Anasayfa Karar Bülteni AYM | Amine Ordukaya | BN. 2023/96245

Karar Bülteni

AYM Amine Ordukaya BN. 2023/96245

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/96245
Karar Tarihi 23.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Konutu terk etmeme tedbiri kişi hürriyetine müdahaledir.
  • Adli kontrol tedbirlerinde meşru amaç somutlaştırılmalıdır.
  • Şüphelinin ailevi durumu adli kontrolde gözetilmelidir.
  • Soyut gerekçelerle adli kontrol tedbiri uygulanamaz.

Bu karar, ceza muhakemesinde sıklıkla başvurulan "konutu terk etmeme" (ev hapsi) şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki niteliğini ve uygulanma şartlarını net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, ev hapsinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik ağır bir müdahale olduğunu ve tutuklama tedbirine benzer sıkı şartlara tabi tutulması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Özellikle adli kontrol kararı verilirken kaçma şüphesi veya delilleri karartma gibi meşru amaçların somut olgularla gerekçelendirilmesi zorunluluğu altı çizilen en kritik noktalardan biridir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, derece mahkemelerinin matbu ve soyut ifadelerle adli kontrol kararı vermesinin önüne geçecek niteliktedir. Yargı mercileri, kişinin ailevi durumunu, bakmakla yükümlü olduğu çocuklarını ve sosyal koşullarını dikkate alarak bireyselleştirilmiş gerekçeler sunmak zorundadır. Soruşturma veya kovuşturma evresinde şüphelilerin özel durumları göz ardı edilerek otomatik şekilde verilen adli kontrol kararlarının doğrudan hak ihlali doğuracağı kesinleşmiş olup, ceza adaleti sisteminde ölçülülük ilkesinin titizlikle uygulanması gerektiği bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla ceza soruşturması başlatılmış ve ardından ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Mahkeme, ilk inceleme tutanağıyla birlikte başvurucu hakkında "konutu terk etmeme" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Başvurucu; kaçma veya delilleri karartma şüphesinin bulunmadığını, ayrıca beş aylık hasta bir bebeği ile okula giden küçük bir çocuğu olduğunu ve bakım yükümlülüklerini yerine getiremediğini belirterek bu karara itiraz etmiştir. Ancak ağır ceza mahkemesi, başvurucunun bu itirazını usul ve yasaya uygunluk gibi soyut bir gerekçeyle kesin olarak reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, somut bir gerekçe gösterilmeden ve ailevi durumu dikkate alınmadan verilen ev hapsi kararı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde değerlendirme yapmıştır. İçtihatlara göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.109 uyarınca verilen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri, kişinin hareket serbestisini ciddi boyutta kısıtlaması nedeniyle seyahat özgürlüğünden öte, doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale teşkil etmektedir. Bu nedenle, ev hapsi uygulamasının hukukiliği incelenirken tutuklama tedbirine benzer sıkı kriterler aranmalıdır.

Kişi hürriyetine yönelik bu tür ağır müdahalelerin anayasaya uygun olabilmesi için ilk olarak "kuvvetli suç şüphesinin" objektif delillerle ortaya konulması gerekmektedir. İkinci olarak, tedbirin meşru bir amaca dayanması zorunludur; yani şüphelinin kaçma şüphesi, delilleri karartma, tanık veya mağdurlar üzerinde baskı kurma ihtimali somut olgularla desteklenmelidir. Son olarak, uygulanan tedbirin ölçülülük ilkesine uygun olması, şüphelinin kişisel ve ailevi durumunun, temel hakları ile kamu yararı arasındaki adil dengenin gözetilerek değerlendirilmesi şarttır. Yargı mercilerinin, şüphelinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler gibi özel durumlarını dikkate almadan ve sadece kanuni ibareleri tekrarlayarak matbu gerekçelerle adli kontrol kararı vermesi, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimine aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu hakkında uygulanan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuki dayanağının bulunup bulunmadığını detaylı bir şekilde incelemiştir. İlk olarak, başvurucunun terör örgütüyle bağlantılı kurumlarda çalışması ve aleyhindeki tanık beyanları göz önüne alındığında, suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin var olduğu kabul edilmiştir. Mahkeme, bu bulguları temelsiz veya keyfî bulmamıştır.

Ancak, kuvvetli suç şüphesinin varlığı adli kontrol tedbiri için tek başına yeterli değildir. İkinci aşamada tedbirin meşru bir amaca dayanıp dayanmadığı değerlendirilmiştir. Yargı mercilerinin verdikleri kararlarda, başvurucunun kaçma şüphesinin bulunup bulunmadığına veya delilleri yok etme, değiştirme ya da başkaları üzerinde baskı kurma ihtimaline yönelik hiçbir somut değerlendirmeye yer verilmemiştir. Matbu ifadelerle yetinilmiş, adli kontrol tedbirinin zorunluluğu somut olgularla desteklenmemiştir.

Bunun da ötesinde, başvurucunun beş aylık hasta bir bebeği ve okula giden başka bir çocuğu olduğu yönündeki özel durumu ile bakım yükümlülükleri, gerek tedbire karar verilirken gerekse itiraz merciinin ret kararında tamamen göz ardı edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, meşru amacı somutlaştırılmayan ve kişinin ailevi şartları ile çocuklarının üstün yararı gözetilmeden verilen bu kararın ölçülülük ilkesini zedelediğini tespit etmiştir. Kişi hürriyetini bu derece kısıtlayan bir tedbirin, amaca uygunluğu ve gerekliliği tartışılmadan uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. Öte yandan, başvurucunun soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması yönündeki ihlal iddiası, bu karara karşı olağan itiraz kanun yoluna başvurulmadığı tespit edildiğinden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, meşru amacı ortaya konulmadan başvurucu hakkında konutu terk etmeme tedbirinin uygulanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: