Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Agit Ergün Kararı 2021/17364 B.

Anayasa Mahkemesi Agit Ergün Kararı 2021/17364 B.

Bu karar hukuken, kolluk kuvvetlerinin güç kullanımı veya şüpheli yakalama işlemleri sırasında meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak yürütülen adli soruşturmaların niteliğini ve devletin pozitif usul yükümlülüklerini ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kötü muamele iddialarının soyut bir biçimde veya eksik incelemeyle reddedilmemesi gerektiğini, tarafsız, bağımsız ve derinlikli bir adli tahkikatın şart olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır. Özellikle mağdurun tıbbi raporlarla sabit olan yaralanmalarının, yalnızca olaya karışan kolluk görevlilerinin düzenlediği tek taraflı olay tutanaklarına dayanılarak açıklanmaya çalışılması, hukuki güvencelerin açık bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. Olayın tanıklarının dinlenmemesi, şüpheli personelin kimliklerinin tespit edilerek ifadelerinin alınmaması ve olay yeri kamera kayıtlarının araştırılmaması gibi ağır eksiklikler, anayasal usul güvencelerini tamamen ortadan kaldırmaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/17364
Karar Tarihi 10.12.2024
Taraf Agit Ergün
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kötü muamele iddiaları ivedilikle ve resen soruşturulmalıdır.
  • gavel Soruşturmada olayı aydınlatacak tüm deliller toplanmalıdır.
  • gavel Soruşturma makamları temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır.
  • gavel Sadece kolluk tutanağına dayanılarak soruşturma kapatılamaz.

Bu karar hukuken, kolluk kuvvetlerinin güç kullanımı veya şüpheli yakalama işlemleri sırasında meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak yürütülen adli soruşturmaların niteliğini ve devletin pozitif usul yükümlülüklerini ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kötü muamele iddialarının soyut bir biçimde veya eksik incelemeyle reddedilmemesi gerektiğini, tarafsız, bağımsız ve derinlikli bir adli tahkikatın şart olduğunu net bir şekilde vurgulamıştır. Özellikle mağdurun tıbbi raporlarla sabit olan yaralanmalarının, yalnızca olaya karışan kolluk görevlilerinin düzenlediği tek taraflı olay tutanaklarına dayanılarak açıklanmaya çalışılması, hukuki güvencelerin açık bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. Olayın tanıklarının dinlenmemesi, şüpheli personelin kimliklerinin tespit edilerek ifadelerinin alınmaması ve olay yeri kamera kayıtlarının araştırılmaması gibi ağır eksiklikler, anayasal usul güvencelerini tamamen ortadan kaldırmaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar savcılık makamlarının iddia edilen kötü muamele vakalarını soruştururken izlemesi gereken asgari standartları kesin bir dille belirlemektedir. Soruşturma makamlarının, maddi gerçeği aydınlatmak için aktif rol alması, çelişkili tıbbi raporlar ile kolluk tutanakları arasındaki tutarsızlıkları giderecek nitelikli çabayı göstermesi zorunludur. Uygulamadaki önemi ise, kolluk görevlileri hakkında yürütülen soruşturmalarda salt görevlilerin kendi eylemlerini meşrulaştırmak amacıyla düzenledikleri tutanaklara itibar edilerek takipsizlik kararı verilmesi pratiğinin Anayasa'ya aykırı olduğunun altının çizilmesidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Agit Ergün, arkadaşıyla sokakta yürüdüğü sırada polis ekipleri tarafından durdurularak kimlik kontrolü yapıldığını, bu sırada kendisine sert davranıldığını, daha sonra bir araca bindirilerek boş bir araziye götürüldüğünü, burada saatlerce cop ve silah dipçikleriyle darbedildiğini ve tehdit edildiğini iddia ederek polis memurlarından şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada Cumhuriyet Başsavcılığı, olaya dair başvurucunun polise direndiğini, arbede sırasında yere düşerek belini kaldırıma vurduğunu ve bu şekilde yaralandığını belirten polis olay tutanağını esas almıştır. Başsavcılık; şikâyet edilen polis memurlarının kimliklerini tespit etmeden, onların ifadelerini almadan ve olayın diğer tanığını dinlemeden, polisin zor kullanma yetkisini aştığına dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir. Uyuşmazlık, başvurucunun kolluk görevlilerinden gördüğünü iddia ettiği ağır şiddet olayının yetkili makamlarca etkili ve yeterli bir şekilde soruşturulmaması sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 hükmünde güvence altına alınan kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunması hakkına dayanmıştır. Bu madde uyarınca kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Kötü muamele yasağı, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 5 ile birlikte değerlendirildiğinde devlete hem negatif hem de pozitif yönden ağır usuli yükümlülükler yükler.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bir kimsenin devlet görevlilerinin Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir bir iddiada bulunması hâlinde derhal etkili bir resmi soruşturma yürütülmesi zorunludur. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmasa dahi kişiye kötü muamelede bulunulduğuna dair yeterince açık belirtiler, örneğin yaralanmayı gösteren ilk tıbbi raporlar mevcutsa adli makamların resen harekete geçmesi icap eder.

Etkili soruşturma yükümlülüğü; olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm maddi delillerin eksiksiz olarak toplanmasını, sürecin kamu denetimine ve mağdurun erişimine açık olmasını, makul bir özen ve süratle hareket edilmesini kapsar. Soruşturma makamları, süreci bir an evvel sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun eksik sonuçlara dayanmamalıdır. Şüphelilerin açıkça tespiti, görgü tanıklarının dinlenmesi, olay yerini görebilecek kamera kayıtlarının incelenmesi ve bilhassa birbiriyle çelişen tıbbi raporların ya da iddialar ile resmi tutanakların açıklığa kavuşturulması, etkili soruşturma yükümlülüğünün ayrılmaz birer parçasıdır. Mahkemelerce bu yükümlülüklere uyulmaması usul ihlali doğurur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kötü muamele gördüğüne ilişkin iddialarını henüz kollukta ifade verirken gecikmeksizin dile getirmesine ve olayın gerçekleştiği gün alınan genel adli muayene raporunda bel bölgesinde basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte bir kırık tespit edilmesine rağmen, adli makamların resen soruşturma başlatmadığını tespit etmiştir. Başvurucunun daha sonra yaptığı açık şikâyet üzerine başlatılan süreçte ise Cumhuriyet Başsavcılığının, iddiaları aydınlatmak için gerekli olan asgari adımları dahi atmadığı görülmüştür.

Soruşturma sürecinde maddi gerçeğin tam anlamıyla ortaya çıkarılması için şikâyet edilen şüpheli polis memurlarının kimlik bilgileri tespit edilmemiş ve ifadelerine başvurulmamıştır. Ayrıca başvurucuyla birlikte yakalanan ve olayın en yakın şahidi konumunda bulunan M.A. isimli kişinin tanık olarak bilgisine başvurulmadığı gibi, olay yeri veya çevresinde herhangi bir güvenlik kamerası kaydı olup olmadığı da hiç araştırılmamıştır. Başsavcılık, başvurucunun açık arazide ağır şekilde darbedildiğine ve işkence gördüğüne ilişkin detaylı iddiaları ile kolluğun sadece kendi koruması amacıyla hazırladığı "şahıs direnme sonucu yere düşerek yaralandı" şeklindeki tutanak arasındaki derin çelişkiyi gidermek için hiçbir adım atmamıştır.

Bunun yanı sıra, olay günü alınan ve vücutta kırık tespit eden ilk rapor ile takip eden günlerde aynı hastaneden alınan "darp veya cebir izi yoktur" şeklindeki çelişkili raporlar arasındaki bariz tutarsızlıkların da üzerine gidilmemiş, bu durumun tıbbi bir açıklaması aranmamıştır. Soruşturma makamı, olayın iddia edilen failleri olan kolluk görevlilerinin bizzat hazırladığı tutanağa mutlak surette bağlı kalarak temelden yoksun bir sonuca ulaşmış ve takipsizlik kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi, eksik toplanan deliller ve yürütülmeyen tahkikat işlemleri sonucunda, devletin usul yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve soruşturmanın etkisiz kılındığını değerlendirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği ve yeniden soruşturma yapılması yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.

Polis beni dövdü ama "kendi düştü" diye tutanak tutmuş. Savcı dosyayı böyle kapatabilir mi? expand_more
Hayır, savcılık makamı yalnızca olaya karışan kolluk görevlilerinin kendi eylemlerini meşrulaştırmak amacıyla düzenledikleri tek taraflı olay tutanaklarına itibar ederek dosyayı kapatamaz. Anayasa Mahkemesi, kötü muamele iddialarının soyut bir biçimde reddedilemeyeceğini; tarafsız, bağımsız ve derinlikli bir adli tahkikatın şart olduğunu açıkça belirtmektedir.
Darp edildiğime dair hastane raporum var ama savcı dikkate almadı. Ne yapmalıyım? expand_more
Tıbbi raporlarla sabit olan yaralanmaların yalnızca polis tutanağıyla açıklanmaya çalışılması ve çelişkili raporların üzerine gidilmemesi hukuki güvencelerin açık bir ihlalidir. Etkili bir ceza soruşturması için savcılığın bu tutarsızlıkları giderecek nitelikli çabayı göstermesi ve olayı resen aydınlatması zorunludur. Hakkınızın tesisi için kararı Anayasa Mahkemesine taşıyabilirsiniz.
Olayı gören arkadaşımı dinlemediler ve kamera kayıtlarına bakmadılar. Bu yasal mı? expand_more
Kesinlikle yasal değildir. Olayın tanıklarının dinlenmemesi, şüpheli personelin kimliklerinin tespit edilip ifadelerinin alınmaması ve olay yeri kamera kayıtlarının araştırılmaması anayasal usul güvencelerini ortadan kaldıran ağır bir eksikliktir. Soruşturma makamları, olayı aydınlatacak ve sorumluların belirlenmesini sağlayacak tüm maddi delilleri eksiksiz olarak toplamakla yükümlüdür.
Polisten şikayetçi oldum ama hemen takipsizlik kararı verdiler. Dosya tamamen kapandı mı? expand_more
Hayır, dosyanın temelden yoksun ve eksik incelemeyle kapatılması Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi emsal kararlarında, yetkili makamların aceleci davranarak, asgari adımları dahi atmadan verdikleri takipsizlik kararlarını bozmakta ve olayın etkili şekilde incelenmesi için yeniden soruşturma yapılmasına hükmetmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir