Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yurdagül Hastaoğlu - Türkiye Kararı 29061/21 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yurdagül Hastaoğlu - Türkiye Kararı 29061/21 B.

Bu karar, kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve yapılaşma yasağı gibi çok ağır kısıtlamalara tabi tutulan taşınmazlarda, tapu kaydı resmi makamlarca iptal edilmemiş olsa dahi mülkiyet hakkının esastan ihlal edilebileceğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, mülkün kullanımının, yararlanma ve tasarruf imkânlarının tamamen engellenmesinin ve idarenin tapu iptal davası açmayarak maliki hukuki bir belirsizlik içinde bırakmasının, fiilen mülkiyetten yoksun bırakma anlamına geldiğini açıkça tespit etmiştir. İdarenin bu pasif tutumu, taşınmaz sahibinin doğrudan tazminat almasını imkânsız hale getirerek mülkiyet hakkının özüne telafisi imkansız şekilde zarar vermektedir.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Yurdagül Hastaoğlu - Türkiye Kararı 29061/21 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 29061/21
Karar Tarihi 07.10.2025
Taraflar Yurdagül Hastaoğlu - Türkiye
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Kıyı şeridi kısıtlamaları mülkiyet hakkına müdahaledir.
Tapu iptal edilmese de fiili yoksunluk oluşabilir.
Tazminatsız mülkiyet kısıtlaması aşırı yük oluşturur.
İdarenin eylemsizliği mülkiyet hakkını ihlal edebilir.

Bu karar, kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve yapılaşma yasağı gibi çok ağır kısıtlamalara tabi tutulan taşınmazlarda, tapu kaydı resmi makamlarca iptal edilmemiş olsa dahi mülkiyet hakkının esastan ihlal edilebileceğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, mülkün kullanımının, yararlanma ve tasarruf imkânlarının tamamen engellenmesinin ve idarenin tapu iptal davası açmayarak maliki hukuki bir belirsizlik içinde bırakmasının, fiilen mülkiyetten yoksun bırakma anlamına geldiğini açıkça tespit etmiştir. İdarenin bu pasif tutumu, taşınmaz sahibinin doğrudan tazminat almasını imkânsız hale getirerek mülkiyet hakkının özüne telafisi imkansız şekilde zarar vermektedir.

Uygulamada, idarelerin kıyı şeridi veya benzeri kamusal alanlarda kalan taşınmazların tapularını iptal etmeyip sadece kullanımını yasaklayarak tazminat ödemekten kaçındığı durumlara ülkemizde sıkça rastlanmaktadır. Bu emsal karar, "hukuki el atma" benzeri bu tür durumlarda, şekli bir tapu iptali olmasa bile mülkiyetin içinin boşaltıldığı hallerde Devletin makul bir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu netleştirmektedir. Karar, mülkiyet hakkı kısıtlanan ancak idarenin eylemsizliği yüzünden iç hukukta tazminat elde etme yolları tıkanan binlerce taşınmaz maliki için kritik ve yol gösterici bir dayanak oluşturacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvuran, 1967 ve 1971 yıllarında Sakarya'da deniz kenarında yer alan ve tapu kütüğünde kendi adına tescil edilen üç adet arazi satın almıştır. 1981 yılında idare tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bu arazilerin kıyı şeridi (kıyı kenar çizgisi) içinde kaldığı tespit edilmiştir. Başvuran, arazilerine ev yapmak için yapılaşma izni istediğinde, kıyı şeridinde yapılaşmanın yasak olduğu ve bu alanların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu gerekçesiyle talebi idarece reddedilmiştir.

Başvuran, tapusu idarece resmen iptal edilmemesine rağmen arazisini kullanamadığı ve idarenin iptal davası açmayarak Hazine'den tazminat almasını engellediği gerekçesiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Taşınmazlarının idare tarafından kullanılamaz hale getirildiğini ve yıllarca hukuki bir belirsizlik içinde bırakıldığını belirterek, mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetinin giderilmesi adına tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kurallar, Anayasa, ulusal mevzuat ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin mülkiyet hakkını düzenleyen ve koruma altına alan temel hükümlerine dayanmaktadır.

Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğunu, kamu yararı dışında ve yasada öngörülen koşullara uyulmaksızın kimsenin mülkünden yoksun bırakılamayacağını kesin bir biçimde düzenler. Mülkiyet hakkına yapılan herhangi bir müdahalenin meşru bir kamu yararı gütmesi ve müdahale ile hedeflenen amaç arasında adil bir denge bulunması zorunludur. Eğer bireye özel ve aşırı bir yük yüklenirse bu denge bozulmuş kabul edilir.

Ulusal hukuk bağlamında, Anayasa'nın 43. maddesi ile 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır, kesinlikle özel mülkiyete konu olamaz ve bu alanlarda her türlü yapılaşmaya izin verilmesi yasaklanmıştır. Benzer şekilde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715. maddesi de sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait olan malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu açıkça belirtir.

Yerleşik yargı içtihatlarına göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi kapsamında, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan ilke olarak Devlet sorumludur. Yargıtay uygulamalarında, kıyı şeridinde kaldığı için tapusu devlet tarafından iptal edilen kişilere bu madde uyarınca tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Ancak idare hukuku uygulamasında, "hukuki el atma" kuralları gereği, tapu iptal edilmeden yalnızca mülkün kullanımının kısıtlandığı ve idarenin pasif kaldığı hallerde tazminat hakkının doğup doğmadığı tartışmalı bir konu olarak mahkemelerin önüne gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuranın arazilerinin idari kararlarla kıyı şeridi olarak sınıflandırılması sonucunda, söz konusu taşınmazların kullanım imkânının büyük ölçüde azaldığını ve yapılaşmaya tamamen elverişsiz hale geldiğini tespit etmiştir. Mahkeme, başvuranın elindeki tapu belgeleri mahkeme kararıyla resmi olarak iptal edilmemiş olsa dahi, anayasal ve yasal hükümler gereğince bu tür taşınmazların hukuken özel mülkiyet konusu olamayacağını ve başvuranın mülkiyet hakkına bağlı olan kullanma, yararlanma ve tasarruf etme ayrıcalıklarından fiilen yoksun bırakıldığını gözlemlemiştir. Taşınmazlar uygulamada doğrudan Devletin mülkiyetine geçmiş sayılmış, başvuranın elinde kalan tapu belgeleri sadece şekli bir değere sahip olacak şekilde içi tamamen boşaltılmıştır.

Mahkeme, kıyı şeridinin çevresel olarak korunması ve herkesin eşit şekilde yararlanmasına sunulması gibi son derece önemli bir kamu yararı bulunduğunu kabul etmekle birlikte, başvuranın arazisini kullanamamasına rağmen hiçbir tazminat alamamasına özellikle dikkat çekmiştir. Genel menfaatin korunmasından doğan idari ve mali külfetin tamamının yalnızca başvurana yüklenmesi, kamu yararı ile bireysel haklar arasında bulunması gereken adil dengeyi onarılamaz biçimde bozmaktadır.

Kararda vurgulandığı üzere, idare resmi bir tapu iptal davası açmayarak bilinçli şekilde pasif kalmış ve bu sayede başvuranın mahkemeler aracılığıyla tazminat almasını engellemiştir. İdarenin bu hareketsizliği, iç hukukta tazminat elde etme imkânını tamamen idarenin keyfine bırakmış ve başvuranı mülkünün hukuki akıbeti konusunda tam bir belirsizlik içinde uzun yıllar boyunca tutmuştur.

Bu durum, başvuranın mülkiyet hakkının özüne ağır bir müdahale niteliğindedir. Mahkeme, kentsel planlamalarda uzun süre kamulaştırma yapılmayarak maliklerin mağdur edildiği "hukuki el atma" davalarındaki yerleşik içtihatlarına atıf yaparak, tapunun şeklen iptal edilmemesinin mülkiyet hakkı ihlalini ortadan kaldırmadığını güçlü bir şekilde vurgulamıştır. İlgili kısıtlamalar, malikin taşınmazını normal şekilde kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde dilediğince tasarruf etme imkânını fiilen ve hukuken ortadan kaldırmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuranın adil dengeyi bozan özel ve aşırı bir yüke maruz bırakıldığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Denize sıfır arsam var ama çivi çaktırmıyorlar. Ne yapabilirim? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) güncel içtihatlarına göre, idarenin arazinizi kıyı şeridinde kalması sebebiyle yapılaşmaya tamamen kapatması mülkiyet hakkınıza yönelik ağır bir müdahaledir. Devletin, arazinizin kullanımını yasaklayıp sizi mağdur etmesi durumunda, adil bir denge kurmak adına tarafınıza tazminat ödenmesi gerekir. Yurdagül Hastaoğlu kararı gibi emsal kararlarda belirtildiği üzere, kamu yararı güdülse bile bu durumun faturası tek başınıza size kesilemez. Dolayısıyla, iç hukuk yollarını tüketerek tazminat talebinde bulunma hakkınız mevcuttur.
Tapum duruyor ama kıyı şeridi diye arsamı kullanamıyorum. Hakkım var mı? expand_more
Kesinlikle hakkınız bulunmaktadır. AİHM, devletin tapuyu resmi olarak iptal etmeyerek tazminat ödemekten kaçındığı bu gibi durumları "hukuki el atma" olarak değerlendirmekte ve mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul etmektedir. Mahkemeye göre, elinizdeki tapu belgesi şeklen var olmaya devam etse de, taşınmaz üzerindeki kullanma, yararlanma ve tasarruf etme haklarınız fiilen ortadan kalktığı için mülkiyet hakkınızın içi boşaltılmıştır. İdarenin dava açmayarak sizi hukuki belirsizlik içinde bırakması, yasal yollardan makul bir tazminat almanıza engel olamaz.
Devlet arsamı yasakladı ama paramı da vermiyor. Ne yapmalıyım? expand_more
Devletin, mülkünüzün kullanımını yasakladıktan sonra pasif kalarak tazminat ödemekten kaçınması hukuka aykırıdır. Emsal AİHM kararları, idarenin resmi bir tapu iptal davası açmayarak taşınmaz sahibini hukuki bir belirsizliğe sürüklemesini kesin bir dille eleştirmektedir. Kamu yararı gereği mülkünüz kıyı kenar çizgisi içinde kalsa bile, devletin mülkiyetten yoksun bıraktığı kişiye makul bir bedel ödemesi zorunludur. Bu aşamada, mülkiyet hakkınızın özüne telafisi imkânsız şekilde zarar veren bu idari eylemsizliğe karşı hukuki yollara başvurarak tazminat davası açmalısınız.
Kıyı şeridi yasaklarından doğan zararlarım için tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, alabilirsiniz. AİHM, ilgili emsal kararında kentsel planlamalar ve kıyı şeridi uygulamaları nedeniyle uzun süre mülkiyet hakkı kısıtlanan maliklerin durumunu incelemiştir. Kararda, genel menfaatin korunmasından doğan mali külfetin yalnızca taşınmaz malikine yüklenmesinin kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengeyi onarılamaz şekilde bozduğu açıkça tespit edilmiştir. Bu nedenle, araziniz yapılaşmaya kapatıldıysa ve tapunuz iptal edilmese dahi fiilî yoksunluk yaşıyorsanız, devletin uğradığınız bu ihlali gidermek adına size tazminat ödemesi gerektiği uluslararası yargı nezdinde hüküm altına alınmıştır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir