Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mert Ekinci | BN. 2021/43584

Karar Bülteni

AYM Mert Ekinci BN. 2021/43584

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/43584
Karar Tarihi 25.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kötü muamele iddiaları tıbbi raporla desteklenmelidir.
  • Etkili soruşturmada tüm deliller eksiksiz toplanmalıdır.
  • Barışçıl gösteri hakkı kategorik yasaklarla engellenemez.
  • Müdahale zorunlu toplumsal bir ihtiyacı karşılamalıdır.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylara müdahalesi sırasında meydana gelen yaralanmaların soruşturulması ve toplanma özgürlüğüne yönelik sınırlandırmaların anayasal meşruiyeti açısından kritik bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahalelerin yalnızca şeklî kanun hükümlerine dayandırılamayacağını, müdahalenin demokratik toplumda zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşılaması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Ayrıca kolluk müdahalesi sonucu yaralandığını adli raporla destekleyen bir bireyin iddialarının yalnızca kamera kayıtlarındaki belirsizliklere dayanılarak reddedilemeyeceği, iddia sahibinin ve tanıkların bizzat dinlenmesi suretiyle olayın aydınlatılması gerektiği vurgulanmıştır.

Emsal niteliğindeki bu karar, özellikle pandemi dönemindeki hıfzıssıhha kurulu kararlarına dayalı kategorik yasaklamaların ve daha önce iptal edilen kanun hükümlerinin gösteri hakkını kısıtlamak için kullanılamayacağını teyit etmesi bakımından idari ve yargısal uygulamalara yön verecektir. Savcılık makamlarının kötü muamele iddialarına karşı yürüttükleri soruşturmalarda daha proaktif bir tutum sergilemeleri, sadece lehe olan veya kolay ulaşılabilen delillerle yetinmeyip iddiayı aydınlatacak tüm araçlara başvurmaları gerektiği yönünde bağlayıcı bir anayasal standart getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Avukat olan başvurucu, Avukatlık Kanunu'nda ve Türkiye Barolar Birliğinin yapısında yapılması öngörülen değişiklikleri protesto etmek amacıyla çeşitli illerden gelen baro başkanlarını karşılamak için düzenlenen gösteriye katılmıştır. Polis ekipleri, pandemi kuralları ve güzergah kısıtlamalarını gerekçe göstererek yürüyüşe izin vermemiştir. Yaşanan arbede ve oturma eylemine müdahale sırasında başvurucu, polislerin güç kullanımı neticesinde yaralanmış ve olaydan iki gün sonra aldığı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki adli raporla birlikte savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Savcılık, kamera görüntülerinin maske ve kalabalık nedeniyle teşhise elverişli olmaması gerekçesiyle başvurucuyu ve tanıkları dinlemeden kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, hem kötü muamele iddialarının etkin soruşturulmaması hem de barışçıl gösteri yürüyüşünün polis müdahalesiyle engellenmesi nedenleriyle temel haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere dayanmıştır. Başvurunun ilk temelini oluşturan Anayasa m.17/3 uyarınca, kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Kötü muamele yasağının mutlak niteliği gereği, bu yasağın usul boyutu, bireyin devlet görevlilerince hukuka aykırı bir kuvvete maruz kaldığına dair savunulabilir bir iddiası olduğunda derhâl, bağımsız ve etkili bir ceza soruşturması yürütülmesini gerektirmektedir. Soruşturmada olayı aydınlatabilecek tüm delillerin toplanması ve makul bir özenle hareket edilmesi zorunludur.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı yönünden ise Anayasa m.34 uyarınca herkesin önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bulunmaktadır. Bu hakkın sınırlandırılması ancak Anayasa m.13 kapsamında kanunla, meşru bir amaca yönelik olarak, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun biçimde yapılabilir. Müdahalenin dayanağı olarak gösterilen 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu m.22 kapsamındaki "şehirler arası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez" ibaresinin Anayasa Mahkemesince daha önce iptal edildiği vurgulanmıştır. Ayrıca, Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararlarıyla il genelinde toplantıların kategorik olarak yasaklanmasının, anayasal anlamda geçerli bir kanunilik şartını taşımadığı daha önceki içtihatlarla sabittir. Son olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kilometre mesafe içinde gösteri yapılamayacağına dair yasal kısıtlamanın, şeklî bir sınır ihlali olarak uygulanamayacağı, eylemin güvenlik tehlikesi yaratıp yaratmadığının somut olayın koşulları çerçevesinde haklı gerekçelerle ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun sunduğu tıbbi adli rapor ve kamera kayıtlarındaki kolluk kuvvetleri ile göstericiler arasındaki itişme görüntülerinin, kötü muamele iddiasını anayasal anlamda savunulabilir kıldığını tespit etmiştir. Soruşturmayı yürüten savcılığın, başvurucuyu ve bizzat gösterdiği tanıkları dinlememesi, sunulan tıbbi rapor hakkında hiçbir değerlendirme yapmaması ve sadece görüntülerin teşhise elverişli olmadığını belirten bir bilirkişi raporuna dayanarak takipsizlik kararı vermesi eleştirilmiştir. Etkili bir soruşturmanın gereği olarak, adli raporda yer alan yaralanma bulgularının nasıl meydana geldiğinin detaylıca araştırılması gerekirken, savcılığın bu temel araştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, soruşturmanın eksik ve yetersiz yürütüldüğünü açıkça göstermektedir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik müdahale incelendiğinde, idarenin dayandığı gerekçelerin anayasal ölçütleri ve demokratik toplum düzeninin gereklerini karşılamadığı tespit edilmiştir. Pandemi tedbirlerine dayalı genel ve kategorik yasaklamaların kanuni bir dayanak oluşturamayacağı, ayrıca daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen şehirler arası yollarda gösteri yasağının bu müdahaleye meşru bir zemin sağlayamayacağı ifade edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kilometre mesafe kuralına dayanılarak yapılan engellemenin ise, avukatlardan oluşan bir grubun mesleki bir kanun değişikliğini protesto etmek amacıyla gerçekleştirdiği barışçıl eylem karşısında haklı görülemeyeceği vurgulanmıştır. İdare ve yargı kararlarında, bu toplantının kamu düzeni ve güvenliği açısından nasıl bir somut tehdit oluşturduğu açıklanamamıştır. Olayın somut koşullarında, yürüyüşün engellenmesinin demokratik bir toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kötü muamele yasağının usul boyutunun ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: