Anasayfa Karar Bülteni AYM | Yusuf Hazırlar ve Diğerleri | BN. 2022/65920

Karar Bülteni

AYM Yusuf Hazırlar ve Diğerleri BN. 2022/65920

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/65920
Karar Tarihi 04.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • HAGB kararlarında yeterli gerekçe sunulması anayasal zorunluluktur.
  • İtiraz mercileri kararları esastan incelemekle yükümlüdür.
  • Sanıkların delil sunma talepleri gerekçesiz reddedilemez.
  • Yargılamanın başında HAGB kabulü usuli güvenceleri kaldırmaz.

Bu karar, ceza yargılamasında sıklıkla başvurulan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunun uygulamadaki kronik sorunlarına yönelik temel bir hukuki uyarı niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, HAGB kararının verilmesiyle sonuçlanan yargılamalarda, mahkemelerin delil toplama ve iddiaları gerekçelendirme yükümlülüklerinden kaçınamayacağını hukuken net bir şekilde ortaya koymuştur. Yargılamanın henüz başında sanıktan alınan HAGB kabul beyanının, adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden olan usuli güvenceleri ortadan kaldırmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca itiraz mercilerinin, sadece şekli bir denetim yapmak yerine davanın esasına girerek maddi vakıaları incelemek zorunda olduğu hukuken tescillenmiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, HAGB kararlarına karşı yapılan itirazların kalıplaşmış ve soyut gerekçelerle reddedilmesi pratiğini geçersiz kılmaktadır. Uygulamada, ceza mahkemelerinin ve itiraz mercilerinin sanıkların taleplerine ve savunmalarına tatminkâr, somut ve bireyselleştirilmiş gerekçeler sunmalarını zorunlu hâle getirmektedir. Benzer davalarda avukatların, itiraz kanun yolunun etkisizliğini ve delillerin toplanmamasını adil yargılanma hakkı ihlali olarak daha güçlü bir şekilde öne sürebilmelerine zemin hazırlamaktadır. Bu yönüyle karar, alt derece mahkemelerinin HAGB süreçlerindeki yargısal denetim standartlarını doğrudan yükselten belirleyici bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, haklarında çeşitli suçlardan açılan ceza davalarında mahkûmiyetlerine ve bu hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmesi üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın temel nedeni, yerel mahkemelerin yargılama aşamasında başvurucuların lehe olan bilgi, belge ve tanık dinletme taleplerini gerekçesiz olarak reddetmesi ve yalnızca varsayımlara dayanarak ceza vermesidir. Ayrıca başvurucular, yerel mahkeme kararlarına karşı yaptıkları itirazların, itirazı incelemekle görevli üst mahkemeler tarafından dosyanın esasına girilmeden, sadece şekli şartlar yönünden basmakalıp gerekçelerle reddedildiğini iddia etmişlerdir. Bu durumun hak arama özgürlüklerini kısıtladığını ve yasal itiraz yolunu etkisiz hâle getirdiğini savunan başvurucular, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bu uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı çerçevesinde ele almıştır. Uyuşmazlığın merkezinde yer alan kurum, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 kapsamında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesidir. Mahkeme, değerlendirmelerini yaparken özellikle kendi yerleşik içtihadı olan genel kurul kararlarına atıfta bulunarak anayasal ilkeleri hatırlatmıştır.

HAGB kurumu, sanığın yargılama aşamasındaki kabulüne bağlı olarak, kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ve belirli bir denetim süresi sonunda davanın düşmesini sağlayan bir usul hukuku yapısıdır. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu uygulamanın sanıkların usuli güvencelerini ortadan kaldıran yargısal bir rutine dönüşmemesi gerektiğini ısrarla vurgulamaktadır. Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri gereği, mahkemelerin savunma makamını iddia makamı karşısında dezavantajlı duruma düşürmemesi kesin bir anayasal şarttır.

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı bir diğer temel hukuk kuralı ise etkili başvuru hakkı ve gerekçeli karar hakkıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 uyarınca HAGB kararlarına karşı öngörülen itiraz kanun yolunun, sadece şekli bir denetimden ibaret olmaması hedeflenmektedir. İtiraz mercilerinin uyuşmazlığın esasına girerek sanıkların iddia ve delillerini somut bir şekilde değerlendirmesi ve yeterli gerekçe sunması yasal bir zorunluluktur. Sanıkların mahkûmiyet kararından önceki bir aşamada peşinen kanun yolundan feragat iradesini beyan etmiş sayılmaları, adil yargılanma hakkı yönünden anayasal geçerlilik koşullarını karşılamamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda yerel mahkemeler ve itiraz mercileri tarafından yürütülen süreçleri adil yargılanma hakkı bağlamında detaylı bir şekilde incelemiştir. Yapılan tespitlere göre, yargılamanın başında başvurucuların HAGB kararını kabule ilişkin irade beyanlarının alınması usulündeki anayasal gerekliliklere uyulmamış, henüz mahkûmiyet hükmü kurulmadan açıklanan bu feragat iradesi esas alınarak HAGB kurumu uygulanmıştır. Bu durum, başvurucuların yargılama aşamasındaki hukuki güvencelerinden peşinen mahrum bırakılmasına yol açmıştır.

Ayrıca, yargılama sürecinde başvurucuların davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikteki lehe delil toplama, bazı teknik belgeleri inceletme ve tanık dinletme talepleri, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine açıkça aykırı bir biçimde, yetersiz gerekçelerle yerel mahkemelerce reddedilmiştir. Bu usuli eksiklikler, başvurucuları iddia makamına nazaran ciddi şekilde dezavantajlı bir konuma sürüklemiş ve onları usule ilişkin pek çok savunma imkânından yoksun bırakmıştır. İlk derece mahkemelerinin yazmış olduğu gerekçeli kararlarda da başvurucuların esaslı iddia ve savunmaları yeterince karşılanmamış, hükümler somut delillerden ziyade varsayımlara dayandırılmıştır.

Daha da önemlisi, HAGB kararlarına karşı işletilen itiraz kanun yolu, somut yargılamalarda uygulamada tamamen etkisiz kalmıştır. İtiraz mercileri, başvurucuların dosyanın içeriğine ve kendilerine özel iddialarını esastan incelemek ve bunlara yeterli bir gerekçeyle cevap vermek yerine, yalnızca HAGB müessesesinin şekli şartlarının oluşup oluşmadığına yönelik yeknesak, soyut ve şablon gerekçelerle ret kararları vermiştir. Meydana gelen bu sistemsel eksiklik, başvurucuların adil yargılanma hakkı ihlallerini telafi edememiş ve kanun yolunu işlevsiz kılmıştır. Tüm bu ihlallerin Anayasa Mahkemesinin daha önceki emsal kararlarında vurgulanan usuli sorunlarla birebir örtüştüğü tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması gerektiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: