Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Mungan ve Diğerleri | BN. 2022/36437

Karar Bülteni

AYM Ali Mungan ve Diğerleri BN. 2022/36437

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/36437
Karar Tarihi 04.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Komisyon başvuru süreleri aşırı şekilci yorumlanamaz.
  • Süregelen zararlarda başvuru süresi kesintiye uğramaz.
  • Tazminat imkânını zorlaştıran yorumlar hakkı ihlal eder.
  • Mülkiyet hakkının korunmasında etkili başvuru esastır.

Anayasa Mahkemesinin bu önemli kararı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle mülklerine erişemeyen vatandaşların zararlarının tazmini taleplerinde, idari başvuru sürelerinin nasıl yorumlanması gerektiği bakımından hukuken büyük bir anlam taşımaktadır. Zarar Tespit Komisyonlarına yapılan idari başvurularda, ortada süregelen bir mağduriyet varken zararın her yıl kesintiye uğrayarak tekrarlandığı yönündeki şekilci idari ve yargısal yorumlar, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Karar, kanunun getirdiği tazminat imkânından yararlanmayı zorlaştıran dar yorumların anayasal güvencelerle ve hak arama özgürlüğüyle kesinlikle bağdaşmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Uygulamadaki önemi ve benzer davalardaki emsal etkisi çok boyutlu olarak değerlendirildiğinde bu karar, mülklerine güvenlik gerekçesiyle erişemeyen ve bu sebeple maddi zarara uğrayan vatandaşların hak arama hürriyetlerini ciddi ölçüde güçlendirmektedir. Komisyonların ve idari yargı mercilerinin, kanunda öngörülen başvuru sürelerini katı ve aşırı şekilci bir biçimde yorumlayarak tazminat taleplerini reddetme pratiklerinin önüne kati olarak geçilmektedir. Daha önce verilen yerleşik kararların ilkelerinin bu kararda da aynen benimsenmesi, idarenin süre tutumunu her zaman vatandaş lehine esnetmesi gerektiğini ve hakkın özüne dokunan şekilci yaklaşımlardan mutlaka kaçınılması gerektiğini güçlü bir içtihat hâline getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, güvenlik nedenleriyle mülklerine ulaşamamış ve bu durumdan kaynaklanan mağduriyetlerinin giderilmesi ile zararlarının tazmin edilmesi amacıyla ilgili Zarar Tespit Komisyonuna başvuruda bulunmuştur. Ancak idari komisyon, yasal başvuru süresinin aşıldığı gerekçesini ileri sürerek bu talepleri reddetmiştir. Zararın her yıl kesintiye uğrayarak yeniden doğduğu yönündeki şekilci idari yorum sebebiyle başvurucuların kanunla tanınan tazminat imkânından faydalanması bütünüyle engellenmiştir. Yaşanan temel uyuşmazlık, mülke erişilememesinden doğan maddi ve manevi zararların karşılanması için yapılan idari başvurunun, idare ve mahkemeler tarafından aşırı şekilci bir süre yorumuyla reddedilmesinin hukuka, vicdana ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Başvurucular, idari başvurularının süresinde incelenmemesi ve devamındaki yargılamanın çok uzun sürmesi nedenleriyle mülkiyet haklarının, etkili başvuru haklarının ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma yoluna gitmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu kapsamlı uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35. maddesi ile etkili başvuru hakkını teminat altına alan 40. maddesini dikkate almış ve incelemesini bu temel kurallar ışığında yapmıştır. Uyuşmazlığın kanuni dayanağını ise 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri oluşturmaktadır. Söz konusu kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen idari faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin zararlarının hızlı, adil ve sulh yoluyla karşılanmasını amaçlayan önemli bir yasal düzenlemedir.

Yüksek Mahkeme, değerlendirmesinde yerleşik içtihadı olan Osman Kızılcan kararına güçlü bir atıf yapmıştır. Bu yerleşik içtihat prensiplerine göre, Zarar Tespit Komisyonlarına yapılacak başvurularda süre sınırlarının yorumlanması, kişilerin hakkını aramasını imkânsız hâle getirecek veya aşırı derecede zorlaştıracak katı bir şekilcilikten mutlak surette uzak olmalıdır. Mülke ulaşılamaması gibi süregelen ve devam eden hak ihlali durumlarında, zararın her yıl kesintiye uğrayarak yeniden başladığı şeklinde katı bir hukuki kurgu üretilmesi ve başvuru süresinin buna göre vatandaş aleyhine yorumlanması temel hakkın özünü zedelemektedir.

Makul sürede yargılanma hakkı şikâyetleri açısından ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun ile getirilen güncel düzenlemelere işaret edilmiştir. Bu kanun ve 7499 sayılı Kanun ile yapılan son yasal değişiklikler uyarınca, derdest olan veya makul süreyi aşan yargılamalar için Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi zorunlu bir hukuki çare olarak öngörülmüştür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı incelerken, başvurucuların mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediğini iki ayrı hukuki başlık altında detaylıca değerlendirmiştir.

Makul sürede yargılanma hakkı yönünden yapılan incelemede, 6384 sayılı Kanun ve 7499 sayılı Kanun ile getirilen yeni yasal değişiklikler hatırlatılmıştır. Buna göre, makul süre şikâyetlerinin öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi yasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi, bu komisyonun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma kapasitesine sahip etkili bir başvuru yolu olduğunu açıkça vurgulayarak, bu hukuki yol tüketilmeden yapılan bireysel başvuruların ikincillik ilkesi gereğince incelenemeyeceğine kanaat getirmiştir.

Mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı yönünden ise, ilgili Zarar Tespit Komisyonunun ve uyuşmazlığı karara bağlayan yerel mahkemelerin başvuru süresine ilişkin dar yorumları titizlikle denetlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, mülke ulaşılamamasından kaynaklanan mevcut zarar durumunun fiilen süregelen ve devam eden bir nitelik taşıdığına bilhassa dikkat çekmiştir. İdari komisyonun, zararın âdeta her yıl kesintiye uğrayarak tekrarlandığını fiilen kabul eden ve başvuru süresini buna göre son derece dar ve katı yorumlayan yaklaşımının aşırı şekilci olduğu tespit edilmiştir. Bu aşırı şekilci idari yorumun, başvurucuların 5233 sayılı Kanun ile özel olarak getirilen tazminat imkânından yararlanmasını ciddi şekilde zorlaştırdığı ve etkili başvuru yolunu adeta işlevsiz kıldığı belirlenmiştir. Derece mahkemelerinin de bu aşırı şekilci idari yorumu düzeltecek anayasal bir güvence sağlayamadığı açıkça görülmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: