Anasayfa Karar Bülteni AYM | Abdulkadir Karabulut ve Diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Abdulkadir Karabulut ve Diğerleri BN. 2020/33868

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/33868
Karar Tarihi 16.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kötü muamele iddiaları resen soruşturulmalıdır.
  • Etkili soruşturma bağımsızca yürütülmelidir.
  • Olayı aydınlatacak tüm deliller toplanmalıdır.
  • Soyut iddialar ihlal kararına dayanak yapılamaz.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin arama, el koyma veya yakalama işlemleri sırasında orantısız güç kullanımına dair vatandaşlar tarafından ileri sürülen kötü muamele iddialarının soruşturulması yükümlülüğü açısından son derece kritik bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devlet görevlilerinin karıştığı iddia edilen fiziksel şiddet vakalarında, Cumhuriyet savcılıklarının ve diğer adli makamların derhal, bağımsız ve olayı tüm yönleriyle aydınlatacak kapsamlı bir ceza soruşturması yürütmek zorunda olduğunu bu kararıyla bir kez daha net bir biçimde vurgulamıştır. Özellikle tarafsız tıbbi raporlarla açıkça desteklenen yaralanma vakalarında, sadece işleme katılan birkaç kolluk görevlisinin ifadesine veya kolluk tarafından tek taraflı olarak tutulan tutanaklara dayanılarak dosyanın kapatılması açıkça hukuka aykırı bulunmuştur.

Kararın benzer davalardaki emsal etkisi oldukça geniştir ve uygulamadaki savcılara doğrudan bir mesaj vermektedir. Savcılıkların olay anında evde bulunan sivil şahısların, tarafsız tanıkların veya arama işlemine katılan tüm kamu görevlilerinin ifadelerine başvurmadan, salt kademeli güç kullanıldığı yönündeki soyut polis tutanaklarıyla yetinerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermeleri artık doğrudan bir hak ihlali sebebi sayılacaktır. Anayasa Mahkemesi, zor kullanma yetkisinin yasal sınırlarının aşılıp aşılmadığının tespiti için olayı çevreleyen tüm maddi koşulların titizlikle ve nesnel delillerle aydınlatılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir ceza soruşturması kapsamında şüpheli bir şahsın yakalanması amacıyla sabaha karşı bir eve düzenlenen polis baskını sırasında, evde bulunan diğer aile üyelerine yönelik polis tarafından orantısız fiziksel şiddet uygulandığı iddiasından ve bu vahim iddiaya ilişkin başlatılan adli soruşturmanın savcılık tarafından eksik ve yetersiz yürütülmesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucular, olay günü saat 05.00 sularında özel harekat polislerinin kapıyı koçbaşı ile kırarak aniden içeri girdiğini, kendilerine arama veya yakalama kararı hakkında hiçbir hukuki bilgi verilmeden doğrudan darbedildiklerini, yere yatırılarak hakaret ve tekme tokat fiziksel şiddete maruz bırakıldıklarını ileri sürerek savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlardır. Yaşanan bu sert arbede neticesinde başvuruculardan biri derhal hastaneye kaldırılarak vücudundaki kesi, sıyrık ve ekimozları resmi bir tıbbi raporla kayıt altına aldırarak kanıtlamıştır. Bu polis şiddeti iddiaları üzerine savcılık bir soruşturma başlatmış ancak sadece iki polisin ifadesiyle yetinerek takipsizlik kararı vermiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı hukuki yönden değerlendirirken öncelikli olarak Anayasa m. 17 kapsamında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ile mutlak nitelikteki kötü muamele yasağı ilkelerine dayanmıştır. İnsan onurunun en üst düzeyde korunması bağlamında, herhangi bir bireyin devletin yetkili görevlileri tarafından hukuka aykırı ve keyfi bir fiziksel muameleye uğradığını iddia etmesi halinde, bu iddianın devlet tarafından etkili ve tarafsız bir şekilde soruşturulması anayasal bir pozitif yükümlülüktür.

Yerleşik ve köklü içtihat prensiplerine göre, kötü muamelenin kasten yapıldığına dair savunulabilir, mantıklı bir iddia veya durumu destekleyen yeterince açık tıbbi bir belirti söz konusuysa, iddia makamları mağdurun resmi bir şikayetini beklemeden dahi ivedilikle resen bir ceza soruşturması başlatmak zorundadır. Yürütülecek bu ceza soruşturmasının hukuken etkili kabul edilebilmesi için, maddi olayı aydınlatabilecek ve olası sorumluları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirleyebilecek tüm delillerin eksiksiz toplanması şarttır.

Bununla birlikte, doktrin tanımları ve mahkeme pratiklerine göre, kötü muamele iddialarının esastan incelenebilmesi için şikayetçi kişilerin de bu iddialarını destekleyecek asgari emare ve tıbbi delilleri, geçerli ve haklı bir mazeretleri olmadığı sürece zamanında yetkili makamlara sunmaları beklenmektedir. Olgularla örtüşmeyen, tarafsız tıbbi raporlarla desteklenmeyen, soyut kalan veya kendi içinde çelişkili ifadeler barındıran iddialar, derhal resmi bir adli soruşturma başlatılmasını gerektiren savunulabilir iddialar olarak kabul edilmemektedir. İspat yükümlülüğü bağlamında, makul şüpheyi aşan asgari düzeyde somut veriler sunulmadığında anayasal usul güvenceleri otomatik olarak işlememektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaydaki ihlal iddialarını başvuru dosyasına taraf olan üç farklı başvurucu yönünden ayrı ayrı ve titizlikle değerlendirmiştir. Öncelikle başvuruculardan Mahmut Karabulut'un bireysel başvuru yapıldıktan sonraki bir tarihte vefat ettiği ve resmi mirasçılarının bu başvuruyu devam ettirme yönünde mahkemeye herhangi bir talepleri bulunmadığı tespit edildiğinden, anayasal yargılamanın doğası gereği bu kişi yönünden dosyanın incelenmeksizin düşmesine karar verilmiştir. Diğer başvurucu Mazlum Karabulut'un durumu incelendiğinde ise, kendisinin polis şiddetine maruz kaldığını ve yüzüne vurulduğunu iddia etmesine rağmen, olaydan hemen sonra alınan resmi adli muayene raporunda vücudunda herhangi bir darp, sıyrık veya cebir izine rastlanmadığı açıkça görülmüştür. Bu nedenle ileri sürdüğü iddialarının somut tıbbi delillerle desteklenmediği ve hukuken savunulabilir bir düzeyde olmadığı anlaşıldığından, bu başvurucu yönünden yapılan şikayet açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Başvurucu Abdulkadir Karabulut yönünden yapılan esasa ilişkin incelemede ise, olay anında vücudunun çeşitli yerlerinden ciddi şekilde yaralandığının hastane muayene raporuyla tartışmasız olarak sabit olduğu tespit edilmiştir. Kolluk görevlileri tarafından tek taraflı olarak tanzim edilen tutanakta başvurucunun direndiği ve bu sebeple kademeli güç kullanıldığı iddia edilmişse de, başvurucu polisler tarafından hiçbir yasal gerekçe yokken dakikalarca darbedildiğini beyan etmiştir. Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada arama işlemi sırasında evde bizzat hazır bulunan sivil kişilerin ve olay yerindeki diğer aile bireylerinin ifadelerine hiç başvurulmadığını, ayrıca işlemi gerçekleştiren çok sayıdaki özel harekat polisinden sadece iki kişinin şüpheli sıfatıyla yüzeysel ifadesinin alındığını saptamıştır. Soruşturma makamlarının başvurucunun yaralanma koşullarını ve kolluk tarafından kullanılan gücün mahiyetini aydınlatmak için zorunlu olan tanık dinleme ve olay yeri delili toplama işlemlerini eksiksiz yerine getirmediği, sözde direnme eyleminin ne olduğuna dair tatmin edici bir hukuki açıklama yapılmadan takipsizlik kararı verildiği belirlenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, yürütülen soruşturmanın yetersizliği nedeniyle kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: