Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ayda Beste Sezgiç | BN. 2022/51755

Karar Bülteni

AYM Ayda Beste Sezgiç BN. 2022/51755

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/51755
Karar Tarihi 04.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma anayasal güvencelere aykırıdır.
  • Geciken tazminat ödemeleri mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatların enflasyon karşısında erimesi ölçüsüz külfettir.
  • Mülkiyet hakkı ihlali için yeniden yargılama yapılmalıdır.

Bu karar, idarelerin bireylerin özel mülkiyetindeki taşınmazlara usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen el atması ve bu eylem neticesinde hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğratılması bağlamında mülkiyet hakkının korunmasına yönelik son derece kritik bir güvence sağlamaktadır. Hukuki açıdan bakıldığında Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan bu tür müdahalelerin temel anayasal ilkelerden olan kanunilik ilkesine doğrudan aykırı olduğunu, aynı zamanda hak sahiplerine ödenmesi gereken tazminatların enflasyon sebebiyle erimesinin bireyler üzerinde şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklediğini çok net bir dille bir kez daha teyit etmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, idarelerin yasal prosedürleri dolanarak kamulaştırma yapmaksızın fiilî el atma yoluna gitmesinin önüne geçilmesi ve uzun süren yargı süreci sonunda belirlenen tazminat bedellerinin enflasyon karşısında aşınmasını engelleyecek şekilde güncellenerek ödenmesi gerektiği prensibi artık yerleşik bir kural hâline gelmiştir. İdarenin hukuka aykırı şekilde taşınmaza el atması kadar, yargılama neticesinde elde edilen tazminatın güncel değerini yitirmesi de mülkiyet hakkının özüne dokunan, kabul edilemez bir müdahale olarak değerlendirilmektedir. Bu emsal niteliğindeki karar, uygulamada kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilecek bedellerin, hak sahiplerinin gerçek zararını tam anlamıyla karşılayacak ve zorlu ekonomik koşullara ezdirilmeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği yönünde tüm yerel mahkemelere kesin ve bağlayıcı bir hukuki yön çizmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ayda Beste Sezgiç, kendisine ait olan özel mülkiyetindeki taşınmaza ilgili idare tarafından usulüne uygun yasal bir kamulaştırma kararı alınmaksızın fiilen el atıldığını belirterek, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yargı yoluna başvurmuştur. İdareye karşı açılan davada, hukuka aykırı bu kamulaştırmasız el atma eylemi nedeniyle uğranılan tüm maddi zararın tazmin edilmesi talep edilmiştir. Ancak yerel mahkemeler nezdinde yürütülen yargılama süreci sonunda başvurucu lehine hükmedilen tazminat bedeli, uzun süren yasal işlemler ve ülkedeki ekonomik göstergeler nedeniyle enflasyon karşısında ciddi oranda erimiş ve reel değer kaybına uğramıştır.

Bu durum üzerine başvurucu, hem mülkiyetindeki taşınmaza idarece hukuka aykırı şekilde müdahale edildiği hem de bu müdahale karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında aşırı değer kaybına uğratılarak kendisine olağan dışı ve ağır bir ekonomik külfet yüklendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Temel talep, yaşanan bu yargısal mağduriyetin tespiti, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için davanın yeniden görülmesi ve oluşan manevi zararların tatmin edici şekilde tazmin edilmesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik idari müdahaleleri incelerken öncelikle müdahalenin belirli ve erişilebilir bir kanuni dayanağının bulunup bulunmadığını titizlikle araştırmaktadır. Kamulaştırma işlemleri açısından anayasal temel kural, kişilerin mülkiyet hakkına ancak kanunla ve üstün bir kamu yararı amacıyla müdahale edilebileceğidir. Bu yasal çerçevede, idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza hukuka uygun şekilde müdahale edebilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine katı bir biçimde riayet etmesi zorunludur.

Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış yerleşik içtihatlarına göre, 2942 sayılı Kanun'da açıkça belirtilen usul ve esaslara uyulmaksızın bir taşınmaza fiilen el atılması, mülkiyet hakkına yapılmış açık ve ağır bir müdahale teşkil eder. Bu durum doğrudan Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde yer alan temel koruma hükümlerine aykırılık oluşturur. Kamulaştırmasız el atma eylemleri, kanunilik ilkesini temelden ihlal eden nitelikte bulunduğundan, bireylere sağlanan anayasal güvencelerin idare tarafından açıkça çiğnenmesi anlamına gelmektedir.

Uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınan ikinci temel kural ise, mahkemelerce hükmedilen tazminatların ekonomik değerini yitirmemesi gerekliliğidir. Bir kamulaştırmasız el atma veya kamulaştırma bedelinin tespiti davasında, bireye ödenecek bedelin aradan geçen süre zarfında enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya uğratılarak ödenmesi, birey üzerinde şahsi, aşırı ve olağan dışı bir ekonomik külfet yüklenmesi demektir. Anayasa Mahkemesi, bireyin mülkiyetinden mahrum bırakılması karşılığında elde edeceği tazminatın, mülkün gerçek ve güncel değerini tam olarak yansıtması ve aradan geçen dava süresi zarfında oluşan enflasyon nedeniyle aşınmaması gerektiğini belirtmektedir. Aksi takdirde, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasındaki adil denge birey aleyhine bozulmuş olur ve mülkiyet hakkı telafisi güç şekilde zedelenir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun taşınmazına yönelik idarenin eylemlerini ve sonrasında açılan davalarda yerel mahkemeler tarafından verilen yargı kararlarını mülkiyet hakkı güvenceleri bağlamında ayrıntılı biçimde değerlendirmiştir. İlk olarak, idare tarafından başvurucunun maliki olduğu taşınmaza usulüne uygun herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın haksız şekilde fiilen el atıldığı saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, bu el atma eyleminin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile önceden belirlenen sıkı usullere hiçbir şekilde uymadığını tespit etmiştir. İdarenin bu fiilî el atma eylemi, kanunilik şartını taşımadığı için başvurucunun anayasal koruma altındaki mülkiyet hakkına yapılan haksız ve temelsiz bir müdahale olarak açıkça nitelendirilmiştir.

İkinci aşamada, başvurucu tarafından açılan kamulaştırmasız el atma davası sonucunda hükmedilen tazminatın ekonomik boyutu ve satın alma gücü incelenmiştir. Yapılan uzun yargılamalar ve idarenin ödeme süreçleri boyunca, ülkede yaşanan güncel enflasyon oranları ile paranın alım gücündeki sert değişimler dikkate alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuya ödenmesine karar verilen asıl tazminat tutarının, enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğratılarak ödendiğini somut verilerle belirlemiştir. Bu değer kaybının, başvurucunun mülkiyetinden mahrum kalması nedeniyle elde etmesi gereken gerçek bedeli artık yansıtmadığı ve aradan geçen uzun yargılama süresi zarfında paranın ekonomik değerinin önemli ölçüde aşındığı görülmüştür. Bu durumun, iradesi dışında mülkiyetini kaybeden başvurucuya olağan dışı, şahsi ve aşırı bir külfet yüklediği kanaatine varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın zaman içinde değer kaybetmesi sebebiyle ortaya çıkan ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, uyuşmazlığın ele alındığı yerel mahkemede yeniden yargılama yapılmasında mutlak bir hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğuna dikkat çekmiştir. Kamulaştırmasız el atmanın bizzat kendisi nedeniyle doğan temel mağduriyetin giderilmesi bakımından ise manevi tazminat ödenmesinin adil ve uygun bir telafi aracı olduğu kararlaştırılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararı yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye göndermiştir / ayrıca başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesini kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: