Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Fevzi Kayacan | BN. 2020/33647

Karar Bülteni

AYM Fevzi Kayacan BN. 2020/33647

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/33647
Karar Tarihi 16.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kötü muamele şikayetleri titizlikle incelenmelidir.
  • Mahpuslara asgari kişisel alan sağlanmalıdır.
  • Olumsuz tutulma koşulları tazminat gerektirebilir.
  • İdari mahkemeler delilleri özenle araştırmalıdır.

Anayasa Mahkemesi bu kararında, ceza infaz kurumlarındaki olumsuz tutulma koşullarına ilişkin açılan tam yargı davalarında derece mahkemelerine düşen usul yükümlülüklerinin sınırlarını kesin bir biçimde çizmiştir. İdare mahkemelerinin, hapishanelerdeki aşırı kalabalıklaşma veya yetersiz fiziki şartlara dair şikayetleri incelerken, yalnızca idarenin genel savunmalarıyla veya "hizmet kusuru yoktur" diyerek davayı reddetmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Mahkemeler, asgari yaşam standartlarının ve üç metrekarelik kişisel alan kuralının somut olayda sağlanıp sağlanmadığını özenle araştırmalıdır. Aksi hâlde, kötü muamele yasağının usul boyutu ihlal edilmiş sayılacaktır.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, cezaevi koşullarından mağdur olduğunu iddia eden mahpuslar için açılacak tazminat davalarında önemli bir güvence sağlamaktadır. İdari yargı mercileri artık bu tür davalarda iddiaların doğruluğunu tespit etmek amacıyla cezaevlerinden detaylı kroki, kapasite bilgisi ve yoklama kayıtlarını talep etmek zorundadır. Davacı asgari düzeyde delil sunduktan sonra, iddiaların aksini ispatlama yükümlülüğü tamamen devlete geçmektedir. Karar, idarenin mahpuslara karşı pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin ciddi bir yargısal denetime tabi tutulmasını zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Fevzi Kayacan, tutuklu bulunduğu süre zarfında duruşmalara katılmak için geçici olarak sevk edildiği Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki tutulma koşulları nedeniyle Adalet Bakanlığına karşı tam yargı davası açmıştır. Başvurucu; havalandırması olmayan, sürekli ışık yanan, dar ve basık hücrelerde kaldığını, daha sonra aşırı kalabalık bir koğuşa geçirilerek dönüşümlü olarak yerde yattığını ve hijyenik olmayan ortamlarda barındırıldığını iddia etmiştir. Ayrıca avukat görüşmelerinin kaydedilmesi, bileğine mühür vurulması ve zorla saç tıraşı yapılması gibi onur kırıcı uygulamalara maruz kaldığını belirterek, yaşadığı bu süreçten doğan manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesinin bu tazminat taleplerini reddetmesi üzerine, başvurucu konuyu Anayasa Mahkemesine taşımıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 kapsamında güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile kötü muamele yasağını temel almıştır. Anayasa'nın bu maddesine göre kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Kötü muamele yasağı, savaş ve olağanüstü hâllerde dahi hiçbir şekilde askıya alınamayan mutlak bir haktır.

Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre, ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşulları insan onuruna yaraşır düzeyde olmalıdır. Tutuklu ve hükümlüler, özgürlükten mahrum kalmanın doğasında var olan kaçınılmaz acı seviyesinden daha fazla bir eziyete maruz bırakılamaz. Çok kişili koğuşlarda bir kişi için ayrılan yüzey alanı en az 3 metrekare olmalıdır. Bu alanın hesaplanmasında banyo ve tuvalet gibi sıhhi tesisler ile havalandırma alanları hesaba katılmaz. Kişisel alanın 3 metrekarenin altına düştüğü durumlarda, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair doğrudan güçlü bir karine oluşur.

Bunun yanı sıra, olumsuz tutulma koşulları nedeniyle açılan tam yargı davalarında mahkemelerin uyuşmazlığı etkili ve titiz bir biçimde inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. İdari yargı mercileri, sadece idarenin bir kastı veya kusuru olup olmadığına bakmakla yetinemez; aynı zamanda Anayasa m. 17 çerçevesinde belirlenen asgari standartların fiilen sağlanıp sağlanmadığını da detaylıca araştırmalıdır. Mahpusların temel iddialarını sunmasının ardından ispat yükü davalı kamu makamlarına geçmektedir. Sırf kapasite artışı veya olağanüstü dönemler gerekçe gösterilerek mahpusların asgari yaşam standartlarından mahrum bırakılması ve bunun yargısal denetiminin yüzeysel yapılması hukuken kabul edilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun idare mahkemesi nezdinde açtığı tam yargı davasında dile getirdiği iddiaların mahkemelerce nasıl ele alındığını detaylı bir şekilde incelemiştir. Başvurucu, Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda misafir tutuklu olarak bulunduğu dönemde aşırı kalabalık koğuşlarda dönüşümlü yatmak zorunda bırakıldığını, asgari kişisel alanın kendisine sağlanmadığını, hijyenik olmayan koşullarda barındırıldığını ve çeşitli insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalara maruz kaldığını ileri sürmüştür. Ancak davaya bakan Konya 1. İdare Mahkemesi, bu şikayetleri esastan incelerken gerekli özeni göstermemiş ve iddiaların doğruluğunu teyit edecek delil toplama işlemlerini gerçekleştirmemiştir.

Derece mahkemesi, ceza infaz kurumlarındaki yoğunluğun darbe girişimi sonrası ortaya çıkan olağanüstü koşullardan kaynaklandığını belirterek, bu durumun doğrudan idareye kusur atfedilmesini gerektirmediği gibi genelgeçer bir gerekçeye dayanmıştır. Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin sadece idarenin savunmasıyla yetindiğini ve tutulma koşullarını yüksek mahkemenin daha önceki içtihatlarında belirlediği asgari standartlar (özellikle kişi başı 3 metrekarelik kişisel alan zorunluluğu) ışığında değerlendirmediğini tespit etmiştir.

Olumsuz tutulma koşulları sebebiyle açılan bir tazminat davasının etkili olabilmesi için, mahkemelerin infaz koruma memurlarının veya idarenin doğrudan bir kastı olmasa bile bu koşulların kendi başına kötü muamele teşkil edip etmediğini ve başvurucuyu manevi zarara uğratıp uğratmadığını derinlemesine araştırması şarttır. Somut olayda yargı mercilerinin bu derinlikte bir inceleme yapmaması ve meseleyi yüzeysel bir yaklaşımla reddetmesi, kötü muamele iddialarının aydınlatılması ve giderilmesi bakımından devletin sahip olduğu usul yükümlülüklerine açıkça aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: