Anasayfa Karar Bülteni AYM | İbrahim Yılmaz vd. | BN. 2021/7551

Karar Bülteni

AYM İbrahim Yılmaz vd. BN. 2021/7551

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/7551
Karar Tarihi 03.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kötü muamele iddialarında etkili ceza soruşturması yürütülmelidir.
  • Soruşturmada tüm deliller ivedilikle ve özenle toplanmalıdır.
  • Hıfzıssıhha kurullarının gösteri yürüyüşlerini erteleme yetkisi yoktur.
  • Sendika hakkına müdahale kanunilik ölçütünü sağlamalıdır.

Bu karar, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yönelik kolluk müdahalelerinde ortaya çıkan yaralanmalar karşısında devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü ve sendikal faaliyetlerin sınırlandırılmasındaki kanunilik şartını anayasal düzlemde ele alan son derece önemli bir içtihattır. Anayasa Mahkemesi, somut olayda kolluğun zor kullandığı belgelerle kabul edilmesine rağmen savcılık tarafından kamera ve sağlık kayıtları gibi delillerin toplanmadan doğrudan takipsizlik kararı verilmesini, kötü muamele yasağının usul boyutunun açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu durum, kamu görevlilerinin eylemlerine yönelik ceza soruşturmalarında sadece idari makamların beyanlarıyla yetinilemeyeceğini, olayın tüm boyutlarıyla ivedilikle aydınlatılması gerektiğini göstermektedir.

Kararın diğer kritik yönü ise pandemi gibi olağanüstü yönetim gerektiren dönemlerde dahi temel hak ve özgürlüklerin yalnızca kanunla sınırlanabileceği ilkesinin altını çizmesidir. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun genelgesine dayanılarak sendikal bir basın açıklamasının engellenmesi, yasada buna izin veren bir düzenleme bulunmadığı için hukuka aykırı bulunmuştur. Emsal teşkil eden bu karar, kamu sağlığı gerekçesiyle dahi olsa idarenin kanunun açıkça vermediği bir yetkiyi temel hakları kısıtlamak amacıyla kullanamayacağını kesin bir dille ortaya koyarak hukuk devleti ilkesini güçlendirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Karaman'ın Ermenek ilçesinde faaliyet gösteren bir maden ocağında çalışan işçiler ve üyesi oldukları Bağımsız Maden İşçileri Sendikası temsilcileri, uzun süredir ödenmeyen maaşlarını ve alınmayan iş güvenliği önlemlerini protesto etmek amacıyla maden önünde toplanarak Ankara'ya yürüyüş düzenlemek ve basın açıklaması yapmak istemiştir. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun Covid-19 salgını gerekçesiyle aldığı etkinliklerin ertelenmesi kararını dayanak gösteren jandarma ekipleri, grubun maden ocağı alanından dışarı çıkmasını engellemiştir. Çıkan arbede sırasında kolluk kuvvetleri tarafından gruba biber gazı sıkılmış ve orantısız güç kullanıldığı iddia edilmiştir. Başvurucular, darbedilmeleri ve yoğun gazdan etkilenmeleri üzerine kolluk personeli hakkında kasten yaralama ve sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçlarından şikayetçi olmuştur. Savcılığın hiçbir araştırma yapmadan doğrudan soruşturmaya yer olmadığına dair karar vermesi ve yürüyüşün haksız şekilde engellenmesi üzerine ihlal iddiaları Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağı ve Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkı ile bu hakların sınırlandırılma rejimini belirleyen Anayasa'nın 13. maddesi çerçevesinde incelemiştir.

Kötü muamele yasağının usul boyutu gereğince, bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı muameleye uğradığına dair savunulabilir bir iddiası varsa, devletin bu iddia hakkında derhâl ve etkili bir ceza soruşturması başlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Soruşturmayı yürüten makamların olaya karışan kolluk görevlilerinden tamamen bağımsız olması, sorumluları tespit etmeye yarayacak doktor raporu, kamera kaydı, telsiz dökümü gibi tüm delilleri ivedilikle toplaması şarttır. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, yetkili makamlar soruşturmayı aceleyle ve temelden yoksun sonuçlarla sonlandırmamalı, kamu görevlilerince gerçekleştirilen güç kullanımının zorunlu ve orantılı olup olmadığını mutlaka kapsamlı bir denetime tabi tutmalıdır.

Diğer yandan, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa m.13 uyarınca, hak ve özgürlükler yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bir hakkın idari bir işlemle veya kurul kararıyla sınırlandırılabilmesi için idareye bu yetkiyi veren açık ve öngörülebilir bir kanun hükmünün bulunması zorunludur. Somut olayda sendika hakkı kapsamında ele alınan barışçıl toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkına müdahale edilirken dayanak gösterilen 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu m.27 ve 72. maddeleri, il umumi hıfzıssıhha kurullarına il genelinde yapılacak toplantı ve gösterileri erteleme yetkisi vermemektedir. Bu kanuni boşlukta idarenin kendi kendine yetki ihdas ederek temel hakları kısıtlaması, hukuk devletinin en temel unsuru olan kanunilik ilkesine açık bir aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi öncelikle kötü muamele yasağının usul boyutu yönünden olayı irdelemiştir. Başvurucuların barışçıl bir şekilde maden ocağı önünden ayrılarak eylem yapmak istedikleri esnada kolluk tarafından fiziken engellendikleri, arbede çıktığı, yoğun biber gazı kullanıldığı ve başvurucuların yaralanıp hastaneye sevk edildikleri olay yeri tutanakları ile adli raporlarla sabittir. Savcılığın, kolluğun zor kullandığını açıkça kabul etmesine rağmen olaya ait kamera kayıtlarını talep edip incelememesi, sağlık raporlarını detaylı şekilde değerlendirmemesi ve sadece idarenin bildirimleri üzerinden soruşturmaya yer olmadığına karar vermesi etkili soruşturma ilkesine aykırı bulunmuştur. Mahkeme, savcılığın gerçeği ciddiyetle ortaya çıkarma çabası içinde olmadığını belirterek kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğini saptamıştır.

İkinci olarak, sendika hakkına yönelik müdahale kanunilik denetimine tabi tutulmuştur. İdare, sendika öncülüğünde işçi alacaklarının ödenmesi amacıyla yapılmak istenen yürüyüşe yönelik müdahaleyi Karaman İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun salgın hastalık nedeniyle aldığı toplantı ve etkinlik yasaklama kararına dayandırmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, 1593 sayılı Kanun hükümlerinin hıfzıssıhha kurullarına toplantı ve gösteri yürüyüşlerini genel olarak erteleme veya yasaklama gibi bir yetki vermediğini açıkça tespit etmiştir. İdarenin dayandığı kanun maddelerinin öngörülebilirlik ve belirlilik unsurlarını taşımadığı, dolayısıyla müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde emredilen kanunilik ölçütünü hiçbir şekilde karşılamadığı değerlendirilmiştir. Kanuni dayanağı bulunmayan bir idari yasaklama kararı ile sendikal faaliyetin bütünüyle engellenmesi anayasal hakların ihlali olarak kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, kötü muamele yasağının usul boyutunun ve sendika hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: