Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Erdal Çelik Kararı 2020/27878 B.

Anayasa Mahkemesi Erdal Çelik Kararı 2020/27878 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında devletin gözetimi ve denetimi altında bulunan kişilere yönelik güç kullanımı iddialarının soruşturulmasında adli makamların usule ilişkin pozitif yükümlülüklerini somutlaştırması bakımından son derece büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında, mahpusların fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin korunması ile olası kötü muamele iddialarının hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde derinlemesine incelenmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Güç kullanımının zorunlu sınırlarının aşıldığına dair şikayetlerde, salt memur beyanlarına itibar edilmesi veya eksik tıbbi araştırmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların, kötü muamele yasağının usul boyutunu açıkça ihlal ettiği net bir şekilde ortaya konulmuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/27878
Karar Tarihi 10.07.2024
Taraf Erdal Çelik
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kötü muamele iddiaları etkin soruşturulmalıdır.
  • gavel Yaralanmanın nedeni makul şekilde açıklanmalıdır.
  • gavel Güç kullanımı ancak zorunlu hâllerde mümkündür.
  • gavel Soruşturmada tıbbi nedensellik bağı araştırılmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında devletin gözetimi ve denetimi altında bulunan kişilere yönelik güç kullanımı iddialarının soruşturulmasında adli makamların usule ilişkin pozitif yükümlülüklerini somutlaştırması bakımından son derece büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında, mahpusların fiziksel ve ruhsal bütünlüklerinin korunması ile olası kötü muamele iddialarının hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde derinlemesine incelenmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Güç kullanımının zorunlu sınırlarının aşıldığına dair şikayetlerde, salt memur beyanlarına itibar edilmesi veya eksik tıbbi araştırmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların, kötü muamele yasağının usul boyutunu açıkça ihlal ettiği net bir şekilde ortaya konulmuştur.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi, özellikle tıbbi nedensellik bağının araştırılması zorunluluğunda kendini güçlü bir biçimde göstermektedir. Olayın meydana geliş şekli, müdahalenin zamanı ve bedensel bölgesi ile sonradan ortaya çıkan ağır bedensel arazlar arasındaki illiyet bağının, uzman hekim veya adli tıp raporlarıyla tespit edilmemesi, soruşturmanın etkililiğini temelden zedeleyen bir eksiklik olarak kabul edilmiştir. Uygulamada, savcılıkların mahpusların yaralanmaları veya ani gelişen ağır rahatsızlıkları ile güvenlik görevlilerinin güç kullanımı arasındaki nedensellik ilişkisini aydınlatmak için eldeki tüm tıbbi evrakları detaylı ve bütüncül bir incelemeye tabi tutmaları gerektiği bu kararla bir kez daha hukuki bir zorunluluk olarak pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bursa E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu, kapasite fazlalığı nedeniyle Bilecik Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmek istenmiştir. Sevke itiraz eden başvurucu, bir infaz koruma memuru tarafından zor kullanılarak sevk otobüsüne bindirilmiştir. Başvurucu, sevk sırasında memurun boğazını sıktığını ve uygulanan bu şiddet nedeniyle felç geçirdiğini, vücudunun sağ tarafını hissetmediğini iddia ederek savcılığa şikayette bulunmuştur.

Savcılık tarafından başlatılan soruşturmada, başvurucunun iddiaları araştırılmış, tanık beyanları alınmış ve tıbbi evraklar incelenmiştir. Ancak savcılık, memurun mevzuatın verdiği yetki dahilinde güç kullandığını ve darp iddiasını destekleyecek yeterli delil olmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz da sulh ceza hâkimliği tarafından reddedilince, etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği gerekçesiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı, devletin bireylere işkence, eziyet veya insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muamele uygulamamasını emreder. Bu negatif yükümlülüğün yanı sıra, devletin kötü muameleyi engelleyecek tedbirleri alma ve ortaya atılan iddiaları derhâl ve etkili bir şekilde soruşturma şeklinde pozitif usul yükümlülüğü de bulunmaktadır. Sınırları belli bazı durumlarda, mevzuata uygun olarak ve sadece kaçınılmaz hâllerde aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri veya infaz koruma memurları tarafından fiziksel güce başvurulması kötü muamele olarak kabul edilmeyebilir. Ancak fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe bu fiiller prensip olarak kötü muamele yasağını ihlal edecektir.

Etkili bir ceza soruşturmasının yürütülebilmesi için; soruşturmanın derhâl başlatılması, sorumluları belirlemeye yarayacak tüm delillerin tespit edilmesi, olayı çevreleyen tüm koşulların aydınlatılması, bağımsız ve özenle yürütülmesi şarttır. Yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bilhassa devletin kontrolü altındaki ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin vücutlarında bir yaralanma tespit edilmişse ve kötü muamele iddiaları da mevcutsa, yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda makul ve tatmin edici bir açıklama getirme yükümlülüğü idari ve yargısal kurumlarıyla doğrudan devlete aittir. İddia edilen şiddet olayı ile ortaya çıkan fiziksel rahatsızlıklar arasında illiyet bağı olup olmadığının tıbbi ve bilimsel yöntemlerle, özellikle donanımlı adli tıp uzmanları tarafından düzenlenecek kapsamlı raporlarla ortaya konulması, ceza muhakemesinde etkili soruşturma yükümlülüğünün vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçasıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun infaz koruma memuru tarafından zor kullanılarak sevk otobüsüne bindirildiği hususunda soruşturma makamları nezdinde dahi bir tereddüt bulunmadığını saptamıştır. Başvurucu, olay sırasında memurun boğazını sıktığını ve uygulanan bu orantısız müdahale sonrasında vücudunun sağ tarafının felç olduğunu ileri sürmüştür. Başsavcılık dosyasında yer alan çeşitli devlet hastanesi ve adli tıp raporlarında, başvurucunun sağ tarafında duyu kaybı, sol kolunda titreme, sağ bacağında güçsüzlük ve oraklayarak yürüme gibi oldukça ciddi fiziksel arazlar tespit edilmiştir. Ancak savcılık makamı, bu arazların fizyolojik mi yoksa konversif (psikolojik) bir duruma mı işaret ettiğine dair çelişkili tıbbi raporları değerlendirirken, iddia edilen zor kullanma ve boğaz sıkma eylemi ile ortaya çıkan söz konusu ağır tablo arasında bir illiyet bağı bulunup bulunmadığını spesifik ve bütüncül tıbbi raporlarla derinlemesine araştırmamıştır.

Yüksek Mahkeme, sağlıklı bir şekilde ceza infaz kurumuna giren başvurucunun, güç kullanımı olayı sonrasında felç kaldığı şeklindeki vahim iddiasının aydınlatılamamasını, soruşturmanın etkililiği ve inandırıcılığı açısından çok temel bir eksiklik olarak değerlendirmiştir. Başsavcılık tarafından, tespit edilen güç kullanımının dozu, niteliği ile ortaya çıkan tıbbi tablo arasındaki nedensellik bağının alanında uzman hekim raporlarıyla net olarak ortaya konulması gerekirken, bu yönde etkili bir adım atılmamıştır. Soruşturma makamının, sadece infaz koruma memurunun mevzuat dahilinde yetkilerini kullanarak güç tatbik ettiği şeklindeki varsayımsal, soyut ve eksik araştırmaya dayalı tespitiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yükümlülüğü ile bağdaşmamaktadır. Yaşanan olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması, iddia edilen fiziksel şiddet ile mevcut sağlık durumu arasındaki ilişkinin bilimsel olarak netleştirilmesi devletin Anayasa'dan kaynaklanan pozitif usul yükümlülüğünün kesin bir gereğidir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Cezaevinde memur şiddetiyle yaralandım, savcı ne yapmalı? expand_more
Anayasa Mahkemesinin emsal kararına göre, devletin denetimi altındaki ceza infaz kurumlarında meydana gelen kötü muamele iddialarında devletin bu iddiaları derhâl ve hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde etkili bir biçimde soruşturma yönünde pozitif bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Savcılık makamı, kişilerin vücutlarında bir yaralanma tespit edilmişse, bu yaralanmanın nasıl oluştuğu konusunda makul ve tatmin edici bir açıklama getirmekle yükümlüdür. Soruşturmanın etkili olabilmesi için olayı çevreleyen tüm koşulların aydınlatılması, sorumluları belirlemeye yarayacak delillerin eksiksiz toplanması, bağımsız yürütülmesi ve çabuk, temelden yoksun sonuçlara dayanılmaması şarttır.
Gardiyanın zor kullanması sonrası felç kaldım, nasıl ispatlanır? expand_more
Somut olayda da görüldüğü üzere, uygulanan orantısız fiziksel müdahale ile ortaya çıkan felç, his kaybı veya diğer ağır bedensel arazlar arasındaki illiyet (nedensellik) bağının mutlaka bilimsel ve tıbbi yöntemlerle ortaya konulması gerekir. Savcılıkların, şikayet konusu şiddet eylemi ile mevcut sağlık durumu arasındaki ilişkiyi aydınlatmak adına uzman hekim veya tam donanımlı adli tıp uzmanlarından detaylı, kapsamlı ve bütüncül raporlar aldırması hukuki bir zorunluluktur. İddia edilen tıbbi tablo ile güç kullanımı olayının nedensellik ilişkisinin araştırılmaması ve çelişkili raporlarla yetinilmesi, devletin soruşturma yükümlülüğünün temelden ihlalidir.
Memur görevini yaptı denerek dosyam kapatıldı, haklarım neler? expand_more
Güç kullanımının zorunlu sınırlarının aşıldığına dair şikayetlerde, savcılık makamının yalnızca memur beyanlarına veya infaz koruma memurunun mevzuat dahilinde yetkilerini kullandığı şeklindeki soyut varsayımlara dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) vermesi Anayasa'ya aykırıdır. Kamu görevlilerinin fiziksel güce başvurması, prensip olarak sadece kesinlikle zorunlu hâle gelmişse ve kaçınılmaz durumlarda aşırı olmamak koşuluyla hukuka uygundur. Aksi takdirde, eksik araştırmaya dayalı olarak dosyanızın kapatılması durumunda, olağan kanun yollarının (sulh ceza hâkimliği itirazı) ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yaparak kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğini tespit ettirebilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir