğer davacı iş güvencesine tabi değilse, işverenin (davalı sendikanın) yönetim değişikliği sonrası önceki yönetim döneminde işe alınan işçileri sırf bu nedenle işten çıkarıp yerlerine yenilerini alıp almadığı ve sendikanın mali durumu ile işçilik giderleri göz önünde bulundurularak işten çıkarmanın zorunlu olup olmadığı araştırılmadan kötüniyet tazminatının doğrudan reddedilmesi isabetsiz bulunmuştur. Son olarak, mahkemenin hüküm fıkrasında hafta tatili alacağını 44,55 TL yerine 1.360,21 TL, bayram ve genel tatil ücretini ise 37,32 TL yerine 237,32 TL olarak yazmasının açık bir hesap ve yazım hatası olduğu belirtilmiş ve bu durumun da kararın bozulmasını gerektirdiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik incelemeye dayalı olarak kötüniyet tazminatının reddedilmesi ve hüküm fıkrasında bariz hesap hataları bulunması yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: