Karar Bülteni
AYM Abdulaziz Gördü ve Diğerleri BN. 2024/856
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2024/856 |
| Karar Tarihi | 04.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma kanunilik ilkesine aykırıdır.
- Tazminatın enflasyon karşısında erimesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Aleyhe vekâlet ücreti hükmedilmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Makul süre şikayetleri için Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
Bu karar, idarenin bireylerin özel mülkiyetine herhangi bir hukuki prosedür işletmeksizin fiilen el atması durumunda ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi açısından oldukça mühim bir hukuki anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, sadece kamulaştırmasız el atmanın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini vurgulamakla kalmamış; aynı zamanda yargılama sürecinde ve tazminatların ödenmesi aşamasında yaşanan uzun gecikmeler sebebiyle enflasyon karşısında eriyen bedellerin de mülkiyet hakkına ağır bir müdahale oluşturduğunun altını net bir şekilde çizmiştir. İdarenin kendi hukuka aykırı işlemi yüzünden açılmak zorunda kalınan davalarda, vatandaş aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti yükletilmesinin kanuni dayanaktan yoksun olduğu tespit edilerek mülk sahibinin korunması sağlanmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi göz önüne alındığında, karar bilhassa uzun süren yargılamalar nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikayetlerde yeni bir usuli dönemi pekiştirmektedir. Yüksek Mahkeme, makul süre şikayetleri için öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği yönündeki kuralı kararlılıkla uygulayarak, bu tür taleplerde olağan başvuru yollarının tüketilmesinin zorunlu olduğunu göstermiştir. Mülkiyet hakkı ihlalleri bakımından ise, idarelerin haksız el atma durumlarında tazminatları enflasyona ezdirmeyecek şekilde ve derhal ödemesi gerektiğine dair son derece güçlü bir yargısal standart tesis edilmiş, vatandaşa olağan dışı külfet yükleyen uygulamaların önüne geçilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Abdulaziz Gördü ve diğer başvurucular, kendilerine ait olan taşınmazlara idare tarafından herhangi bir hukuki geçerliliği olan kamulaştırma kararı alınmaksızın fiilen el atılması üzerine uzun soluklu bir hukuki süreç başlatmışlardır. Açılan çeşitli davalarda, taşınmazlarına haksız ve hukuka aykırı şekilde el atıldığı gerekçesiyle idareden mülkiyet bedellerinin tahsili amacıyla tazminat talep etmişlerdir. Ancak, yargılama süreçlerinin oldukça uzun sürmesi ve ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle, mahkemelerce hükmedilen tazminat bedelleri enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğramış ve alım gücünü yitirmiştir.
Bunun yanı sıra, bir kısım başvurucuların hakkını aramak için açtığı kamulaştırmasız el atma davası sonucunda aleyhlerine haksız yere yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu durum karşısında yasal kesintiler ve değer kayıpları ile iyice mağdur olduklarını belirten başvurucular; taşınmazlarına kamulaştırmasız el atılması, hak ettikleri tazminatların enflasyon karşısında eritilmesi, aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmesi ve davaların makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin temel anayasal ve yasal güvenceleri ile mahkemeye erişim prensiplerini bütünüyle dikkate almıştır. Mülkiyet hakkı, Anayasa m. 35 ile güvence altına alınmış olup, bu hakka yapılacak müdahalelerin ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılabileceği öngörülmüştür. İdarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza el atabilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi tesis etmesi zorunludur. Hiçbir yasal dayanağı olmadan taşınmaza fiilen el atılması, mülkiyet hakkına yönelik kanunilik unsurunu taşımayan açık bir ihlal teşkil etmektedir.
Bunun yanı sıra, mülkiyet hakkına yapılan müdahale neticesinde ödenecek tazminatın, mülkün gerçek değerini yansıtması gerekmektedir. Hükmedilen tazminatın ödenmesinde yaşanan gecikmeler ve enflasyon nedeniyle paranın değer kaybetmesi, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup, bu durum yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet vermektedir. Ayrıca, idarenin haksız eylemi nedeniyle açılan kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşın aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin kanuni bir dayanağı bulunmamaktadır.
Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan makul sürede yargılanma hakkı şikayetleri bağlamında ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümlerinde yapılan son değişiklikler uygulama alanı bulmuştur. 7499 sayılı Kanun ile yapılan yasal düzenleme uyarınca, yargılamaların uzun sürmesi nedeniyle ortaya çıkan makul süre şikayetlerinin öncelikle ilgili Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi gerekmektedir. Bu idari ve hukuki yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılamayacağı temel bir usul ve ikincillik kuralı olarak benimsenmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut başvuru dosyasını ve birleştirilen diğer dosyaları incelerken ilk olarak kamulaştırmasız el atma olgusunu ele almıştır. Başvurucuların taşınmazlarına idare tarafından usulüne uygun bir yasal kamulaştırma kararı olmaksızın el atılması, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile kamulaştırma mevzuatında öngörülen usullere açıkça aykırı bulunmuştur. Bu çerçevede, söz konusu müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği tespiti yapılmıştır.
İkinci olarak, kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda başvurucular lehine hükmedilen tazminat tutarlarının, yargılama ve ödeme süreçlerindeki uzamalar sebebiyle enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığı saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, bu telafi edilmeyen değer kaybının başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini, dolayısıyla mülkiyet hakkının ölçüsüz bir şekilde sınırlandığını belirterek mülkiyet hakkının bu yönden de ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Üçüncü husus olan yargılama giderlerine ilişkin şikayetlerde ise, birleşen dosya kapsamında kamulaştırmasız el atma davası sürecinde başvurucular aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı vurgulanmıştır. İdarenin kendi haksız eylemi neticesinde açılmak zorunda kalınan davada, mülk sahibi aleyhine mali külfet çıkarılmasının mülkiyet hakkına haksız bir müdahale olduğu değerlendirilmiştir.
Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialar bakımından ise, yakın zamanda yürürlüğe giren mevzuat değişiklikleri dikkate alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, kanuni düzenlemeler gereği makul süre şikayetleri için kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olduğunu belirterek, bu yol tüketilmeden yapılan başvurunun esastan incelenemeyeceğini ifade etmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması adına kamulaştırmasız el atma eylemi için manevi tazminata, tazminatın değer kaybı ve aleyhe yargılama giderleri için ise yeniden yargılamaya hükmedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma, tazminatın değer kaybına uğratılması ve aleyhe yargılama giderine hükmedilmesi nedenleriyle ihlal edildiğine, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasının ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna ve mülkiyet hakkı ihlali yönünden başvuruyu kabul etmiştir.