Anasayfa Karar Bülteni AİHM | HAYES VE DİĞERLERİ | BN. 56532/22,...

Karar Bülteni

AİHM HAYES VE DİĞERLERİ BN. 56532/22, 56889/22, 3739/23

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM İkinci Bölüm
Başvuru No 56532/22, 56889/22, 3739/23
Karar Tarihi 01.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • İadenin Sözleşme'yi ihlal etmemesi güvencelere bağlıdır.
  • İndirilemez müebbet hapis cezası insanlık dışıdır.
  • Ağır suçlarda müebbet hapis orantısız görülemez.
  • Tahliye mekanizmaları ceza indirimini mümkün kılmalıdır.
  • Suçun ağırlığı cezanın orantılılığını doğrudan etkiler.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin iade (extradition) davalarında uyguladığı ve özellikle iade edilecek ülkede şartlı tahliyesiz müebbet hapis cezası riski bulunan durumlarda dikkate alınan Sanchez-Sanchez testinin sınırlarını netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Mahkeme, zorunlu müebbet hapis cezası öngören suçlamalarda, cezanın verileceğine dair güçlü bir karine doğduğunu kabul etmekle birlikte, iade edilecek devletin hukuk sisteminde yer alan ve mahkûmun kişisel gelişimi ile rehabilitasyonunu değerlendiren "merhamet tahliyesi" gibi mekanizmaların, Sözleşme'nin aradığı ceza indirimi ve gözden geçirme şartlarını karşıladığını teyit etmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, Avrupa Konseyi'ne üye olmayan ABD gibi ülkelere yapılacak iade taleplerinde, insan hakları standartlarının suçlular için bir "güvenli liman" yaratma aracı olarak kullanılamayacağını kesin bir dille ortaya koymaktadır. Suçun son derece vahim ve ağır olduğu durumlarda, öngörülen müebbet hapis cezalarının Sözleşme'ye aykırı ve açıkça orantısız sayılamayacağı vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, uluslararası ceza adaleti işbirliği ile temel insan haklarının korunması arasındaki hassas dengenin, suçun ağırlığı ve iade edilecek ülkedeki hukuki gözden geçirme mekanizmalarının varlığı çerçevesinde nasıl kurulması gerektiğine dair uygulamadaki mahkemelere rehberlik edecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan üç başvuru, Birleşik Krallık makamları tarafından ABD'ye iade edilmek istenmektedir. Başvurucular, ABD'de beş çocuğu kaçırmak amacıyla plan kurmak, bu çocukların dört ebeveynini tanık bırakmamak için infaz etmeye teşebbüs etmek ve şiddet suçu sırasında silah kullanmak gibi son derece vahim suçlamalarla yargılanmaktadırlar. Başvurucuların ABD'ye iade edilmeleri halinde, isnat edilen bu ağır suçlardan dolayı şartlı tahliye imkânı olmaksızın zorunlu müebbet hapis cezasına çarptırılma riskiyle karşı karşıya kalacakları iddia edilmektedir. Başvurucular, böylesi bir cezanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddesini ihlal edeceğini ileri sürerek iade kararına itiraz etmişlerdir. Dolayısıyla uyuşmazlığın temelini, başvurucuların iade edildikleri takdirde maruz kalacakları olası ömür boyu hapis cezasının, insan hakları standartlarına aykırı bir şekilde orantısız ve fiilen indirilemez bir ceza olup olmadığı sorunu oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, suçluların iadesi taleplerinin incelenmesinde özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.3 kapsamında düzenlenen işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağını temel kural olarak ele almaktadır. Mahkeme'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin iade edildiği ülkede şartlı tahliye imkânı bulunmayan, fiilen ve hukuken indirilemez nitelikte bir müebbet hapis cezasına çarptırılma riski taşıması, söz konusu yasağı ihlal edebilmektedir.

Bu tür iade uyuşmazlıklarında Mahkeme, Sanchez-Sanchez v. The United Kingdom kararında belirlenen iki aşamalı testi uygulamaktadır. İlk aşamada, kişinin ilgili suçtan hüküm giymesi halinde, hafifletici ve ağırlaştırıcı nedenler usulüne uygun olarak değerlendirilmeksizin şartlı tahliyesiz müebbet hapis cezasına çarptırılma yönünde gerçek bir risk bulunup bulunmadığı incelenir. Suçun, hakimin takdir yetkisini ortadan kaldıran zorunlu bir müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, bu riskin var olduğuna dair çürütülebilir bir karine doğar ve cezanın verilmeyeceğini ispat yükü hükümete geçer.

İkinci aşamada ise, hüküm anından itibaren, mahkûmun rehabilitasyona yönelik kaydettiği ilerleme veya iyi hâl gibi kişisel koşullarına dayalı olarak cezanın indirilmesi, affedilmesi veya şartlı tahliye edilmesine yönelik etkili bir inceleme mekanizmasının bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Mahkeme, iade edilecek devletin hukuk sistemindeki "merhamet tahliyesi" (compassionate release) veya yürütme affı (executive clemency) gibi mekanizmaların bu asgari inceleme şartını sağlayıp sağlamadığını irdeler. Ayrıca, takdir edilecek zorunlu cezanın, işlenen suçun ağırlığına ve vahametine kıyasla "açıkça orantısız" (grossly disproportionate) olup olmadığı da dikkate alınan temel prensipler arasındadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda başvurucuların ABD'de yargılanacakları suçların beş çocuğu kaçırma planı ve bu çocukların ebeveynlerini planlı bir şekilde öldürmeye teşebbüs gibi son derece vahim eylemleri içerdiğini tespit etmiştir. İade talebi kapsamında başvurucuların karşı karşıya olduğu suçlamalardan birinin zorunlu müebbet hapis cezası öngörmesi nedeniyle, Sanchez-Sanchez testinin ilk aşaması uyarınca başvurucuların bu cezayı alma riski taşıdıklarına dair bir karine oluşmuştur. Hükümet, savcılıkla yapılacak olası bir anlaşma (plea bargain) ihtimalinden bahsetmiş olsa da, Mahkeme, kişinin kendi özgür iradesiyle suçunu kabul etmesine bağlı bir ceza indirim ihtimalinin bu karineyi çürütmek için yeterli olmadığını ve ilk aşama testinin başvurucular lehine geçildiğini kabul etmiştir.

Bununla birlikte Mahkeme, testin ikinci aşamasına geçerek ABD federal sistemindeki ceza indirim veya tahliye mekanizmalarını yakından incelemiştir. ABD hukukunda yer alan "merhamet tahliyesi" (compassionate release) mekanizmasının, mahkûmun sadece fiziksel sağlığına değil, aynı zamanda rehabilitasyona yönelik çabaları, davranışları veya ilgili diğer kişisel koşullarına dayalı olarak cezanın gözden geçirilmesine olanak tanıdığı belirlenmiştir. Dolayısıyla bu mekanizmanın, Sözleşme'nin iade davaları için aradığı asgari ceza inceleme ve indirim şartlarını karşıladığı sonucuna varılmıştır.

Son olarak Mahkeme, öngörülen zorunlu müebbet hapis cezasının suçun ağırlığına kıyasla açıkça orantısız olup olmadığını değerlendirmiştir. Başvurucuların savunmasız çocukları kaçırmak ve ailelerini infaz etmek gibi son derece planlı ve ağır bir suç girişimi içinde yer aldıkları iddiaları göz önüne alındığında, müebbet hapis cezasının bu somut olayda açıkça orantısız olarak nitelendirilemeyeceğine kanaat getirilmiştir. AİHM, insan hakları standartlarının, böylesi ağır ve vahşi suçlardan aranan kişilerin adaletten kaçmaları için güvenli birer liman yaratılmasına alet edilmemesi gerektiğini kuvvetle vurgulamıştır.

Sonuç olarak AİHM İkinci Bölüm, başvurucuların ABD'ye iade edilmelerinin Sözleşme'nin 3. maddesini ihlal etmeyeceği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: